HDP / PKK TARTIŞMALARI ? (1)

HDP’nin PKK’nın uzantısı olduğu bilinmeyen bir şey değil.  Fakat öyle bir hava estiriliyor ki, HDP sanki, terör örgütünün uzantısı değil de, Demokratik Parlamenter Sistemin ayrılmaz bir parçası! Öyle müthiş bir ‘Algı Mühendisliği’ yapılıyor ki, HDP/PKK ilişkisini göremeyen vatandaşlarımızın, ‘HDP kapatılırsa, Demokratik Parlamenter Sistem büyük bir darbe yiyecekmiş gibi düşünmeleri’ sağlanıyor!  

Hemen söyleyelim ki, bu topraklarda, kalıcı bir barış ve huzur içinde yaşamanın yegâne çaresi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Yapısı ve Türk Üst Kimliği altında, özgür vatandaşlar olarak birlikte yaşamaktır! HDP/PKK seviciler ne kadar örtmeye çalışsalar da, HDP/PKK’nın amacının ayrı bir devlet olduğunu artık sağır sultan bile duymuştur! 

Emperyalizmin dünyanın dört bir tarafında, tezgâhladığı 'Demokratik Soslu' “Böl-Parçala-Yönet” siyaseti, Atatürk'ün ölümünden sonra içine sürüklendiğimiz; 'derin, yönetim ve aydın zaafları' sayesinde, bu güzelim ülkede de hayata geçirilmek isteniyor! 

'Kürt Meselesi' diye kabul ettirilmek istenen, bu kökü dışarıda olan Ayrılıkçı Terör Hareketi hakkında, onlarca yazı yazdık. HDP'nin niçin kapatılması gerektiğini bu yazılarımızda izah ettik. İki yazımızı, ne yazık ki, genç denebilecek bir yaşta hayata veda eden, değerli Strateji ustası Tümamiral Soner Polat, Aydınlık Gazetesi'ndeki köşesinde paylaşmıştı.

 HDP'nin kapatılmasının tartışıldığı bugünlerde, meseleyi bir 'Demokratikleşme' meselesi olarak görmekte devam edenlerin ayıkmalarına yardımcı olur umuduyla, HDP/PKK meselesini bir yazı dizisi ile ele almayı uygun gördük. 

'DEMOKRATİKLEŞME' BÖLÜNMENİN MAKYAJIDIR!

 Batılı 'Dostlarımız', içimizdeki Etki Ajanları ve bu coğrafyanın tarihinden habersiz oldukları için, bunların, 'Çoğulculuk, Demokratikleşme, Etnik Kimliklere Özgürlük' gibi, insan hakları soslu propagandalarına kapılan gafillerin bitmek tükenmek bilmeyen gayretleriyle, 'Kürt Meselesi' sürekli olarak ısıtılıyor. Bu meseleyi çözmeden (Yani PKK'nın talepleri kabul edilmeden demek isteniliyor!), demokratik bir ülke olamayacağımız iddia ediliyor! 

Demokratlığımızın ölçütü, PKK'nın taleplerine; yani BÖLÜNMEYE, yani KAOSA 'EVET' demek oluyor!

 Geçtiğimiz yıl, CHP milletvekili ve Anayasa Komisyonu Sözcüsü Prof. İbrahim Kaboğlu'nun hazırladığı, önsözünü sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun yazdığı bir kitapçıkta, 'Demokratik Muhalefetin', anayasa değişikliği için izlemesi gereken yol haritası açıklanmıştı! 

Demokratik Muhalefet Grubu'na şu partiler dahilmiş: İyi Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Halkların Demokrasi Partisi (HDP), TİP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve CHP!

Örtülü amaçlar için kullanılan her 'Derin Kavramın' önüne, mutlaka bir 'Demokratik'  kavramı ekleniyor! 'Demokratik Bir Türkiye' mücadelesi verdiklerini iddia edenlere, arabayı atın önüne koyduklarını hatırlatmak isteriz! Türkiye'nin bugün en temel meselesi, millî üretimi arttırarak, Millî Ekonomiyi güçlendirmektir! Bu yapılmadan iç barış gerçekleşemez. Tabiî, bunun yanında ülkenin adaletle yönetilmesi ve refahın adil paylaşılması gelir. Bunlar sağlanmadan, gerçek bir demokrasiden söz edilemez. Demokrasi mücadelesi verdiklerini iddia edenlerin, bu konulardaki projelerini de görmek isteriz. 

Türk aydınları, 1850'lerden bu yana 'Demokrasi Mücadelesi' vermektedirler! Bu 'mücadelenin', yegâne amaçları ülkemizi istikrarsızlaştırmak olan Batılı 'dostlarımız' tarafından teşvik edildiği bilinmelidir!

 Sayın Kaboğlu'nun 'Demokratik Yeni Anayasa' taslağında, “Türkiye” adı yerine, “ÜLKE”; birey ve yurttaş olarak da “Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı” öneriliyor  (S. 73)! 

Yani, bu taslakta “Türk” yok! Şu cürete bakınız!

Sayın Kaboğlu'dan sonra, 2020'nin ilk aylarında, -HDP ile ittifakı savunan- eski CHP milletvekili sayın Sabri Ergül'ün,  'Kürt Sorunu' başlıklı çalışması geldi! Bu taslağın mahiyetini,  Hürriyet Gazetesi yazarı sayın Yalçın Bayer'in köşesinden öğrendik!  Sayın Ergül, 'demokratik bir ülke olmamız için'  şunları önermiş: 

“CHP Legal Kürt Hareketinin bütün aktörleriyle ve akademisyen ve düşünürler ile de görüşerek, onların da katılımı ile, bu konuda bir konferans toplanmasını sağlamalıdır.

Gelişmiş demokrasiler, Yerel Yönetimler Demokrasisidir. Avrupa Birliği'nde halklar, aynı ülkede, barış içinde birlikte yaşamaktadırlar. 

Türkiye, birlikteliğini pekiştirmek için, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu I. Meclis'in yaptığı 1921 Anayasası'nın, yerel yönetimlerle ilgili hükümlerine benzer çağdaş düzenlemeler getirmiş bulunan, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı hayata geçirmelidir!”

Sayın Sabri Ergül bunları öneriyor ki, açılımı Federasyondur! Sadece Federasyon da değil; bu aynı zamanda, Şehir Devletleri demektir ki, Küremizin Ağalarının (Derin Dünya Devleti) talepleri de aynen budur! Çünkü, bu taleplerinin önünde en büyük engel olan Millî Devletlerin dağıtılması gerekmektedir! Gerçek bu!  Fakat bizim 'demokratlar' bu talepleri gerçekleştiğinde,  ülkemize barışın geleceğine ve birlikteliğimizin pekişeceğine inan-dırıl-mışlar! 

Bizi, dış ve iç tehditlere karşı koruyacak yegâne güç olan Millî Devletimiz dağıtılarak, ülkemize barış ve huzur gelmez, gelemez! Bugün, ülkemizin her tarafında, Türkler ve Kürtler barış içinde birlikte yaşamaktadırlar. Batılı 'dostlarımızı' rahatsız eden işte budur. Kürt kardeşlerimizin çok büyük çoğunluğu, Türklerle birlikte yaşamaktan mutludurlar; HDP/PKK'nın taleplerini paylaşmamaktadırlar!

Daha önce de yazdığımız Kuzey İrlanda örneğini tekrar hatırlatalım:  

Kuzey İrlanda'da Katolik ve Protestan İrlandalılar yaşıyorlar. Aynı ırka mensuplar fakat mezhepleri ayrı. Bu ülkede yıllarca süren İRA terörünü hatırlıyoruz! Kuzey İrlanda'da artık terör bitti. Fakat yine de, Protestanlarla Katolikler, bırakınız aynı apartmanlarda yaşamayı, mahalleleri bile ayrı! Televizyonda gözlerimizle görmesek inanmazdık, bu mahalleler 6 metresi beton ve 3 metresi tel örgü ile çevrili 9 metre yüksekliğindeki duvarlarla bölünmüş!

 Ey, bölünerek daha mutlu olacaklarını zannedenler! Aklınızı başınıza alınız! Emperyalist devletlerin aldatmalarına kapılmayınız. Irak, Suriye ve Libya'da yaşananlar hepimizi düşündürmelidir. 

EŞİT VATANDAŞLIK BİR TUZAKTIR!

Ayrılıkçı çevrelerin ve bunlara sempati duyanların son yıllarda dile getirdikleri, 'Eşit Vatandaşlık' diye bir kavram var! Sanki, Anayasamıza göre, kökeni ne olursa olsun, bütün vatandaşlarımız eşit değilmiş gibi! Bu konuda daha önce yazdığımız bir yazıda, Prof. Birgül Ayman Güler'in şu çok değerli uyarılarına yer vermiştik: “Otto Bauerci 'Ulusal Vatandaşlık' önerileri 1918'lerde toz olup gitti. Bu fikir 1970'lerde, bir Avrupa Birliği kurmayı düşünen Alman vatandaşı Jurgen Habermas tarafından işlendi. Ondan da ortaya 'Ulusal Vatandaşlık' yerine 'Eşit Vatandaşlık' önerisi geldi! 1990'ların Post Modernizmi bunu aldı 'Çeşitlilik, Farklılık, Öteki, Çoğulculuk, Katılımcılık' vb. kavramlarla birlikte yüceltti. 1990'larda sosyalist sistem dağılınca, profesyonel anayasa yazıcılar, 'Yakaladıkları Ülkelere', Mozaik Anayasalar biçmeye giriştiler! 1rak'ta 2005'te, 'Iraklı İnsanlar'dan söz eden anayasa bunlar tarafından yazıldı!  Her etnik topluluk, her inanç grubu, anayasal-siyasal kimlik sahibi oldu! Her yerel ve bölgesel parçaya, istiyorlarsa, başka bir dili 'Resmî Dil' olarak kabul etme yetkisi verildi.” 

Irak'ın 'DEMOKRAT' aydınları, şimdi eski Irak'ı arıyorlar! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?