BUNLARI UNUTMAYINIZ !

l. 30 Ekim 1918'de,  Mondros Mütarekesi Rauf Orbay'a, Agamemnon isimli İngiliz zırhlısında imzalatılmıştı. Kimdi bu Agamemnon? Truva savaşlarındaki Atinalı Komutan!

2. 1 Ekim l992 tarihinde Ege denizinde yapılan NATO kararlılık gösterisi tatbikatına katılan TCG Muavenet isimli gemimiz, ABD'ye ait Saratoga uçak gemisinden atılan iki füze ile vurulmuş, gemi komutanı dahil 5 askerimiz şehit olmuş; ABD bunun sebebini 'teknik bir hata' olarak açıklamıştı! Çanakkale Savaşlarında Goliath zırhlısını batıran gemimizin adının Muaveneti Milliye olduğunu hatırlatalım!  Adamlardaki tarih şuûruna bakar mısınız!

3. Libya'ya ambargo uygulayan Haçlı Donanmasına biz de, 6 gemimizle katıldık! Bu donanmanın komuta gemisinin adı, Andrea Doria'ydı! Peki, kimdi Andrea Doria? Barbaros'un 1538'de yendiği Haçlı Donanmasının komutanı!

4.  İstanbul'u 5 yıl işgali altında tutan İtilâf Devletleri, 6 Ekim 1923'te, düzenlenen bir törenle, Türk bayrağını selâmlayarak İstanbul'u terk etmişlerdi.  Tesadüfe bakınız ki, bizim için, Avrupa'ya beyaz bayrak çekmekten bir farkı olmayan, Avrupa Birliği İlerleme Raporu da aynı tarihte açıklanıyordu!

5. 29 Ekim 2004'te Cumhuriyet Bayramı kutlanırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e, İtalya'da, Türk düşmanı bir Papa'nın heykeli önünde Avrupa Birliği anayasasını imzalatmışlardı!

6. Sanki takvimde başka bir gün yokmuş gibi, Barzani'nin peşmergeleri de, Suriye'nin Kuzeyi'ndeki Aynel Arab'ı, sözde  IŞİD işgalinden kurtarmak için savaşan  'Seküler' PYD güçlerine yardım etmek  için,  bir 29 Ekim günü, sınırlarımızdan geçirilerek, Suriye'ye  girmişlerdi!

AMERİKA DÜŞMANIMIZDIR!

Amerika'nın bizim aslâ dostumuz olamayacağını bilmemiz gerekiyor. Tümamiral Cem Gürdeniz, Aydınlık Gazetesi'ndeki makalesinde şu çok değerli bilgiyi vermiş:  “Başkanlığını Yunan asıllı eski NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral James Stavridis'in yaptığı, ABD Deniz Kuvvetleri Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun yayınladığı “Naval Operations and Fleet Tactics” adlı kitabın, “Ege Muharebesi” başlıklı bölümünde, ABD Donanması ile Türk Donanmasının savaşına yer veriliyor! ABD'nin denizlerde ve okyanuslarda en büyük rakiplerinden birisi olan Rusya'ya karşı uygulanacak harp oyunlarında bile sunî savaş senaryosu kullanılırken, NATO Müttefiki bir ülkenin, senaryoda açık şekilde düşman statüsüne alınması Türkiye'ye ciddî bir mesaj ve diplomatik hakarettir. Zira kitabın önsözü, ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından yazılmış ve imzalanmıştır” diyor.

Kitapta daha da ilginç şeyler var.  Senaryodaki Türk Donanma Komutanının adı 'Oramiral Mehmet Abdül' olarak veriliyor.  'Abdül', Birinci Dünya Harbi sırasında,  İngilizlerin, Türkleri küçük düşürmek için karikatür ve yazılarında kullandıkları bir uydurma isim! 

Senaryodaki Amerikan filo komutanı Albay Stephaine Decatur ismi de ilginç bir çağrışım yapıyor. Decatur; 1804 yılında Osmanlı'ya bağlı Cezayir Dayısını yenerek, bir Cezayir gambotunu ele geçiren Amerikan deniz yüzbaşısı!

Amerikalı 'dostlarımız'  Amerikan donanmasının ilk deniz zaferi olarak kabul edilen bu olayı, yağlı boya bir tabloda, yere düşmüş bir Türk Bayrağını mizansene katarak resmetmişler! 

Sayın Gürdeniz'in belirttiğine göre, bu tablo, Pentagon'da, ABD Deniz Kuvvetleri Komutanının makam odasının girişinde bulunuyor!

Evet, Batılı 'dostlar'  tarihi bu kadar önemsiyorlar. 

Atatürk de tarihimizin bilincinde olan ender devlet adamlarımızın en başta gelenidir. 

Büyük Taarruz'un tarihi 26 Ağustos'tur.   26 Ağustos aynı zamanda, Selçuklu Hükümdarı Sultan  Alpaslan'ın,  Bizans İmparatoru Romen Diyojen'i Malazgirt Meydan Muharebesinde  yendiği tarihtir! 

Peki, Cumhuriyet'in 29 Ekim tarihinde ilân edilmesinin sebebi nedir?

Atatürk, Birinci Dünya Harbi'nin sonunda, İtilâf Devletleriyle imzalanan Mondros  Mütarekesi'nin tarihi olan 30 Ekim 1918'den bir gün öncesini özellikle seçmiştir ki, Batılı 'Dostlarımız' hiçbir zaman unutmasınlar diye! 

Amerika Temsilciler Meclisi'nde, Demokratların ve Cumhuriyetçilerin, neredeyse oy birliğiyle kabul ettiği karar tasarısının denk getirildiği tarih de ilginç; 29 Ekim! Yani Cumhuriyetimizin kurulduğu tarih!  Adamlar her hareketleriyle mesaj veriyorlar.   

Ve sürekli olarak yayılan bir kara propaganda:  Efendim, Lozan yüz yıllık bir anlaşmaymış!  Yani 1923'te süre doluyor! Peki ne olacak? Türkiye Cumhuriyeti Devleti sona erecek ve yerine  bir Federasyon kurulacak!  

Peki, böyle bir şeyin olması mümkün müdür? Eğer, bu ülkeyi yönetenler tarih şuuru ile hareket etmezler ve millet de, seyretmeyi sürdürürse pekâlâ mümkündür.

Büyük Atatürk, arkasında emperyalist İngiltere'nin bulunduğu Yunanistan'ı yenerek İstiklâl Harbimizi kazandıktan sonra, yüce Türk Milletine şu uyarıyı yapmıştı:  “Emperyalizm bizi affeder mi? Yüz yıllık emeğinin ürünü Sevr'i ve Üçlü Anlaşmayı tarihe gömdük. Hevesi kursağında kaldı. Affetmez! Bizi yine uyutmak, istediklerini yaptırmak isteyecektir. Onun için gözümüzü daima dört açmalı ve çok çalışmalıyız. Tarihimizi iyi bilmeli, bağımsızlık bilincini güçlendirmeliyiz.”

AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİ: YALAN RÜZGÂRI  

Bizi içlerine alsınlar diye neredeyse yalvardığımız Avrupa Birliği bir Hıristiyan kulübüdür.  Sembolü bile bunun böyle olduğunu göstermektedir. Birçokları AB'nin bayrağındaki 12 yıldızın üye sayısına göre değiştiğini sanır, hâlbuki bu yıldızların AB üye sayısıyla hiçbir ilgisi yoktur. 12 yıldız Yahudi ve Hıristiyan inancında önemli bir yer tutmaktadır. Avrupa Birliği'ndeki  Hıristiyanlık sembolleri sadece bu 12 yıldızla sınırlı değil.  AB merkez binası bile 'Haç' şeklindedir! İlginçtir ki, NATO'nun sembolü de 4 köşeli haçtır ve Müslüman bir ülke olan Türkiye, sembolü 'Haç' olan bu askerî örgüte üye olmakta hiçbir sakınca görmemiştir! 

Siyasetçilerimizin Batı hayranlığı nedeniyle, Avrupa Birliği, ülkemizi yıllardır, AB  üyeliği havucu ile kendi yörüngesinde tutmayı başarmıştır ki, bu utanç verici bir durumdur.  Eski Alman Başbakanı Helmut Kohl  “Hıristiyan dünya görüşü ve Hıristiyanlık değerlerinin olmadığı bir Avrupa benim Avrupa'm değildir” demekteydi! Alman Başbakanı Angela Merkel, Papa 16. Benedictus'la görüştükten sonra şunları söylemişti: “Avrupa için Hıristiyan kökenler önemli.  Papa ile din özgürlüğünü ve Avrupa'nın rolünü konuştuk. Papa'ya Avrupa'nın anayasa sözleşmesi altında bir kimliğe ihtiyacı bulunduğunu söyledim. Bana göre bu sözleşme Hıristiyanlık ve Tanrı ile irtibatlandırılmak zorundadır.  Zira Avrupa'nın oluşumundaki etken Hıristiyanlıktır!” 

Avrupa Birliği Komisyonu eski başkanlarından Jacques Delors da, “Avrupa Birliği bir Hıristiyan topluluğudur.  Ben sosyalist olmama rağmen koyu bir Katolik'im.  Bunu da kimseden saklamaya niyetim yok!” sözleriyle açıkça ifade ediyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi de, din vurgusunu yapmaktan çekinmiyor: “Din, bizim kimliğimizin bir parçasıdır.  Dinin etkisini kabul etmeden, Avrupa tarihini anlayamazsınız. Hıristiyan dini, Avrupa kimliğinin oluşmasında çok büyük bir katkıda bulunmuştur.”

Durum bu! Peki, Atatürkçü, Milliyetçi  ve İslâmcı kardeşlerimizin bu Avrupa Birliği üyeliği sevdaları neyin nesidir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?