Kutlanmayan Hafta

Kütüphaneler Haftası'nın, tıpkı mübarek ramazan gibi her yıl on gün geriye geldiğini sanmam. Valla, daha öncesini hiç takip etmemişim, ben iki yıldır biliyom; geçen sefer de Mart ayının son haftası kutlanmıştı galiba. Bu yıl da aynen öyle yapılıp, 2631 Mart tarihleri arasının kütüphanelerimize ayrıldığını sevinçle okudum. Tüm yurtta ''kitap okuma alışkanlığını'' özendirici, destekleyici etkinlikler yapıldı hafta boyunca. Bu konuda bi ''farkındalık'' yaratılmaya niyet edildi. Sergiler, söyleşiler, seminerler, tvradyo programları, falan filan işte. Ülkemizde herşey, sırf adet yerini bulsun mantığıyla apar topar geçiştirildiği üçün, bu kadarına bile şükrederek izledim ulusal basından, gelişmeleri. Yukarıda, azıcık dudak bükerek sözünü ettiklerimden epey bi farklıca; ''Kitabını alan gelsin, şehir meydanında kitap okuyoruz'' sloganı altında, şu garip göynümü büyük bi coşkuyla dolduran muhteşem bi organizasyon da düşünüldü. 81 ilimizde, aynı günün aynı saatinde, şehir meydanında toplanılıp, dosta düşmana karşı kitap okunacaktı. ''Eylem'' denilen şey bu diğil midir, karanlık'lara inat? Edebiyatçılar Derneği, Oyuncak Atölyesi gibi, bizlere pek bildik gelen nice kurumun da desteklediği bu güzel eylem, gerçekten de tüm yurt meydanlarında ete kemiğe büründü. Giresun'umuz hariç. ****    **** Yok yok, ne ben yanlış yazdım, ne sizler yanlış okudunuz. (Lütfen, gastenizin alıcılarıyla oynamayınız) Tuhaf bi raslantı sonucu elime geçen listede, şehrimin adını görmeyince dellendim resmen, 26 Mart günü. Bi biçimde ulaşarak bu etkinliği düzenleyenlere, hesap sormaya yeltendim. Aklımdan; ''Bana bakın ula gardaşım, diğer 80 ilin henüz meydanı vesairesi yoğiken, Giresun zaten bi kültür kentiydi'' demek geçiyodu inanın. Adı, soyadı ve telefonu bende gizli kalsın hadi, yetkili diyeyim kısaca, benden daha da dertlenmişti bu işe. Ağzımı bile açtırmadı, Giresun'dan arıyom dediğimde. ''Allah sizi inandırsın Gürsel Bey, yalnızca ve yalnızca Giresun'dan yanıt gelmedi, programa dahil edemedik, çok üzüldüm''… Memleketin bütün her tarafında insanlar, şehirlerinin meydanında, açık havada, yarım saatliğine de olsa hep birlikte kitap okuyoken, benim şehrimin insanı kimbilir neyle meşguldu? Ne ekersen onu biçersin kardeşim. Bu şehrin kültür ve sanat sevdalılarını küstürür, kıyıda köşede bırakır, bu işleri siyasetçi, düz, dünyadan bihaber, niteliksiz adamların elinde oyuncak edersen, olup olacağı budur. ****    **** Beni iyi dinle sevgili kardeşim, Kim olduğun, rütben, makamın, neyin varsa hiç umrumda diğil. Defalarca yazdım, konuşmalar yaptım, nice sanat ortamlarında anlattım, demek ki bi kulağından girip ötekinden çıkmış. Belki de adam yerine koyup hiç dinlemedin… Adamlığı sizlere bırakayım, boşver, ama şunları bilmeden aldığın her soluk haramdır. Öyle bi yerdir ki bu şehri canan; ülkemizin ilk Şehir Tiyatroları kurumu burada kurulmuştur. İstanbul kim, Ankara kim? Anadolu'nun ilk kadın tiyatrocusu Afife Jale diğil, bi Giresun gızı olan Madam Agavni'dir. Kurabildin mi bu şehre bi ''Madam Agavni Sahnesi'' ? Nasıl kuracan, beynindeki onca oy kaygısıyla? Avrupa'da bitek Wimbledon'da varken bi tenis kortu, ikincisi semtlerin kralı Sokakbaşı'mızdaydı 100 sene önce. İngiltere'nin meşhur HydePark'ında 140 yıldır bulunan ''Serbest Kürsü''nün bi benzeri, 80 yıl önce benim şehrimin meydanında da kuruluydu. Hani, o ''Diktatör'' imalı saldırılarla kemikleri sızlatılan Büyük Adam'ın zamanında. Sandık hesabı gütmeden, göğsünü gere gere, hiç dile getirebildin mi bu mevzuyu? Giresun'un, benim bildiğim, gözlerimle gördüğüm 4 evinde piano vardır. Halen de vardır. Sen bilmezsin. Nerden tanıyacan bu soylu insanları? Denkleri diğilsin ki… Sahiplerince, baba yadigarı olarak, en az 100 yıldır var oldukları anlatılır, o benzersiz çalgıların. Eh be güzel kardeşim, sanmam ki aynı tarihlerde Paris'te de 5 evde piano olsun. Ayağa kaldırıp da dünyaları, havasını atabildin mi bunun yedi düvele karşı? Fotoğraflarla belgeli, 1950'lilerden bu yana plaj kültürü vardır Giresun'un. Kadınlı, erkekli denize girilebilen. Yahu, başka örneğe gerek yok, buradayım işte, daha benim çocukluğumda, sağımızdaki solumuzdaki ''büyük'' geçinen illerde denize girmek günahtı be aslan kardeşim, çıkıp da kime anlatabildin bunları şimdiye kadar? Andon Usta'yı ağzına bile alamazsın. Maazallah seçim vakti yaklaştı, nene gerek elin Rumu, Ermenisi? Bu şehirde yaşamadılar hiç, hemşerimiz diğiller sanki? 3000 yıllık Giresun Bıçağı kültüründen, haberin bile yoktu, çıkıp da ben yazmasaydım günün birinde. Bursa bıçağı kim, Sürmene bıçağı kim, bizimkinin yanında? Böyle bi meselen hiç olmadı ki hayatında. Öyle bi yerdir ki bu şehri canan; herşey 20 küsür paragrafçıktan ibaret köşe yazılarında yazılamıyo. Alır kitaplarımı, okur, öğrenirsin… ****    **** Kimse kusuruma bakmayacak; o kadar ki öfke ve üzüntü yüklüyüm. Sakin olamıyom, elimde diğil. Bunların bu tür dertleri olmayabilir, ama benim var. Can Akengin'in yeğeni olarak var. Bi Belediye Başkanı torunu olarak var. Giresun sevdalısı bi çocuk olarak var. Bu kentin ulusal basında köşe sahibi olan yegane yazarı, bencileyin Gürsel Ekmekçi olarak var. Bu hesapları sormadan da ölmeye hiç niyetim yok. Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?