İDLİB CAMBAZI

Afrin'i, El Bab'ı, Kobani'yi hatırlayanımız var mı? Evlatları ve yakınları buralarda şehit olanlar asla unutmayacaklar ancak biz çoktan sildik hafızalarımızdan.

Yakında İdlib'i de unuturuz. Çünkü İdlib “Cambaza bak cambaza” söyleminde geçen bir cambazdır. Bizi cambaza baktırıp öte taraftan yapacaklarını yapıyorlar.

Bu da bir savaş taktiği!

Kuzey Suriye'de yaşanan gelişmeler Afrin'le, El Bab'la, İdlib'le açıklanacak kadar basit değil çünkü. Bunlar noktasal gelişmeler. Biz bu noktasal gelişmelerle uğraşırken asıl görüp müdahale etmemiz gerekenleri kaçırıyoruz.

Asıl soru şu? Fırat'ın doğusunda neler oluyor?

Bu soruya cevap veren bir yönetici gördünüz mü?

Sanırsınız ki Fırat'ın doğusunda hiçbir şey olmuyor.

Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak modeli bir Kürt devleti kuruluyor biz İdlib cambazına bakarken. Dostumuz ve müttefikimiz; yetmedi stratejik ortağımız ABD'nin silah ve para yardımıyla orada bir devlet kuruluyor. 

Yine dostumuz Rusya'nın katkılarıyla Ortadoğu'da haritalar değişiyor. 

Türkiye, kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz dediği devletin temelleri atılıyor. 

Müttefiklerimizin bir türlü terör örgütü demediği, bırakınız demeyi askeri destek verdiği bir örgüt ele geçirdiği bölgede devletleşiyor. Türkiye'nin bu örgüt için, tescilli bir başka terör örgütünün uzantısı demesi havada kalıyor. 

Anlatamadık bir türlü dünyaya bunu!

Ya biz anlatamadık ya da onlar anlamak istemiyorlar. Her ikisi de Türkiye için ileride vahim sonuçlar doğuracak, bilesiniz! 

En başından yanlış kurgulanan Suriye politikası ülkeyi bu noktaya getirdi. 

Dış politikada yaşadığımız öngörüsüzlüğün sonucu bu işte.

Çok meşhurdur şu A planı, B planı, C planı gibi söylemler. 

Suriye'de neydi A planı; Esat devrilecek ve Türkiye'yi yönetenler Cuma namazına gidecekler… Suriye'de kurulacak yeni yönetimle yeni bir işbirliği sağlanacak.

Kim soktuysa bunu bizimkilerin kafasına, kardeş Esat'ı cani Esat' yapıverdiler bir gecede. Öpüşürken çekilen fotoğrafların rengi solmadan bizimkilerin söylemleri değişiverdi.

Belli ki A planı olmadı. Esat devrilmedi, namaza gidemiyoruz; gidecek gibi de görünmüyor sahaya bakıldığında. Öyleyse B planını uygulayalım! 

Varsa C planın uygulayalım. Hayır, varsa yoksa noktasal coğrafyalarla uğraşmaya devam ediyoruz. Bu küçük uğraşılar büyük kayıplar yaşatıyor ülkemize. Ülkemizin güneyinde yeni bir devletleşme gerçekleşiyor göz göre göre. Bir yandan Suriye'nin toprak bütünlüğünden söz ederken bir yandan da o ülke bölünüyor. Irak bölünürken de Irak'ın toprak bütünlüğüne saygılıyız diyorduk. Irak'ın ne toprağı kaldı ne de toprak bütünlüğü.

Bu coğrafya da asıl tehlikeli olan kaynayan kazanın taşmasıyla komşuların da yangın yerine dönmesidir. Dün Irak bölündüğünde, bugün Suriye bölünürken bu girişimlerin yarın Türkiye'yi tehdit etmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur.

Suriye savaşının Türkiye'ye sıçramayacağını garanti edebilir misiniz?

Şu anda yapılan Türkiye kamuoyunun dikkatini İdlib'le meşgul etmektir. 

İktidar bu manada zaten noktasal bir coğrafyaya yoğunlaşırken genel coğrafyada ortaya çıkan siyasal gelişmeleri gizleme görünümü vermektedir. Muhalefetin de genel coğrafyaya gerekli hassasiyeti göstermeyişi manidardır.  

Kuzey Suriye'de Kuzey Irak'ta olduğu gibi bir yapılanma gerçekleştiğinde bunun dönüşü olmayacaktır. Tehdit daha da büyüyecektir.

Ne yapılacaksa bugünden yapılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihat Öztürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?