Coronavirüs'den sonra Euroleague'de neler olabilir ?- 1

Tüm Basketbol otoritelerinin kabul ettiği üzere galaksimizde NBA'den sonra en önemli basketbol organizasyonu olarak Euroleague gösterilmektedir. Avrupa'nın tamamına yakınını etkisi altına alan coronavirüs salgınının Eurolegue'yi tatil etmemesi elbette düşünülemezdi.

Bildiğiniz gibi önemli bir sponsor varlığını Türkiye'den alan organizasyonun hiç şüphe yok ki katalizör takımlarından ikisi de yine Türkiye'mizden Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko oluyor.

Şimdi Euroleague'in erteleme kararından sonraki gelişmeler nasıl olabilir diye bir göz atmadan önce takımlarımızın erteleme anına kadar olan performansları nasıldı sorusuna cevap arayalım.

Öncelikle kolay sorudan başlayarak Anadolu Efes'in performansını değerlendirelim. Takımımız Euroleague'e uzaydan dünyaya aniden düşen göktaşı sertliğinde başlayıp ligin tüm zamanlarının mevcut sezon içi ezberlerini bozdu. Larkin'in bayraktarlığında kısa sürede zirveyi ele geçiren Ergin Ataman'ın öğrencileri zamanla zirvenin etrafına kalın duvarlar örerek sezon sonuna kadar “ben buradayım hesabınızı ona göre yapın” konu başlıklı sert bir deklarasyon yayınladı. Sezon içerisinde takımın üst düzey komutanlarının yaşadığı sakatlığa rağmen işin başında oturtulan çelik temelli sistem takım oyunu içerisinde kimsenin eksikliğini aratmadı. Normal sezonun tamamlanmasına altı hafta olan ligde Anadolu Efes'in dört maçını kendi evinde oynayacak olması ve ikili averajla beraber üç maç kredisinin de bulunması zirveyi kimseye terk etmeyeceğinin garantisi gibi görünüyor. Ayrıca temeli üç kısalı sisteme dayalı basketboldan geri adım atmazsa öyle pek mağlup olacak gibi de durmuyor.

Şimdi zor soru olan Fenerbahçe Beko'ya gelebiliriz. Aslında Fenerbahçe Beko'nun performansı için iki senaryo düşünebiliriz. 

Birincisi zahir olarak  görünen senaryo. Fenerbahçe Beko görünen duruma göre roller paylaşılamadığı için  ne savunmada ne de hücumda takım sistemi oturtmuş görünmüyor. Ön alanda kısaların savunması zaman zaman iyi olsa bile genellikle rakip hücumları durduramıyor. İlaveten ön alanda başlayan savunma zafiyetini kapatmak için uzunların isteksiz çabası yeterli olmayınca boyalı alan emniyetini de elden çıkardıkları için  ribaunt zafiyeti beraberinde geliyor. Hem uzunlarında bu sezon iyi savunma yaptıklarını söyleyemeyiz. Hücumda ise Sloukas'ın topu elinde fazla tutması takımın tempo bulmasını engellerken baskı olsun olmasın genellikle zaman israfı yapıyor. Bununla beraber isteksiz dış atıcıların istedikleri zaman bileklerine ayar vermesi seyredenleri çileden çıkarabiliyor. Sanki takım, ben bu sezon potansiyelimi değerlendirmek istemiyorum modunda mehter takımı gibi iki ileri bir geri yoluna devam ediyor . Ayrıca sık sık takımın taktiksel anlamda çok basit hatalara maruz olduğuna şahit oluyoruz ve buna anlam vermek gerçekten çok zor.  

Diğer taraftan, sezon başındaki facia neticelerin önüne ilerleyen zamanlarda biraz olsun geçilerek istatistiksel bir düzelme yaşanmış olsa bile bilinen hataların süreç içerisinde tekrar etmesi kafaları karıştırıyor. Uzun lafın kısası Fenerbahçe Beko bu sezon aradığı doğru oyun düzenini bulan ve sahaya yansıtan bir görüntü vermiyor. Obradoviç'in  elinde lambası ile “adam arıyorum” diyen Sinop'lu filozof Diyojen'den daha sıkıntılı bir ruh halinde olduğunu molalarda yaptığı konuşmalardan rahatlıkla anlayabiliyoruz. Resmin görünen yüzü böyle. Kuşkusuz Fenerbahçe Beko'nun bu sezon sergilediği Euroleague performansına yukarıda söylediklerimden çok daha fazlası eklenebilir. 

Gelelim batın olan görünmeyen ikinci senaryoya. Bu senaryoya göre Fenerbahçe Beko'nun yeni transferleri ile kuracağı oyun düzeninin sağlam temellere oturtması biraz zaman alacağa benziyor. Zira rüştünü fazlasıyla ispatlamış bir düzen içerisine De Colo gibi bir yıldızı ya da yıldızları monte etmek öyle göründüğü kadar kolay bir iş değil. Beraberinde zorlu bir süreci de getiriyor. Kaldı ki Sloukas'ın oyun karakteri ile hiç uyuşmayan De Colo'nun oyun karakteri  Ali Muhammed'le Leo Westermann'a daha yakın duruyor. Bu üçlü ile oluşan ön alan kombinasyonuna yardım ve yataklık yapan bir Sloukas rolü uzun oyuncuların daha efektif hale geçmesini kolaylaştırarak takımın oyununu çok üst seviyelere çıkarabiliyor. Yani Sloukas bu senaryoda esas oğlanı oynamıyor yardımcı erkek oyuncu rolünde oluyor. Fenerbahçe Beko bahsetmiş olduğum strateji'yi en kritik maçlarda kullanarak maçlarını kazandı. Söz konusu durum bize ister istemez Obradoviç'in  eleştirilen takım performansını bilerek ve isteyerek  kontrol ettiğini düşündürüyor. O halde Obradoviç neden böyle hareket ediyor olabilir? 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyza Aliustaoğlu --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?