ÇARE PLÂNLI KARMA EKONOMİ ! (3)

ANADOLU KÖYLÜSÜNÜN SAĞDUYUSU!

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka teşebbüsleri ile, Liberal Ekonomi ile kalkınma anlayışının benimsenmesi, tarih şuuru olmayan, Batı hayranı aydınlarımızın sahip oldukları ferasetin âdeta aynasıdır. Bir de 'CAHİL' diye küçümsenen Anadolu insanının ferasetine bakalım: İki oğlu şehit düşmüş, memleketi gâvurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmemek için dualar etmiş; köy muhtarının aldığı tren biletiyle Ankara'ya kadar gelebilmiş olan yaşlı kadın, Gazi Çiftliği'nin çevresinde dolaşırken Atatürk'le karşılaşır. Atatürk bu yaşlı kadınla sohbet eder; Ankara'ya ne için geldiğini öğrenir ve karşısındaki kişinin Atatürk olduğundan habersiz olan kadına sorar:  “Bir isteğin var mı Gazi Paşa'dan?” 

Sadece Büyük Kurtarıcının yüzünü görmek isteyen yaşlı kadın şu cevabı verir:

 “Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki… O bizim vatanımızı gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını çiğnetmedi; daha ne isteyebilirim ki, ondan? Şunun bunun, gâvurun dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı?”

Yoksul fakat asil Türk köylüsü, şaşmaz feraseti ile, Atatürk gerçeğini görüyor ve böyle dile getiriyor. Peki, Hindistan bağımsızlığının sembol ismi, Mahatma Gandi'nin, “Biz, Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrıyı İngiliz zannederdik” sözlerine rağmen, Atatürk'e, 'İngilizlerin adamıydı' gibi sakil sıfatlar yakıştıran zavallılar için ne diyelim? Bunlar niçin bu gerçeği göremiyorlar? Çünkü, o Anadolu köylüsü, bu toprağın insanıdır, bu topraktan beslenmiştir, bu milletin değerleri ile yoğrulmuştur; millîdir. Okumuşlarımız ise, çoğunlukla Batı hayranı ve Batı taklitçisidir; kendileri buralı fakat ruhları ecnebidir;  o nedenle Millî Hassasiyetleri zayıftır; çoğununsa hiç yoktur! Tabiî, bir de özel görevliler var! Hedefleri görünürde Atatürk'tür! Fakat asıl hedefleri Türkiye Cumhuriyeti'dir; Türklüktür! 

Burada hemen, tarihimizin önemli bir parçası olan Tek Parti Döneminin (1923-1950), bir bütün olarak,  'Diktatörlük' olarak yaftalanmasının, bu zihniyet sahiplerine hizmet ettiğini hatırlatmak isteriz! Tek Parti Döneminin I. Evresi, 1923-1938 yılları arasındaki Atatürk Dönemidir. Atatürk bu devletin kurucusudur. Tek Parti Dönemi bütünüyle eleştirilirken, Atatürk de hedef alınmış olunmaktadır! Devletin kurucusunun hedef alınması ile, bu devletin hedef alınmasının bir farkının olmadığı bilinmelidir. Bu bakımdan, 'Tek Parti Dönemi' diye eleştirilirken, 1938-1950 arasındaki  'Şeflik Dönemi' ile Atatürk Döneminin ayrılmasına dikkat edilmelidir.

AYDINLAR KEMALİZM'İ HİÇ ANLAYAMADILAR!

Ülke şartlarını değerlendiremeyen; Kemalizm'in bu ülke için önemini kavrayamayan sol gruplar, daha Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak, Batı kapitalizmine karşı hayatta kalabilme kavgası verildiğini göz ardı ederek, siyaseti sınıf mücadelesi zemininde yapmak hatasına düşerek, Atatürk'e cephe alacaklar; İSLÂMCILAR, 'din elden gitti' safsatalarıyla, LİBERALLER ise, ülkenin içinde bulunduğu şartları göz ardı ederek, Batı'daki gibi bir Çok Partili Sistem ve Liberal Ekonomi talepleri ile İç Cephe'de önemli gedikler açacaklardır. 

Büyük şairimiz Nâzım Hikmet'in en büyük hatası da, diğer Ütopyacı Solcular gibi,  ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal şartları dikkate almadan, sınıf esasına dayalı bir sistemi savunmasıdır. Bugün, bazı sol çevrelerin ve 'Atatürkçülerin',  Atatürk gibi büyük ve gerçekçi bir devrimci dururken, Nâzım Hikmet'i, Deniz Gezmiş'i ya da Che Guevera'yı bayrak yapmaları doğrusu anlaşılır gibi değildir.

Batılılaşmaya temkinli yaklaşan; Batılılaşmayı, “Tarihî Doğu-Batı karşıtlığının gizlenerek, Türk toplumunun kendi özünden uzaklaştırılması ve emperyalizme teslim edilmesi” olarak değerlendiren Kemal Tahir de, Türk toplumunun evriminde sınıf çatışması tezlerinin geçersiz olduğunu savunmuştur. Kemal Tahir bu düşünceleri yüzünden sol grupların ağır eleştirilerine mâruz kalmış ancak, neticede, haklılığı meydana çıkmıştır. 

'Atatürk'ün Partisiyiz' diyenlere gelecek olursak: Bunu diyebilmek için, önce Altı OK'Un kılavuz edinilmesi gerekir. Hâlbuki, kendilerini Sosyal Demokrat olarak tanımlıyorlar! Sosyal Demokrasi; Emperyalizmle uzlaşmacıdır ve Serbest Piyasa Ekonomisini benimser;  Kemalizm ise Anti Emperyalisttir ve Plânlı Karma Ekonomiyi esas alır. İşte bu nedenle, hem Kemalist hem Sosyal Demokrat olunamaz; bu iki ideoloji birbirinin zıddıdır! 

Prof. Taner Timur, Kemalist Devrim hakkında, dikkatle okunması gereken şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Türk Devrimi, gerek faşizmden, gerekse Marksizm'den ayrılmaktadır. Çünkü bu rejimler sınıf çelişkisi temeline dayanmaktadır. Faşizm egemen sınıfların, Marksizm ise proletaryanın diktatörlüğünü ifade eder. Oysa Türk Devriminin temelinde Türk nasyonalizmi yatmaktadır” (“Türk Devrimi ve Sonrası”,  s. 181).

Bu arada, bu nasyonalizmin asla ırkçılık anlamına gelmediğini de hatırlatalım! Türk Milliyetçiliğinin temelinde, Atatürk'ün anayasamıza da koydurduğu şu anlayış vardır: “Bu Cumhuriyeti kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir!” 

Atatürk'ün milliyetçiliği, bu topraklarda yaşayan bütün insanları kucaklayan, birleştirici bir milliyetçiliktir. Bu tabiî ki, Batılı 'dostlarımızın' işine gelen bir anlayış değildir. Onun için, STK'lar da kullanılarak -hattâ kurdurularak- sözde, 'Daha Demokratik Bir Türkiye' sloganıyla, insanlar Türk Ortak Kimliğinde kaynaşmak yerine, Etnik Kimliklerine âşık edilerek, bu topraklara kaos tohumları ekilmekte; Kıbleleri Batı olan sözde aydınlar da, sözde 'Demokrasimizin daha da gelişmesi adına' bu değirmene su taşımaktadırlar!

YAKIN TARİHİMİZİ İYİ BİLMEK GEREK!

 Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Millî Devlet olarak kurulmasının önemini idrak edebilmek için, Osmanlı'nın çöküş döneminden, günümüze kadar olan serüveni iyi bilmek gerekir. Ancak bu tarihten habersiz olan gafiller ve özel görevliler, 1921 Anayasası ile 1924 Anayasasını kıyaslamaya kalkabilirler. 

Şevket Süreyya Aydemir'in yaptığı şu değerlendirme, Kemalizm'e yöneltilen eleştirilerin ne kadar köksüz olduğunu ve bu eleştirileri yapanların dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelere ne kadar yabancı olduklarını ortaya koymaktadır:  “İstiklâl Harbi sonunda bağımsızlığın kazanılması, hareketin yalnız bir safhasıydı. Asıl dava memleketin iktisaden kalkınması; sosyal bakımdan da aşırı sınıf mücadelesi tehlikesinden korunmuş, dengeli bir memleket hâline gelmesiydi. Bunun için de, memleketin gelişmesinde tekniğin ve sermayenin hâkim kısmını devletin elinde tutarak başıboş, yabancı uşağı bir kapitalizmin doğal sonucu olan sınıf kavgalarından memleket korunmalıydı. Ülkede sanayiyi kurmak, fakat sınıf mücadelesini önlemek; millî sermayeyi yaratmak, fakat bu sermaye üstünde bir oligarşinin şımarıklığına yol açmamak; devleti geliştirmek, fakat ferdi köle hâline getirmemek. Özetle, geri kalmışlıktan kurtulmak, fakat hem sınıf mücadelelerini besleyen liberal bir demokrasinin, hem de kanlı bir sınıf diktatörlüğünün ağına düşmemek... Bir Sosyal Devlet yapısında plânlı, disiplinli bir Karma Ekonomi” (“Suyu Arayan Adam”, s. 485)!

Batı bize, Serbest Piyasa Ekonomisini önerir ve içimizdeki ajanlarını ya da devşirilmiş aydınları kullanarak, bu sistem lehinde propaganda yaptırırken; liberalizmin babası sayılan ünlü İngiliz iktisatçısı Adam Smith, İngiltere için müdahaleci ve korumacı bir ekonomi öneriyordu! Serbest Piyasa'nın, kendi çıkarlarına hizmet ettiği müddetçe Batı tarafından baş tacı edileceği iyi bilinmelidir. Çin malları Amerikan ekonomisi için tehlike oluşturmaya başladığında; ABD Başkanı Trump'ın yüksek gümrük duvarları ile ekonomisini koruyacak tedbirler aldığını hatırlayalım!  ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?