YARI ZAMANLI CİDDİ

Diyorlar ki niye hiç ciddi meselelerden bahsetmiyorsun? Neden hep suya sabuna dokunmayan yazılar kaleme alıyorsun? 

Kırk akıllıdan biri değilim de ondan. Aklım kendime yetmiyor ki başkasına ihsanda bulunayım.  Hem kim demiş ki kuşlardan, böceklerden, buluttan, denizin köpüğünden dem vuran yazılar ciddi değildir diye? Pekâlâ, çayın tavşankanı olup olmaması, topun geoit yerine yuvarlak olması, kedilerin her seferinde dört ayakları üstüne düşmesi, karşıdan karşıya üst geçitten mi yoksa trafiğin durumuna göre üç adımda zıplayarak mı geçilmesi de ciddi konular olabilir! Ya da bir kelebeğin kırlarda özgürce o çiçekten bu çiçeğe raks ederek gününü gün etmesi az buz bir mesele midir?  Başta bu satırların karalayıcı olmak üzere kaçımız gerçekleri bilmek, ciddi şeylerle meşgul olmak istiyoruz ki üç maymunu oynamak, devekuşu taklidi yapmak dururken?  Hem bilmem ki siz ne sandınız beni? Bir sözüyle herkesi kendine hayran bırakan kalburüstü bir kalem mi? Her yazısıyla olay yaratan kelli felli bir köşe yazarı mı? Yoksa siz beni her gördüğüne methiye düzen, her duyduğuna şaşıran, her okuduğuna inanan bir kalemşor mu bellediniz? Hayat ciddiye alınmayacak kadar kısa ve önemsiz çoğu insansa üzerinde durulmayacak denli insanlıktan nasipsizken ne diye kalemimin değerini düşüreyim? Ayrıca nereden çıkardınız ağzımda bakla ıslanmadığını? Bilmez miyim sandınız sır saklamasını? Neyi, nerede, ne kadar söyleyeceğimi akıl edemez miyim sanıyorsunuz?  Söyleyin bakayım bana, herhangi bir şeyin ciddi olup olmadığına kim karar veriyor? Bakalım ben ciddi olmak istiyor muyum? Hem ciddiyetsizlik almış başını giderken bendenizden ne hakla ciddi olmamı bekleyebiliyorsunuz? Ciddi olunca çözülecekse bütün dertlerimiz buyrun sizi önden alalım. Samimiyseniz tavrınızda büyük bir memnuniyetle size eşlik edelim.  Ama bir öyle bir böyle olmuyor ki… Kızdırmayın beni. Tek tek sıralarım korkularınızı da el mi yaman bey mi yaman görüverirsiniz. Demiyorsak kral çıplak edebimizden, zannetmeyin ki korkumuzdan. Korkmayın, korkmayın hemencecik, dedik ya biliriz sır saklamasını da nerede nasıl davranılacağını da… Ama şurası da bir gerçek ki “Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz,//Divanelerin hemdemi divane gerektir" diyen Ziya Paşa'nın ruhu şad olsun. Şairi anmışken, ' Aldanma ki şair sözü elbet yalandır.' diyen Fuzuli merhumu da yâd etmeden geçmeyelim. Buyur buradan yak şimdi! Yakmak demişken durduk yere geleceğimizi yakmayalım! Hani yerin kulağı var, malum. Kulak kesilmekle, kulak kabartmak arasındaki çizginin ikincisinden yana aşındığı bir atmosferde, küresel ısınmanın zararlarının doğal gaza ve bilumum petrol türevlerine ve dahi ekonomik parametrelerinin topluma yansımalarının psikolojik ve sosyolojik etkilerini...  Neyse biz izdivaç programlarına, amacının ne olduğu belirsiz(!) acunvari yarışmalara, üçüncü sayfalardan taşan şiddet haberlerine, hatta ve hatta amacı barış, kardeşlik olan sporu, …….. Meydan Muharebesine çevirmeye devam edelim.  Bilemiyorum yeterince ciddi oldu mu? Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?