SITMAYA RAZI OLMAK

Eski bir deyimdir, Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek.

Sanki Türkiye için söylenmiş, sanki Türkiye Suriye ilişkileri için söylenmiş.

Görünen o ki Arap Baharı falan diye diye, Suriye'yi zalim bir hükümdardan kurtaracağız, demokrasi getireceğiz diye diye Suriye'yi böldüler ve kuzeyine bir Kürt devleti kurdular. Amaçları da buydu zaten.

Bütün bunlar olurken Türkiye'yi yöneten siyasi iktidar da buna destek oldu. Bilerek ya da bilmeyerek, kandırılarak veya ikna edilerek!

Türkiye'nin terörist dediği bir gruba müttefiki ve stratejik ortağı bırakınız terörist demeyi tam aksine askeri ve ekonomik destek vererek bu oluşumun gerçekleşmesini sağladı. 

Ancak Türkiye bu müttefikine bir gözdağı vermeyi göze alamadı.

Sadece nutuk attı. Bir gece ansızın gelebilirim diyen Ümit Yaşar Oğuzcan'ın bir şiirinden Rüştü Şardağı'ın rast makamında şarkı yaptığı dizelerini Bir gece ansızın gelebilirize çevirerek kırık plak gibi tekrarlayıp durdu.

Bir gece ansızın bir yere gidemedi gerçekte!

Şimdi o coğrafyada fiili bir durum var. Türkiye'nin güney sınırında adı konulmamış bir Kürt devleti var. Zaten bütün bu toz dumanın da amacı buydu. Suriye'den bölünecek bu topraklarda bir Kürt devleti kurmak!

Türkiye her ne kadar Suriye'nin toprak bütünlüğünden söz etse de Suriye fiilen bölünmüştür. Daha önce Irak'ta olduğu gibi!

Gelinen noktada o coğrafya için görüşmeler devam ediyor.

Daha önce sınırımızda terörist bir devlet istemiyoruz diyen Türkiye şimdi araya güvenli bir bölge oluştursak yeter deme durumuna geldi. Bu bölgenin derinliği tartışılıyor.

Yani tam da ölümü gösterip sıtmaya razı etme durumu!

Sıtmaya razı olmazsak, güvenli bölgeye razı olmazsak bunu da kurmayacaklar. 

Kaldı ki müttefiklerimiz(!) buna bile nazlanıyorlar. Türkiye'nin güvenli bölgenin kontrolü bizde olacak demesine bile sıcak bakmıyorlar.

O bölgede sıcak çatışmalar başladığından bugüne Türkiye'nin söylediği Fırat'ın doğusu kırmızı çizgimizdir sözünü bugün ağzına alan yok. Fırat'ın doğusu artık terörist bir devletin kontrolünde… 

Biz arada bir tampon bölge oluşturmanın pazarlığını yapıyoruz. Onda da bir arpa boyu yol aldığımızı söyleyemeyiz.

Tarih tekerrür ediyor. Kuzey Irak modeli şimdi Kuzey Suriye modeli olarak karşımızda duruyor. İran sınırımızda ve Suriye sınırımızda henüz resmen tanınmasa da filen varlığını sürdüren iki Kürt devleti var. 

Var mı itirazı olan? Kabul edilmiştir!

Tarih tekerrür ediyor deyince Mehmet Akif'i hatırlamamak mümkün mü?

“Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” diyor ya Mehmet Akif Ersoy.

Ne kadar doğru! Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti bu yönetim zamanında kuruldu. 

Kuzey Suriye'de bir Kürt devleti bu yönetim zamanında kuruluyor.

Ve Türkiye Cumhuriyeti bütün bunları sineye çekerek şimdi güney sınırında güvenli bir bölgenin oluşmasının mücadelesini veriyor. Onda da ne kadar etkili olduğunu zaman içinde göreceğiz. 

Müttefikimiz bizimle âdete eğleniyor. Bir çekileceğim diyor bir çekilmeyeceğim diyor. Biz de bir gece ansızın gelelim mi gelmeyelim mi diye tartışıyoruz. 

Ne uzun geceymiş be birader!

Kaldı ki ansızın gelsek bile nereye kadar? 

Destek verdiğimiz Arap Baharı'nın sonucu bu işte… Türkiye'ye gelen Suriyeli göçmenlerin ülkede ortaya çıkardığı ekonomik ve sosyal sorunlara da hiç girmeden!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihat Öztürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?