Çobanlara Sahip Çıkın!

Bekir amca. Ankara'nın diliyle Bekir abca. Giresun'un diliyle Bekir emmi. Siz bilmezsiniz! Çobandır. Çobanların piridir. Güzel insandır. Yiğittir. Yavuklusu, tiftik keçisidir. Sevgi doludur. Sevgisini de paylaşır, ödülüne de. Çobanlar, doğal yaşamın içinde hiçbir biçimsel eğitim görmeden yönetim biliminin uzmanıdır. Demem o ki, diplomasız yöneticidir. Diplomalı yöneticilerde olmayan bir yaşam birikimi, yönetim disiplini ve donanımı vardır. Uzak görüşlüdür. Her bir yöneticinin çobanlardan yöneticilik dersi alması gerekir! 

Hem  bir sürüyü yönetirken hem koruyucu köpekleri gözlerken, hem de çevreyi kolaçan eder. Yabani hayvanların sesine dikkat kesilir. Hem gökyüzünü gözler, havadaki gelişmeleri ve değişimleri algılar, hem de  kavalına nefes verir. Hayvanlarının karnının doyup doymadığını, otun yeterli olup olmadığını da gözünün ucuyla takip eder. Tabi bunların hepsini de aynı anda yapar. Yani, birçok uygulamayı, gözlemi aynı anda yaparak başarılı bir yöneticilik örneği gösterir, çobanlar. Doğal olarak, herkesin çoban olması mümkün olmadığı gibi her çobanın başarılı bir olduğunu söylemek de mümkün değildir. Bekir amca, çobandır; hem de en iyisinden, en yiğitinden.  

Nüfusun 25 milyon olduğu 1960 yılında 6 milyon baş tiftik keçisi varken bugün 70 bine düşmüştür. Tamamen yok olup gitmediyse  Bekir Özbahar'ın önderliği, katkısı ve feraseti çok büyüktür.  

***  

Cumhuriyetin ilk yıllarında hayvan yetiştirme planları ve uygulamaları yapılarak hayvan sayısı hızla artmıştır. Sayısal artışın yanında kalitesi ve verimliliğinde de artış olmuştur. 1980 yılından sonra uygulanan politikalar sonucunda hayvan sayısında sürekli azalma gözlenmiştir. Nüfus artarken ters orantılı olarak hayvan sayısında azalmaya neden olmuştur. Et fiyatında ise artışın temeli olmuştur. Özellikle 1980 yılların ilk yarısında  hayvan varlığımızdaki azalmanın gizlenmesi için istatistikleri açıklanmaz olmuştu. Bırakın büyükbaşı, küçükbaş varlığındaki azalmanın en somut sonucunu tiftik keçisi varlığında görmekteyiz. Zamanında Orta Anadolu platosunun tamamında tiftik keçisi varken bugün üç-beş ilde üç yüz-beş yüz yetiştirici, tiftik keçisi ile ilgilenmektedir. 

Halbuki, tiftik keçisinin, diğer bir deyişle Ankara keçisinin tiftiği, çok değerlidir. Tiftiğin hikayesi, aynı zamanda kapitalizmin ve emperyalizmin tarihinin aynasıdır. 15. yüzyılda Anadolu'dan İngiltere'ye tiftikten giysiler ve dokumalar ihraç edilirken 19 yüzyıla kadar geçen sürede dokumadan ipe, ipten keçiye dönüşmüştür. En sonunda hayvan varlığımız Güney Afrika'ya götürülerek, tiftikteki egemenliğimiz sona ermiştir. Bugün tiftik piyasasını Güney Afrika Cumhuriyeti belirlemektedir. İhraç süreci giysiden tiftiğe dönüşürken İngiliz malı fabrikasyon pamuklu dokumalar, Osmanlı'nın  tüm coğrafyasına hakim olmuştur. Yani, yalnızca Anadolu değil, tüm Osmanlı coğrafyası, bu kadere mahkum olmuştur. İngilizler için kazanmanın cenneti olmuştur. 

Bugün hayvan sayısındaki azalma nedeniyle işlenmiş yünler, Yeni Zelanda ve Avusturya'dan, kumaşlar ve dokumalar Çin'den ithal edilirken yıkanmış ham yünler, Çin'e ihraç edilmektedir. Yalnızca, zaman ve ülkeler değişmiş!   

***  

Egemen ülkelerin lehine uygulanan ithalat ve ihracat politikaları, dokuma sanayisini vururken vatandaşların çok ciddi olarak sömürülmesine ve fakirleşmesine neden olmaktadır. Dün de, bugün de aynı sömürü  politikalarının esiriyiz. Bu yanlış politikalar yalnızca dokuma sanayisini vurmamaktadır. Tüm hayvan yetiştiricileri, pamuk ve ipek üreticilerini de vurmaktadır. Hem dokuma ürünlerinde hem de et ve süt ürünlerinde insanlarımızın ezilmesine neden olmaktadır.    

***

Önceki yazımda bizim petrol ve kömür türevlerinden üretilmiş sağlıksız ürünleri giyerken egemen ülkelerin insanlarının koyun ve tiftikten üretilmiş ürünleri kullandığını belirtmiştim. Sonrada sağlığınızı düşünüyorsanız, petrol türevi sentetik ürünlerle yapılmış giysileri kullanmayın. Çocuklarınıza, bebeklerinize, torunlarınıza yüzde yüz yün ve tiftikten başka bir şey giydirmeyin, demiştim. Sadece yünü, tiftiği yeğlemeniz yetmez. Tiftik ve yün ürünlerini, giymeniz yetmez. Koyun ve tiftik keçisinin etini de talep edelim. Tiftik ve yünden yapılmış dokumaları talep etmezseniz et yiyemez duruma düşeriz. Et yiyemez duruma düştük, et bulamaz duruma düşeriz. İthal et yiyerek, günü kurtarabiliriz. Ama, geleceğimizi, asla. Çobanlara sahip çıkın. Bekir amcalara sahip çıkın. Ürettiği yünü, tiftiği ve eti ve sütü talep edin. Küçük baş hayvan eti talep ederek hayvan varlığının artmasına katkı sağlayalım. Bu tezat değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?