Tanzimsiz Tanzim !

Kanunların yetkin olup olmadığının bir göstergesi de ömrü ve bir değişikliğe uğramaması ya da çok az değişikliğe uğramış olmasıdır. 1580 sayılı Belediye Kanunu, yaşamımıza 1930 yılında girmiş ve 2005 yılında çıkmıştır. Bu süre içinde ihtiyaç duyuldukça çok az değişikliğe uğramıştır. Bu yönü ile yetkin bir düzenleme olduğunu anımsatmalıyım. Belediyenin görevleri sırayla sayılmış ve sınırları belirlenmiştir. 81 başlıkta sıralanmakla kalınmamış, zorunlu ve ihtiyari görevler olarak temel ayrıma da tabi tutulmuştur.

15. maddenin 43. bendi ile tanzim ve satış mağazası kurma görevi yanında hayatı ucuzlatacak tedbirleri alma görevi verilmiştir. Her bir belediyenin zorunlu görevleri arasındadır. Kapsamına et, ekmek, yaş meyve ve sebze ile odun ve kömür girmektedir.  Kesin ihtiyaç duyulduğunda ilçe idare kurulunun onayıyla diğer gıda ve zorunlu tüketim maddelerine de yaygınlaştırılabilir. Tanzim görevi, malların toptan ve perakende azami satış fiyatının belirlenmesini de kapsamaktadır. Sebze ve yaş meyvenin kâr haddini belirleme yetkisi de verilmiştir. Tanzim görevinin sınırları içine bu maddeleri satın alma, satma, stok etme, belirli bir kâr haddi ile satın aldırma, sattırma ve fon tesis etme görev ve yetkisi de bulunmaktadır. 

Belediyelere verilen tanzim ve satış yetkisinin kapsamı çok geniş tutulmasının yanında amacı, niteliği ve uygulama şekli esaslı bir şekilde düzenlenmiş ve çok sağlam hukuki dayanak oluşturulmuştur.  

***   

2005 yılından beri yürürlükte olan 5393 sayılı Kanunda bu yönde bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanunun 15. maddesinde belediyenin görevleri 17 bent halinde sıralanmıştır. Kanun ile yapılan düzenlemeler, liberal anlayışın içselleştirildiğinin, benimsendiğinin bir göstergesidir. Sıralananlar arasında tanzim ve satış görevi yoktur. Hayatı ucuzlatma gibi amaç taşımamaktadır. Amacı olmadığı için azami satış fiyatını belirleme yetkisi de bulunmamaktadır. Et ve ekmeği bırakalım, yaş meyve ve sebzenin satın alınması, satılması, stok edilmesi, belirli bir kâr haddi ile satın aldırma, sattırma görevi de bulunmamaktadır. Fon tesis etme görev ve yetkisinin bulunmadığı da açıktır. Bugün Ankara ve İstanbul'da yapılmaya çalışılan tanzim satış uygulamalarının hukuki bir alt yapısı olmadığı aşikârdır. Uygulama liberal anlayışın duvara tosladığının somut bir göstergesidir.            

***   

Yürürlükteki düzenlemenin yetersizliğinden vazgeçelim. Uygulanmakta olan ucuz yaş meyve ve sebze satışının hukuki dayanağının olmamasından da vazgeçelim. Yapılan sebze, meyve satışının bir amacı var mıdır? Üreticisinin maliyet ve satış fiyatının altında bir bedelle tüketiciye satış yapılmasının etkisinin ne olacağını biliyor muyuz? Azami satış fiyatı belirlenmeden veya kâr haddi saptanmadan tüketiciye mal satmanın ticari yaşama olumlu bir etkisi olabilir mi? Hayatı ucuzlatacak tedbirleri almadan ucuz mal satmak, ucuzluk sağlar mı? Bu tür ucuzluk kalıcı olur mu? Taşıma giderlerinin satış fiyatları üzerindeki etkisi ölçülmüş müdür? Ambalajlama giderlerinin yükü hesaplanmış mıdır? Aracı kârının fiyatlar üzerindeki etkisi bilinmekte midir? Toptancı haline uğramadan mal alan zincir marketlerin satın alma, satış, kâr ve pazarlama taktikleri ile uygulamaları bilinmeden tanzim satış olur mu? Zincir marketlerin uygulamalarının üreticide yaptığı ve yapacağı yıkım anlaşılmadan tanzim satış yapılabilir mi?  Toptancı hal uygulamaları fark edilmeden, aracıya bırakılan yasal kâr payının oranı değerlendirme içine alınmadan, ürünün üzerinden alınan vergi yükünün maliyete etkisi hesaplanmadan tanzim satış yapılabilir mi? Bu soruları daha da artırmak mümkündür. Çıkabilecek sorunların tümünü dile getirsek sayfalar dolusu bir rapor olur.           

***

Günü kurtarmak, belki fazla oy anlamına gelebilir; fakat basiretsizliği yok edemez. Yapılmakta olan ucuz mal satma uygulaması nafile bir çabadır. Hiç kimseye fayda getirmez. Ama, en altta sebze ve meyve üreticisi kalır! Bir kez daha açığa çıkmıştır ki, üreticinin sahibi yok, hakkını savunan yok!     

Ekonomik yaşam, liberalizmi kaldırmaz! Tarımsal üretim, hiç kaldırmaz! Anlık, saatlik, günlük, aylık kârların yapıldığı, yaşandığı bir ekonomide bir yıl süreyle girdilerine ödeme yapan, harcama-larını bir yıl sonra geriye dönüştürebilen üreticinin korunup kollanmadığı bir ekonomide üretici de batar, tüketici de!   

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?