KUR'AN'A GÖRE KURBAN!

Önümüzde Kurban Bayramı var. Bu yazımızda, Kurban ritüeli konusunda bazı bilgileri paylaşmak istedik. Hac Sûresinin, 28, 34,  36 ve 37.  ayetlerinin konusu kurban. Diyanet'in, 34. ayetle ilgili meali şöyle: “Biz her ümmete kurban kesmeyi meşrû kıldık ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah'ın adını ansınlar.”  37. ayetin meali ise şöyle: “Onların ne etleri Allah'a ulaşır ne de kanları; O'na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır” (Diyanet meal Tefsiri; Cilt: III. s. 725). Peki, 'Takva' nedir? Takva; Allah bilinci ile yaşamaktır. Peki, bu nasıl olacak? Habl'un nâs denilen iyilik, güzellik, doğruluk, paylaşmak, adaletli olmak gibi değerleri benimseyeceğiz ki, bunlara da;  Hablullâh; yani Allah'ın ipi/yolu/değerleri  deniliyor.  Zaten kutsal kitabımız birçok ayetinde bize 'Salih amel' yani iyi ve güzel işler yapmamızı; “hayırda yarışmamızı”  öğütlüyor. İlâhiyatçı Süleyman Yıldırım, Al-i İmran Sûresi ayet 92'nin mealinde, “'TAKVA', bazı şeklî tarafları (Müslümanlığın şekil şartlarını)  tamamlamakla elde edilmez” açıklamasını yapıyor!  Yani namaz, oruç, kurban gibi ritüellerle ölçülmüyor takva! İşte, Kurban da, dinimizin bu şeklî taraflarından birisidir! Bilindiği gibi, Kurban,  insanlığın çok eski dönemlerinden beri bir kültürdür. Hz. İbrahim zamanında da vardı ve  Mekke'yi ziyaret eden hacıların beslenmeleri için kurban kesilmekteydi ki, zaten kurbanın asıl maksadı da budur!   Kurban kesmek bir de Kevser sûresine dayandırılıyor. Şimdi bunu tevil edelim: Peygamberimiz dini tebliğe başlamış fakat Mekke kodamanları bundan rahatsız! Çünkü saltanatları yıkılacak! Peygamberimiz, dini tebliğ etmekten vazgeçmesi için kendisine yapılan bütün servet ve makam tekliflerini reddediyor! Bunun üzerine Peygamberimize baskı ve eziyet başlıyor! Dini tebliğ ettiği yerlerde, kendi adamlarına gürültü yaptırıyorlar. O'na hakaret ediyorlar. Bunlar, hikâye, şiir diyorlar. Bundan ötürü Peygamberimizin morali son derece bozuluyor. Kevser sûresi Peygamberimizin bu moral bozukluğu içinde iniyor.  İlâhiyatçı Hakkı Yılmaz, Kevser Sûresini Kur'an Mealinde şöyle veriyor: “İnnatayna Kelkevser”; “Biz sana çok nimet verdik.” Burada nimetten kast edilen Kur'an'dır. “Ve salli lirabbike venhar” Salât et;  sana yapılanları göğüsle, dayan, sabret! Deveyi keserken, hançeri göğsüne vurmaya da “venhar” deniyor. İşte venharın bu anlamından 'Kurban' çıkarılmış! Bu buyruk geldikten sonra Peygamberimizin kurban kestiğine dair ne bir rivayet ne de bir hadis var!  Diyanet Meal Tefsirinde Kevser Sûresinin 2. ayeti “Şimdi sen Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” olarak verilmiş. “Salâtı” namaz; “Venharı” yani “göğüsleyi”, “KURBAN” yapmışlar!  Fakat Diyanet tefsirinde şu ifade de var: “Bize göre, ayette vurgulanan husus, belli bir namaz ve kurban olmayıp, bütün namaz, kurban ibadetlerinin yalnızca Allah'a, bütün nimetlerin sahibine özgü kılınması, yalnızca Rabbe ibadet edilmesidir” (Cilt V, s. 701). Demek ki, bu ayette fiilî bir namaz ve kurban yok! Zaten düşünecek olursak, Peygamberimiz niçin namaz kıldığı için tahkir edilsin ki? Cahiliye dönemi Arapları, namaz da kılıyor; oruç da tutuyorlardı! Hâlbuki, Peygamberimiz, Mekke kodamanlarını çok korkutan bir şey yapıyordu; köleliğe karşı çıkan, paylaşmayı, eşitliği ve adaleti emreden yeni bir dini tebliğ ediyor; eğitim, öğretim işi yapıyordu ki, işte bu salâttı (salat çok geniş bir kavram; namaz anlamı da var)! Bu kavramın “Namaz kıl!” diye tercümesi doğru değil. Peygamberimizden, salâtı sürdürmesi yani insanlara yeni dini öğretmesi isteniyor! Peygamberimiz inen ayetleri  öğretiyor; yani “Salât” ediyor!  Ayette kast edilen ne namaz ne de kurban! Peki, bu vahim yanlışlar nasıl yapılıyor?   İlâhiyatçı Recep İhsan Eliaçık'ın da, KRT'deki bir programında, “Salât” kavramını namaz olarak çevirdiğini, şimdi bunu düzelttiğini söylediğini bir yazımızda belirtmiştik. Meallerde işte böyle çok önemli hatalar var!  “On bir Bakanlığa eş bütçesi ile, koskoca Diyanet ne işe yarıyor” diye sormak gerekmez mi? Prof. Hüseyin Atay da, “Venhar” kavramı hakkında şu açıklamayı yapıyor: “Sonradan ben de, Taberi'ye dayanarak, 108. sûrede '(yani Kevser Sûresi) “venhar” kelimesinin “kurban kesmek” olmadığını gördüm ve Kur'an'ı Türkçeye öyle çevirdim” (Hüseyin Atay,  “Kur'an'da İman Esasları  ve Kader Sorunu”,  s. 11 dipnot.)! Kısaca, Hz. İbrahim'in rüyasında, 'oğlunu kurban ettiğini görmesi' konusuna da değinelim.  Saffat Suresi  102. ayet,  birçok mealde şöyle tevil edilmiş: “Hz. İbrahim'in, gördüğü rüya üzerine, oğluna, 'kendisini kurban etmesi buyruluyor. Oğul (İsmail ya da İshak; ayette  isim belirtilmiyor)  teslimiyet gösteriyor. Bunun üzerine  Hz. İbrahim  oğlunu alnı üzere yatırdığı sırada, 104. ayet iniyor: “Sen rüyanın gereğini yerine getirdin (Artık kurban etmene gerek yok). Biz emrimizin gereğini samimiyetle yerine getirenleri işte böyle ödüllendiririz!”  107. ayetin mealinde de, kurban olarak bir koç indirildiği tevil olunuyor. Diyanet mealinde rivayet olarak “Cebrail aracılığıyla görkemli bir koç indirilerek oğlunun yerine bunun kurban edilmesi istendiği” belirtiliyor (Diyanet Meal Tefsiri, Cilt IV. s. 546). İlâhiyatçı Hakkı Yılmaz'ın açıklaması ise  farklı ve bize göre de oldukça akla yakın.  Hz. İbrahim dinini tebliğ etmek istiyor fakat o toplum sağır; üzerine ölü toprağı serili. İbrahim'i dinlemiyorlar. Bunun üzerine İbrahim Peygambere, dini başka topluluklara anlatma buyruğu geliyor (Saffat 99).  Hz. Musa'ya,  Peygamberlik verileceği zaman O'na  da “nalınlarını çıkar” emri gelmişti. Diyanet tefsirinde, Ta-Ha Suresi 12. ayette “papuçlarını çıkar” olarak çevrilmiş. Bunlar hep mecaz! “Nalınlarını ya da papuçlarını terk et” demek;  “Allah'a hizmet için malını mülkünü, çoluk çocuğunu terk et” demek! Hâlbuki,  Hz. İbrahim oğluna, 'Ben seni inanmayanların arasında, Zebih bırakacağım'; yani 'yalnız başına, mahrumiyetler içinde' kalacaksın diyor. “Zebh-Zebih” kelimesi, 'bir şeyden bir parça koparmak' demek. Zamanla 'boğazdan kesmek' anlamında da kullanılmış. Fakat “Zebh-Zebih” sözcüğü mecazen helâk etmek, mağdur etmek anlamında kullanılıyor.  Nitekim Saffat 102. ayetteki diyalogdan da bu açıkça anlaşılıyor! Diyanet Meal Tefsiri  Cilt IV, s. 541 bu ayeti  şöyle vermiş: “Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince, babası ona, 'Yavrucuğum' dedi, 'Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım, görüşün ne olacak' dedi. Çocuk, “Babacığım! Sana buyrulanı yap; inşallah  beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın” diyerek teslimiyet  gösterdi. Hiç, kurban edilip hayatı sona erecek olan bir kişi 'beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın' der mi? Babası onu,  orada zor şartlar içinde bırakıp gideceğini söylüyor. Nitekim, “İbrahim Onu alnı üzere yatırdı” diye açıklanan Saffat sûresi 103. ayetin tevilinin, 'Babası onu  güçlükler içinde bıraktı' olması gerekmez mi?  Kur'an'ın ruhuna ve aklımıza aykırı  olarak gökten kurbanlık indiriyorlar! Hakkı Yılmaz'ın belirttiğine göre, İbrahim Peygamberin oğlunu kurban olarak kesmeye götürmesi, gökten kurbanlık koyunun inmesi; bunlar hep Tevrat'taki tahrifatlardan etkilenerek yapılan teviller! Hâlbuki, Kur'an bizi birçok ayette, Tevrat'taki tahrifatlar konusunda uyarıyor. Tevrat'a göre, Hz. İbrahim güya rüyasında oğlunu kestiğini görmüş. Rüyasından şüphelenmiş. Buna 'Tevriye'  diyorlar. Sonra aynı rüyayı tekrar görmüş. Bu sefer şüphesi zail olmuş ve 'Arefe' yani bildim demiş. Buna da 'Arefe: Bilme Günü' demişler!”  İlgilenenlere, Hakkı Yılmaz ve emekli Müftü Mustafa Sağ'ın Karadeniz TV'deki programlarını (Pazartesi ve Perşembe akşamları saat: 22.00) tavsiye ederiz. Her iki İlâhiyatçı da, bize din diye belletilen hurafeleri birer birer çürütüyorlar.  Ö ğrendiklerimizi paylaşmak istedik. İsteyen kurban keser, isteyen kesmez. Kurban bir kültür.  Fakat şunu iyi bilelim ki, aslolan Müslümanların takva sahibi olmalarıdır.  Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?