SINIFTA UYUYAN ÖĞRENCİLER

Yaz tatiliydi; gazetemde bir fotoğraf yayınlandı. Yarısı boş bir sınıftaki öğrenciler sıraların üstüne kapanmış, uyuma pozlarındalar. Belli ki, kurgulanmış bir sınıf ve fotoğraf çekimi. Metni okuyunca fotoğrafı çekenin, onu gazetelere yansıtan öğretmen olduğu kendi itirafından anlaşılıyor.  Antalya, Konyaaltı Endüstri Meslek ve Teknik Lisesinde görev yapan 35 yıllık bir tarih öğretmeniymiş.  Güya sınıftaki uyuyanlar manzarasını görünce cep telefonuna davranmış, kaydetmiş ve sanırım bu görüntüyü laubalilik sayarak daha fazla katlanamayacağını anlamış, hemen oracıkta emeklilik kararı vermiş.  35 yıllık bir öğretmen neredeyse altmışa merdiven dayamış bir kişiliktir. Yasal durumu bir yana bırakalım, fizik olarak emekliliği gelmiş, hattâ geçmiş değil mi?  Sanırım meslektaşımız emekli olurken son yılların eğitim olumsuzluklarını eleştirme fırsatı yaratmak için yapay bir sınıf portresinden yararlanmayı yeğlemiş.  Eğer 35 yılda ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını söylerse inandırıcı bulmam.  Herkes bilir ki, bütün ders yıllarının sonunda, böyle ya da farklı görüntüler, genç psikolojisinin olağan sonuçlarıdır.  Hocamız giderayak bir de demeç patlatmış:  “Sistem ihbarcılık üzerine kurulmuş, okuldaki birçok olumsuzluklara da bu yüzden müdahale edilemez duruma gelinmiştir. Biz belirli bir disiplin terbiyesi ve eğitiminden geldiğimizden artık bu tür davranışları kaldıramıyoruz. Bu yapıdaki öğretmenler için alan giderek daralmaktadır.”  Sayın hocam, biz bu yaştaki kız ya da erkek öğrencilere, (ayrı yazıyorum) “deli kanlı” diyoruz. Aslında çocuklar böyle yatmakla başlarını sizin kucağınıza koymuşlar ama siz bu “nazlanma” isteğini anlamamışsınız.  Evinizde kendi çocuğunuz hiç mi yemek masasının üstüne kapanıp size naz yapmadı? Onların davranışını, sizin deyiminizle “ disiplin terbiyesi” sorunu yaptınız mı? Ve gene o davranışta hiç mi içtenliğe rastlamadınız?  Tatil beklentisine girdiğimiz o dönemi hepimiz yıllarca yaşadık. Ders ve not kaygısı olmadan, öğrenci ve öğretmen ilişkilerinin en içten geldiği biçimde sürdürüldüğü ders yılı sonları öğrenciler için de, öğretmen için de en doğal oldukları zamandır. Buralarda art niyet aramak; öğrenciler için sitem nedenleri aramak yapay bir girişimdir.  Hocamız, alan giderek daralmaktadır, diyor. Belli ki, sınıfa yöneldiğinde ayakları geri geri giden türden biri. Öğretmen dersinde güçlüyse, öğrenci sevgisi varsa, en önemlisi de sınıfa hâkimiyetini öğrenciye verdiği değerle sağlayabiliyorsa, onun için asla alan daralması söz konusu olamaz. Okullar açılmak üzereyken böyle bir kapanış öyküsünü kaleme alıp yayınlama acayipliğinin de bize nasip olması ayrı bir konu. Makaleyi Paylaş

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Azmi Gülsoy - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?