ÇARE PLÂNLI KARMA EKONOMİ ! (7)

AVRUPA BİRLİĞİ BİR 

HIRİSTİYAN BİRLİĞİDİR!

Tüm Avrupa'da, temelleri eski Roma İmparatorluğu'nun sınırlarına dayanan bir yapıyı yeniden ihyâ etmek özlemi vardır ve İstanbul'un bu özlem içinde çok özel bir yeri bulunmaktadır! 

Bu tespiti abartılı bulanlara, Avrupa Birliği'nin temelini oluşturan Avrupa Topluluğu'nun, 1957 yılında Roma'da kurulduğunu hatırlatırız!  Avrupa Birliği yeni Roma'dır!  l6. yüzyılda yaşamış ünlü Hollandalı din adamı Erasmus'un en büyük hayâli, Avrupalı Hıristiyan devletlerin bir birlik oluşturmalarıydı. Avrupa Birliği ile amaçlanan da budur!

 Bizi, Amerika'nın 'Stratejik Ortağımız olduğu' yalanı ile, 'Avrupa Birliği üyeliğiyle bir refah toplumu hâline geleceğimiz masallarıyla', Amerika'nın ve Avrupa Birliği'nin kontrolünde tutarak, sahip olduğumuz potansiyelin kullanılmasına imkân tanımıyorlar. İçimizdeki ücretli elemanlarının ve devşirilmiş aydınların ve sahte Atatürkçülerin, “Türkiye'yi dünyadan koparıyorlar” çığlıklarının nedeni, kendi Millî Ekonomimiz güçlendiğinde, Batı'nın vesayetinin bitecek olması ve Türkiye'nin bu coğrafyada, tarihî misyonuna uygun görevleri üstlenecek olması endişesidir!

Geri kalışımız, sanki zihnî yetersizliğimiz ve yeteneksizliğimiz yüzündenmiş gibi, zaman zaman şöyle yanlış bir düşüncenin dile getirildiğine de şahit olmaktayız: “Efendim, II. Dünya Harbi'nde yerle bir olan Almanya ve Japonya dünyanın en güçlü ekonomileri hâline geldiler; biz hâlâ sürünüyoruz!”

 Bunu söyleyenler, ya Etki Ajanıdırlar; ya da, şu önemli gerçeğin farkında olmayan gafililerdir: II. Dünya Harbi'nden sonra Almanya'ya ve Japonya'ya Amerikan yardımları aktı ve üstelik bu iki ülke ordularına kaynak ayırmadı. Çünkü Amerika, ordu kurmalarını yasaklamıştı! Türkiye'ninse, Batılı 'DOSTLARI' tarafından, hem Plânlı Karma Ekonomi Modeli ile kalkınmasının önlendiğini; hem de, uydurulan bir 'Sovyet Tehdidi' yüzünden, yüz binlerce asker beslemek zorunda bırakılarak, kaynaklarının ekonomik seferberliğe ayrılmasının engellendiğini hatırlatmak isteriz! Amerika'nın tavsiyelerine kanarak, Plânlı Karma Ekonomi siyasetinden vazgeçmeseydik, bugün, dünyanın sayılı güçlerinden biri olurduk!

27 Mayıs 1960 Askerî Darbesinden sonra, Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Kruşçev'in, Devlet Başkanı Cemal Gürsel'e gönderdiği 28 Haziran 1960 tarihli mesajda da, aslında bu gerçek kibarca yüzümüze vurulmaktadır: “Eğer, Türkiye tarafsızlık yolunda kalmış olsaydı, kuşkusuz memleketlerimiz arasında en içten ilişkiler kurulmuş olacaktı. Bu durum, ülkelerimize yalnızca yararlar sağlayacaktı. Türkiye'nin kendi imkânlarını, büyük giderler gerektiren askerî hazırlıklar için değil, memleket ekonomisinin kalkınması ve halkının refahı için kullanması imkânı doğacaktı” (Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”,   s. 1591)!

Bir somut örnek olarak, Güney Kore'yi alalım:  1960'daki Millî Geliri 80 dolar; 2018'de ise 38 bin dolar! Bizim ise 1960'da 380 dolar olan Millî Gelirimiz 2018'de 9.600 dolar! 

Güney Kore bugün, dünya çapında tanınmış markalara sahip! Peki, biz Atatürk'ün Plânlı Karma Ekonomi Modelini sürdürseydik, acaba bugün ne durumda olurduk? 

İktidarın, bazı ithal ürünlerine yüksek vergiler koymasını eleştirenler var. Bu beylere göre, Türkiye gümrük vergilerini yükselterek, dış dünyaya kapanıyormuş! Tam bir Neo-liberal mantık! Tam bir Tanzimat kafası! Bu beyler ne kadar ciyak ciyak bağırsalar da, Türkiye'nin artık İthal İkamesi siyasetine dönmesi ve yerli üretimini koruması gerekiyor. Nitekim, en Batıcı kurumlarımızdan birisi olan TÜSİAD içinden bile artık farklı sesler çıkmaktadır! 

Daha önce de yazdık, önemine binaen tekrar hatırlatalım! TÜSİAD'ın 18 Ocak 2018 tarihinde yapılan 48. Olağan Genel Kurulu'nda, Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan'ın, yaptığı tespitlerle, Türkiye'nin takip etmesi gereken yeni siyasetin yol haritası çizilmektedir. Sayın Özilhan'ın konuşmasından bir özeti tekrar verelim: 

“Dünyanın ekonomik ve siyasî yapısında önemli değişimler yaşanıyor. Âdeta dünyanın ekonomik ve siyasî karkası değişiyor. Küresel sistem tartışmaları tüm ülkelerdeki karar vericileri derinden etkiliyor. Liberal Demokratik Düzenin eşitlik ve adalet getirmediği, sadece batının emperyalist politikalarına hizmet ettiği iddiaları birçok ülkede güç kazanıyor. Dünyanın ağırlık merkezi batıdan doğuya doğru kayıyor. Bu sadece ekonomik güç açısından değil, siyasî ve askerî güç açısından, hattâ kültürel açıdan da batının hegemonyasını zayıflatıyor; doğunun değerleri giderek yükseliyor. Geçen sene dünyada en hızlı büyüme sağlamış ülkelerin pek azında Liberal Ekonomi ve Politika İlkelerinin geçerli olduğunu görüyoruz. Çin, devlet güdümündeki ekonomilerin bir gün mutlaka çökeceği inancını yerle bir etti. Liberal Demokrasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisinin tüm dünyaya barış ve refah getireceği beklentisinin boş çıktığını itiraf etmek durumundayız. Dünyanın ekonomik ve siyasî güç dengelerinin yeniden oluştuğu, adeta tektonik değişimlerin yaşandığı bu çağda, değişimin hızına ayak uydurabilmek için ülkelerin hızlı ve etkin karar alması gerekiyor. Toplumun tepesindeki en zengin kesimler büyümenin nimetlerinden daha fazla yararlandı. Nüfus kentlere yığıldı. Bu değişim toplum hayatını her alanda köklü biçimde etkiledi. Sosyolojideki bu değişikliğe ekonomik ve siyasî hayatın ayak uydurması gerekir. İktidar toplumu kucaklamalı, muhalefetin önünü açmalı, sorunlarımızı beraberce aşmak için daha iyiyi hep beraber bulmak için topluma tartışma ortamı sağlanmalı!  Muhalefet yapıcı projelerle halka umut aşılamalı. Türkiye üretmiyor! Hem tarım hem sanayi üretiminde kan kaybediyoruz.  Büyüme kentsel ranta dayalı olursa, sınırlarını da rant çizer! Büyümeyi sürekli olarak yüksek seviyelerde tutmak için üretime dayalı bir ekonomik yapı şarttır. Liyakat temelinde yapılacak atamalarda, devlet kurumlarının kapasitesinin arttırılması ve yönetimin güçlendirilmesi gereğinin önemini bir kez daha belirtmek isteriz!”

Özellikle Liberal Ekonomi hakkındaki değerlendirmeler, Türk aydınlarının yüz elli yıllık ezberlerini bozacak ve bu ülkenin Kemalist aydınlarını haklı çıkaracak tespitlerdir! Bu ülkenin Kemalist aydınları yıllarca, Atatürk'ün Plânlı Karma Ekonomi Modelinin, Bölge Merkezli siyasetinin önemini anlatmaya çalıştılar; bu yüzden de 'Türkiye'nin dünyaya kapanmasını istemekle' suçlandılar! Şimdi ilk kez, işadamları hemen hemen aynı şeyleri söylüyorlar! 

Durum apaçık meydandadır. Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu ekonomik darboğazdan Çıkış Yolu vardır. Bu yol geçmişimizde başarı ile denenen Plânlı Karma Ekonomidir. Bu işin birinci ayağıdır. İkinci ve daha da önemli ayağı ise, Türkiye'nin, Atatürk döneminde olduğu gibi, başta Rusya olmak üzere bölge devletleriyle Stratejik Ortaklıklar geliştirmesidir. Rahmetli Tümamiral Soner Polat'ın da belirttiği gibi, Türkiye'nin Batı ile kurduğu müttefiklik ilişkileri, jeopolitiğin bütün kurallarına aykırı bir durumdur.  Türkiye bu ilişkileri nedeniyle, bin küsur yıl hâkim olduğu bu coğrafyaya yabancı bir ülke durumuna düşmüştür!

İktidar, bize çok büyük bedellere mâl olan Müslüman Kardeşler takıntısını artık aşarak, Atatürk'ün kurduğu, Balkan Paktı ve Sadabat Paktlarından ilham alan bir anlayışla, Bölge Devletleriyle işbirliğini geliştirmelidir. Bu cümleden olarak öncelikle -bize çok büyük ekonomik bedellere mâl olan-,  Mısır ve Suriye ile düşmanlık siyasetinden vazgeçilmelidir. Zararın neresinden dönülse kârdır.   Suriye ile, ŞAMGEN günlerine dönülmesi mümkündür. 

İktidarın da, muhalefetin de ana gündemi bu konular olmalıdır. Türkiye'nin nafile tartışmalarla kaybedecek zamanı yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?