ELVEDA AVRASYA!

Biz, Soğuk Harp Döneminde, Batı İttifakı içinde yer almamız nedeniyle çok büyük bedeller ödedik ve maalesef ödemeye de devam etmekteyiz. Hatırlatalım: Askerî darbeler, Sağ-Sol çatışması, siyasî suikastlar, Asala, PKK, FETÖ ve DEAŞ (IŞİD), Irak'ın parçalanması, Suriye'deki kanlı iç savaş  hep Batılı 'Müttefiklerimizin' Organize İşleri değil mi?  15 Temmuz Darbe Teşebbüsünde, perde arkasındaki güç bilinmeyen bir şey mi? Rus uçağının düşürülmesinden sonra, Rusya ile aramızda doğan gerginliğin, Cumhurbaşkanımızın Rusya Devlet Başkanı Putin'le bir araya gelmesinden sonra yumuşaması ile sevinmiştik. Bu konuda bir seri yazı da yazmış; başta Rusya olmak üzere bölge devletleri ile kuracağımız yakın dostluk ve işbirliğinin, Batı ile daha haysiyetli ilişkiler  kurmamızı sağlayacağı üzerinde durmuştuk. O zaman bize, AKP'nin Rusya ile yakınlaşmasının samîmi  olmadığı itirazları yöneltilmişti. Biz  bu itirazlara karşı, “Atatürk'ün temel politikasının hiçbir emperyalist devletle ittifak ilişkisine girilmemesi; Rusya ile ve bölge devletleri ile dostluğa önem verilmesi” olduğunu hatırlatmıştık!  Ne yazık ki, Soğuk Harp Döneminde estirilen Kara Propaganda sebebiyle, bunu dile getirmek pek o kadar kolay değildi. Hatırlanacağı gibi, MGK Genel Sekreteri sayın Tuncer Kılınç, 2002 yılında, Harp Akademilerinde yaptığı bir konuşmada, Rusya ve İran'la da dostluk ilişkilerinin geliştirilmesinin önemi üzerinde durmuştu. Sonra, bilindiği gibi, Ergenekon Kumpas Davaları süreci işletildi!  Biz, o zaman, bu yaşananlardan sonra,  İktidarın -konjonktürel de olsa-, Rusya ile yakınlaşmasının önemli olduğunu; Atatürkçü-Ulusalcı-Milliyetçilerin; tüm vatanseverlerin bu politikayı desteklemeleri gerektiğini, iktidar yeniden Batı Rotasına dönse bile, yarın milletimize anlatacağımız çok sözümüz olacağını belirtmiştik. Bu Avrasya açılımının yararı şu oldu: Milletimiz 70 yıl nasıl bir Kara Propaganda ile aldatıldığını gördü. Hele 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü, Batı'nın kirli yüzünün iyice anlaşılmasını sağladı. Şimdi, hâl böyle iken, iktidarın yeniden Atlantik ötesine yaklaşması; Rusya ile iplerin yeniden gerilmesi söz konusudur! Bu politikanın iktidara yeni bir 7 Haziran mağlubiyeti yaşatacağı muhakkaktır. Fakat asıl vahim olan, bu inişli çıkışlı politika yüzünden uğrayacağımız maddî ve manevî kayıplardır.  Sayın Cumhurbaşkanı son Körfez gezisinde yaptığı açıklamalarla, Rusya ile işbirliğimizin bize Suriye'de sağladığı kolaylıklara rağmen; yeniden, Amerika ile işbirliğini yeğlediğinin işaretlerini vermiştir. Bu konuda, Rafet Ballı'nın 16 Şubat tarihli Aydınlık gazetesinde yayınlanan, makalesi mutlaka okunmalıdır. Makale özetle şöyle: “Donald Trump 20 Ocak'ta göreve başladı. Türkiye ziyaret takviminde bile yok! Randevu bile verilmedi. Telefon görüşmesi için 3 hafta bekletildi (8.2.2017). Fakat başka bir ilk yaşandı. CIA'nın yeni başkanı Mike Pompeo ilk dış ziyaretini Türkiye'ye yaptı (9.2.2017). Cumhurbaşkanımızın karşısına CIA Başkanı oturtuldu! CIA Başkanı sonra bir rota çizdi. Ankara'dan Körfez'e uçtu! 3 gün sonra bir Erdoğan klâsiği yaşadık. ABD'nin rotasını  izledi; o da Körfez'in yolunu tuttu!  Listede 3 ülke vardı: Bahreyn, Suudî Arabistan ve Katar! Şu tespit ve teşhisler isabetliydi: 'Haritalar değiştiriliyor. Binlerce yıllık İslâm medeniyetine ev sahipliği yapmış bu topraklar ateş, kan ve gözyaşıyla yeniden dizayn ediliyor… Batı'nın  kullandığı kimlik siyaseti: Etnik kimlik, dil, kabile, renk ve mezhep temelinde birbirlerine yabancılaştırılan Müslümanlar Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Yemen'de ve  daha pek çok yerde kendi kendilerini tüketiyor.' Fakat, verdiği şu mesajlar  karmaşıktı, çelişkiliydi: 'Birileri de, hem Suriye'nin, hem Irak'ın bölünmesini istiyor. Irak'ın bölünmesi çalışmalarını yapanlar var. oradaki mezhebî mücadele çalışmalarını yapanlar da var. Çünkü orada bir Fars milliyetçiliği olayı var. Bu Fars milliyetçiliği olayıyla  da bir bölünme, orada da söz konusu; bunların önünü kesmemiz, önünü almamız gerekiyor' (13.2.2017 Bahreyn)! Cumhurbaşkanımız uluslararası bir platformda konuşuyor.  Bölgemizi parçalayan, Türkiye'yi parçalamak isteyen iradeyi keşfetmiş.  İlân ediyor: Fars Milliyetçiliği! Yani İran! Hani Amerika? Hani İsrail? Bir dil sürçmesi mi bu? Öyle gözükmüyor.  Çareleri de söylüyor. Meselâ Suriye'de güvenli bölge kurulmalı diyor! 'Güvenli bölge oluşturulması, uçuşa yasak bölge ilân edilmesi, bu bölgede istikrarı ve güvenliği temin edecek millî bir ordunun eğitilip donatılması!' Suriye'de, Suriye Devleti'nin dışında,  bir Millî Ordu eğitilip donatılacak! Kim yapacak bunu? Türkiye ve bazı dostları! Hangi hakla? Uluslararası hukukta yeri var mı?  İlnur Çevik bir yıldır Erdoğan'ın Başdanışmanı kadrosunda.  Amerikan medyasına konuşmuş. Çevik, 'Suriye'nin Kuzeydoğusunda bir Kürt kantonunu tolere edebileceğini, ancak Fırat'ın batısında Arap çoğunluklu yerlerde bir Kürt varlığını kabul etmeyeceğini ima etti.' Çevik, ayrıca 'Onları Fırat'ın Batısından atacağız; Fırat'ın  doğusunda  ise onlara dokunmayacağız' demiş! Irak'ta Barzani bölgesini kabul ettirmişlerdi. Aynı şeyi şimdi Suriye'de yapmak istiyorlar!” Rafet Ballı'nın, 18 Şubat tarihli yazısındaki bilgiler de önemli. 10 Şubat'ta Dışişleri Bakanımız Ukrayna'ya gidiyor. İki ülke arasında pasaportsuz seyahat kararı alınıyor. Bu arada, Ukrayna'da,  Kırım Türklerinin Batı yanlısı lideri Cemiloğlu ile de bir görüşme yaptığı haberleri olduğunu hatırlatalım!  Rusya ile ilişkiler yine gergin. El Bab'taki birliğimiz iki kere 'yanışlıkla' bombalandı! Rusya Moskova'da bir Kürt Konferansı düzenledi. Türkiye'den de katılanlar oldu.  Görüldüğü gibi, hamleler karşılıklı. Şimdi burada, “Bak işte, Rusya da PKK'ya destek veriyor” diyenlere şunu hatırlatalım: Batılı 'müttefiklerimiz' PKK/PYD ile bu kadar yakın ilişki içindeyken; Rusya'nın buna seyirci kalması beklenebilir mi? Ayrıca bu soruya biz de bir soru ile karşılık verelim: “Eğer Rusya Türkiye'nin dostluğuna güvenebilseydi, hiç bu gelişmeler yaşanır mıydı?”  Bu arada, NATO Genel Sekreterinin 16 Şubat tarihli açıklaması var: “İttifak, Karadeniz'deki askerî varlığını güçlendirecek!” Demek ki, Karadeniz'de de sular ısınacak! Geçen yıl sayın Cumhurbaşkanının, NATO'nun Karadeniz'deki varlığının yetersizliğinden söz ettiğini de hatırlayalım!   Bu şartlarda artık Türk-Rus dostluğundan söz edilebilir mi?   Demek ki, çok önemli bir politika değişikliği söz konusu! İran'a karşı açıkça tavır alıyoruz! Sanki bizi bölmek parçalamak isteyen İran'mış gibi! Nitekim 19 Şubat'ta, Dışişleri Bakanımız da, İran'ı, bölgede mezhepçilik yapmakla suçladı! İran'la düşmanlık bize ne kazandırır? İran nüfusunun yarısının Türk soylu olduğunu  hatırlatırız!  Demek ki, Rusya ve İran'la işbirliğine elveda deniliyor ve kadim 'dostumuza' dönüyoruz! Bu politikanın gelecekte başımızı çok ağrıtacağına şüphe yok.  Amerika'nın Irak Harekâtı'nın sonuçları meydandayken; Suriye'de de bu ülke ile birlikte olduk! Neticesi: Parçalanmış bir Suriye; sınırlarımızda PYD Kantonları, ülkemizde 3 milyonun üzerinde Suriyeli sığınmacı ve bunlara yapılan milyarlarca dolar harcama!  Bitmedi! Amerika bizi, YPG ile birlikte Rakka operasyonuna zorluyor. E. General Naim Babüroğlu'nun, Haber Türk ve CNN Türk televizyonlarında bu konuda yaptığı açıklamalar endişe vericiydi. Sayın Babüroğlu, Rakka'nın bizim için hiçbir önceliği olmadığını, bizi Rusya ve Suriye ile karşı karşıya getirebileceğini; Membiç ve Afrin'in bizim için daha stratejik olduğunu ve bundan sonra Suriye'de artık Rusya, İran ve Suriye Ordusu ile birlikte hareket edilmesinin önemini vurguluyordu. Hâlbuki biz, -Suriye'nin bir Millî Ordusu olmasına rağmen- Batılı ortaklarımızla birlikte, Özgür Suriye ordusu mensuplarından bir 'millî ordu' kurmak gayreti içindeyiz!  Enteresan olan şey, bu önemli gelişmeler konusundaki Ana Muhalefetin sessizliğidir!   Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?