DELİ MANDA

Mahmut Özay'ın az sayıda öykülerini 1970'in ortalarından sonraki Varlık'larda okuduğumu anımsıyorum. Nedense o öyküler onun ödül de alan yapıtlarına yöneltmemiş beni. Yıl­lar sonra YKY "Bütün Oyküleri"ni yayımlayınca Ozay'ı tüm yazdıklarıyla okumamanın ek­siğim olduğunun ayırdına vardım.

YKY'nin yayımladığı Deli Manda yapıtında 48 öykü var. Bu öyküler, daha önce Yıldırım Han Zevcesi Tireli Hafsa Hatun(1946),O Mübarek Serviler (1950), Yorgo (1964), İhtiyar El­ma Ağacı (1966), Babam Babam (1970), Deli Manda (1974) adlarıyla yayımlanmış. İlki İzmir'de, Yorgo Aydın'da; Babam Babam, Deli Manda İzmir'de, öteki yapıt da İstanbul'da yayımlanmış. Aydın'da yayımlanan Yorgo 1965'te Kamuran Şipal'in Elbiseciler Çarşısı yapıtıyla Sait faik Hikâye Armağanı'nı paylaşmış.

1909'da doğan 1980'de ölen Mahmut Ozay'ın öyküleri bende Ömer Seyfettin'i, Refik Halit Karay'ı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nu, Panait Istrati'yi, Yusuf Atılgan'ı, Cengiz Atmatov'u çağrıştırdı.

Deeh Deh, O Mübarek Serviler, Yorgo gibi öyküler; Kurtuluş Savaşı günlerini konu edin­miş. I. Paylaşım Savaşı yıllarını, öncesini anımsatan öyküler de var. Bunlar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Milli Savaş Hikayelerini anımsatmıyor değil. Öyküleri okurken bunların Karaosmanoğlu'nun öykülerine göre daha işlenmiş, daha akıcı buldum.

Yazarın köyü, kasabayı anlatan öyküleri Refik Halit Karay'ı, fanait Istrati'yi düşün­dürüyor. Öykü akışı içinde bir yandan anlatılanları yaşamaya çalışırken bir yandan da adı geçen yazarların yazdıklarının kimilerini düşündüm.

Azatlı'dan bir tümce: "Süleyman Çavuş da öyle yapmıştı; onu kasabanın kenarındaki Akmusluk'a kadar yedekte götürmüş, sonra başından yılarını sıyırarak kıçına bir tokatçık indirmiş ve "Haydi bakalım karoğlan, helal et hakkını" diyerek salıvermişti."

Yaşlanınca, sakatlanınca yılkı bırakılan eşeğin öyküsü. Yer yer "emekli"yi çağrıştı­ran anlatımıyla Cengiz Aytmatov'un romanı Elveda Gülsarı'yı düşündüm okurken. Yusuf Atılgan'ın Yılkı Atı'ndan önce yazıldığını geçirdim içimden. Belki de Atılgan'a küçük ... ama önemli, yoğun Yılkı Atı'nın konusunu Azatlı esinlendirdi.

Necati Cumalı gibi Balkan Kökenli Mahmut Ozay. Onda da konu olarak Necati Cumalı'yla Fiküaysal'ı, Ziya Yamaç'ı, Fahri Erdinç'i, Ivo Andriç'i, P.Istrati'yi düşündüren konu ortaklıkları var.

Yapıttaki ilk öyküde Tire Emiri, Aydmoğlu İsa Bey'in küçük kızı Hafza Hatun'un Yıldırım Han'la tanışması, evlenmesi, bulunduğu ortamın koşullarından sıkılarak yurdunu, Tire­yi özlemeşi, yanma verilen korucularla güç koşullarda yaptığı özlem giderme amaçlı Ti­re yolculuğu, sayrılığa, ölümü etkileyici anlatımla aktarılıyor. Yıldırım Zevcesi Tireli Hafsa Hatun uzun öykü nitelikli.

Cambazlı Pehlivan'da saygılı, dürüst, içi dışı bir, "ustasına" bağlı genç bir güreşçi anlatılıyor.

Bu Böyledir İşte Bey öyküsündeki, "Gerçi şehrimizin henüz bir bandosu da yoktu ama elbet olacak değil miydi günün birinde?.." tümcesi de Muzaffer İzgü'nün bir yapıtını anımsattı. Ozay'ın İzgü'ye konu esinlediğini düşündüm.

Deeh Deh'teki eşek Topal Kadın bir iki öyküde de geçiyor. Başka öykülerde de birbiri­ne eklemlenecek kişiler olaylar var. Bu tür öyküler Mahmut Ozay'da özyaşam öyküsel özeli­ğin açık seçikliğini ortaya koyuyor.

Yorgo, tutsak düşmüş bir yontucunun "insancıl" öyküsü.

Bir Soygun'da "eşkıyalık", Civan'da bir gözü kör, soy bir atın öyküsü, Papatyalar Açılırken'de anlatıcının yeğeni yetenekli, iyi yürekli, çalışkan, yiğit bir genç sürücünün geçirdiği kaza, sonrasında ölümü, olayı anaya bildirmek güçlüğünü yaşayan dayı anlatılıyor.

ihtiyar Elma Ağacı Emekli öğretmen Haydar Gürer'in binbir emekle oluşturduğu meyve bahçesi, yaşlanınca verimden düşen, kesilmek zorunda kalman elma ağacının öyküsü.

"Kimisi öküz, kimisi inek, kimisi dana ve düve... Yirmi beş, otuz kadardılar. İçlerinde bitecik de erkek manda vardı." tümceleriyle başlayan Deli Manda Denizli'nin ilçelerinden, köylerinden toplanmış büyükbaşların İzmir'den dış ülkelere gönderilişinin öyküsü. Deli Manda limanda gemiye yüklenirken denize düşecek, kaçacak, günümüzde büyük kentlerde kur­banlık boğaların kaçış öyküsüne^ benzer sonla öykü bitecek...

Mahmut Uzay öğretmen öykücülerden. Kimi öykülerinde öğrenci, okul, öğretmen üçgeni de var. Özay neyi anlatırsa anlatsın iyi anlatıyor. Tümceler düzgün. Dil akıcı, kıvrak, sürükleyici, insanı, insanımızı öne çıkarıyor olumlu olumsuz özellikleriyle. Okurken dil, öykü tadı alıyor insan. Özay'ı yıllar sonra anımsamam okuyucu olarak benim eksiğim...

Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hayrettin Günay --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?