KAHT-I RİCAL

Eskilerin; yancılığa, torpile, liyakatsizliğe verdiği isim kaht-ı ricaldir. Bugün, tavassut ve tabasbusla anlatılan durum. Aslında devlet bürokrasisi liyakate dayanır. Liyakatin en büyük düşmanı yine kaht-ı ricaldir. Senin adamın, benim adamım meselesi budur. Modern devlet nizamı, liyakatsiz sadık tiplerden ziyade, üretken ve çalışkan insanlar üzerinden yükselir. Paralel devletçikler ya da sovyetik memur sadakati, kaht-ı rical neticesinde oluşur. Buna parti adamlarıyla devlet yönetme de diyebilirsiziniz. Tek Parti döneminde böyle bir yapı mevcuttu. Devlet partisi yolunda ilerleyenler de bu hatalara düşebilirler. Kaht-ı ricalin en çok görüldüğü alan, devlet bürokrasisidir. Üniversiteler, Belediyeler, Kamu Daireleri, Sivil Toplum Kuruluşları gibi yapılar bu ayrımcılığın başını çekiyorlar. Bir üniversitede baba, oğul, gelin, damat aynı aileden olabilir mi, olur? Bir belediye, politikada başarısız babaların çocuklarının istihdam yeri olur mu, olur? Bu atıl yapı; polise, askere, diyanete sızdı mı, yandınız!15 Temmuz'da yaşadıklarımız tam da buydu. Aynı şeye inandırılmış, bindirilmiş kıtalarla birlikte darbe yaptı. Koca koca bürokratlar, yeni göreve geldiklerinde, kendini yerel unsurların adamı gibi görmemelidir. Oldukça engin bir açıdan ve başarı odaklı bir eleman temini yapılmalıdır.İlişkilerle gelenler, yine ilişkilerle gidiyor. Sonuçta aldıkları vasıfsız adamlar, yine yerinde duruyor. Hantal bir yapı oluşuyor.

    Kaht-ı rical nasıl oluşuyor? Nasıl çalışan bir sistemdir?Önce kurumun başına buna inanan ayar bir adam atarsınız! Bu adam, mikro milliyetçi de olabilir. Sonra, adam toplama ve tavassut başlar. Haberler uçurulur!!Kpss, sınav, başarı hak getire!  Nepofizm, hemşericilik, yancılık, adamcılık tam da burada başlar. Kendine sadık elemanları tesis ettikten sonra, sıra gelir pasta paylaşımına. Kurumsal içe kapanma başlar. Dışarıdan nüfuz edilemeyen bu yapılar, tüm haber kaynaklarına da kapalıdır. Kapalı devre usulü çalışırlar.Nasıl olsa, herkese bir makam ve mevki vardır!Fuzuli'nin "selam verdük rüşvet deyü almadılar" dediği düzen budur. Ortaklar, kendi aralarında kamuyu paylaşır hale gelirler.

    Osmanlıyı kaht-ı rical batırmıştır. Beşikten hoca yetiştirmeyle düzen bozulmuştur. Bugün bürokrasi deki durum da budur. Kurum içindeki yancılar, muğlak yönergelerle para kanallarından yararlanmaya başlarlar. Gelsin yurtdışı seyahatler, gitsin gizli para kaynakları!Kurumsal açığı bulan liyakatsizler, hiç imtihansız adam alma gösterisini bile yaparlar!Mevzu da basit. Efendim, memleketin bizim gibi layüs'el adamlara ihtiyacı var..Bu fırsatı kaçırmamamız lazım gibi argümanlara dayanırlar. Tipik ittihatçı kafası, bir silahları eksik tipler!Liyakatin olduğu yerde, otokontrol de olur.Bu kapalı yapılarda kimse sesini de çıkaramaz, çünkü herkese bir parmak bal vardır.Patron çıldırdı mantığıyla hareket eden liyakatsiz tipler, pek de geleceği düşünmezler. Onlar için esas olan, günü kurtarmak ve malı götürmektir. Bunu pek iyi bilen tipleri de bulurlar. Mıknatıs metaforu gibi.

Kendi eşini, kızını, gelinini bir yere kapaklamak isteyen yönetici; bunun kaht-ı rical olduğunu bilir. Yapılanın yanlış olduğunu, yöneten de biliyor, yasal olan herşey helal de değildir. Bal tutan parmağını yalar felsefesiyle yapıyorlar. Çalışma hayatı da bozuluyor. Kimse rekabete girmek istemiyor. Toplumsal yarışma ve iş rekabeti kaybolunca da, birbirine benzeyen onlarca sıradan insan ortaya çıkıyor. Bu da işyeri başarı oranını ve gelişmeyi engelliyor. Yükselme, başarı, kariyer artık bir fantezi oluyor. Kadro vermemeler, haksız atamalar, efendimci bir yönetim tarzı ortaya çıkıyor.Şu an Türk bürokrasisinde yaşanan budur. İnsanlar da kızını ya da oğlunu işe yerleştirmek için politika yapar hale geliyor.Kurumiçi yükselmek bile, dudakarası ilişkilerle belirleniyor. Kim yönetime ve patrona yakınsa, onlar şef ya da müdür oluyor, kadro alıyor. Tevfik Fikret ustanın dediği gibi:" Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizindir" durumu!

Memleketsever ve vatansever olmak, liyakate inanmayı gerektirir. Bunu bir deldiniz mi, artık düzen sağlayamazsınız. Herkes adaletin kız ismi olduğuna inanır. Kendi adına açılan sınava itiraz etmekle başlar herşey.Her makama, her statüye koşmak esas olmamalıdır. Hakolanı istemek esastır. Ailesinden elli kişiye makam dağıtan politikacı da aynı yanlışı yapıyor. Bacanağı, kaynı, baldızı, yeğeni de işe yerleştirmek nedir? Dünyayı garibanların âhı yıkar. Mevzuat boşluklarından torpil çıkarmak nedir?Bu kadar hesabî olmamalıyız. Yapılan kaçaklar, lüplüpler, sayıştay raporlarına yansımış durumdadır. Burada kul Hakkı vardır. Liyakati arayanlar, hasbî adamlardır.Nepofist kafalar, herkesi kendi gibi görürler. Bunları gözlemlemiş biri olarak, derim ki: 

"Terfi-i gayre himmet eder ser-bülend olan Pâ-mâl olursa her ne kadar nerdübân gibi "

Başkalarının yükselmesi için çalışır erdemli olan, ayaklar altında kalsa da merdiven gibi. Evet, biz Hakkı tutup kaldırmaya ve gerçekleri kovalamaya devam edeceğiz. Çünkü bu ülke bizim, bu kurumların da devamı esas. Dilerim; nepofizm, tavassut, tabasbus,yancılık, hamilikart durumları son bulur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsa Çolaker - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?