İKİ "CAN"LI GİRESUN!

Başlığı yanlış okumadınız.

Giresun yedi canlı değil ama…

Gerçekten de iki “Can”lı!

“Can”larının biri Akengin, diğeri ise Yücel.

İkisi de şair.

Akengin doğma, büyüme; Yücel ise baba tarafından Giresunlu.

Kendisine iftira atanlara cevap niteliğindeki, “Öğrensinler Aslım Ne?” adlı uzun manzumesinin bir bölümünde memleketini ve soyunu;

“Bizler Görele'deniz, hem de Daylı Köyünden

Bu yemyeşil cenneti över her gidip gören

Atalarımın mezarı oradadır, herkes tanır

İmamoğlu soyumuz sevilerek anılır.

Hala durur Daylı'da çok eski bir medrese

Dedelerim çıkarmış orda her sabah derse…” dizeleriyle dile getiren bir babanın, yani ünlü Milli Eğitim Bakanlarımızdan Hasan Ali Yücel'in oğlu.

“Ün, anıt elin olsun,

Ben falanım, filanım” diyen…

Giresun'un iki “Can”ından Akengin'in ünü, Giresun sınırlarının dışına pek taşmamışsa da…

Can Yücel'i yani Can Baba'yı bu ülkede hemen herkes tanır; şiirlerini sever.

İki “Can”ımızın bazı ortak yönleri de var.

Bunların tek tek analizini yapacak değilim.

Ama bizce, her ikisinin de en belirgin özelliği, tabir yerindeyse, “anarşist ruhlu” olmalarıdır.

Şair dediğiniz de böyle olmalıdır, aslında.

Sözü uzatmadan, her iki “Can”ımızdan birer örnek vererek, yazımızı tamamlayalım.

Önce Can Akengin'in  “Pelikanların Şarkısı”ndan başlayalım:

“Biz,

İncirle ceviz

Gibi çiçeksiz

Meyve verenlerdeniz.

Süsümüz yok, şatafatımız yok

Gündelik şanlarda,

Hele şu dış alanlarda,

Oynatacak atımız yok,

Pabucumuz delik,

Olsun… çamur tıkar.

Değerimiz bir metelik

Etmesin, ne çıkar,

Yoksulla ikiz

Biz,

Sırayı kardaş,

Kürsüyü haşhaş

Bilenlerdeniz.

Bizi ki en

Kör çeşmelere tutarız da tası,

O, halis Londra dondurması,

 Viskiden

 Tatmayız.

Gözeye göz yaşı katmayız.

At…mayız, efendiler, ayartmayız

Salt

En yat

 Ellerde bile

 Gücümüzden kile kile

 İncirle ceviz

 Gibi çiçeksiz

 Meyve verenlerdeniz

  Biz!”

  ***

Bu da Can Baba'dan:

Hayatta ben en çok babamı sevdim

Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk

Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek

Nasıl koşarsa ardından bir devin,

O çapkın babamı ben öyle sevdim.

Bilmezdi ki oturduğumuz semti,

Geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!

Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.

Atlastan bakardım nereye gitti,

Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,

40'ı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a,

Bi helallaşmak ister elbet, diğimi, oğluyla!

Tifoyken başardım bu aşk oyununu,

Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teftişine çıkana değin

Koştururken ardından o uçmaktaki devin,

Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için

Açıldı nefesim, fikrim, canevim.

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

İki “Can”ımızın şahsında, tüm canlara selam olsun!

CEMİL SABRİ UZUNÖMEROĞLU'NDAN BİR GAZEL (*)

Gazel denilince, aklınıza hemen Divan Edebiyatı geliyor, değil mi? Haklısınız!

Peki, günümüzde de Gazel yazan şair yok mu?

Az da olsa var tabi ki.

Bunlardan biri de, 1924 yılında Görele'nin Kuşçulu köyünde doğmuş bir şairimiz; Cemil Sabri Uzunömeroğlu.

 Trabzon Erkek Lisesi'nde de öğrenim gören şairimiz, uzun yıllar Gümrük Teşkilatı'nda görev yaptıktan sonra, 1981'de Yeşilköy Yolcu Salonu Gümrük Muayene Memuru iken emekliye ayrılmıştır.

Sanatçı bir aileden (Şair, yazar, ressam, bestekar…)  gelen ve çok sayıda şiiri olan Uzunömeroğlu, aruz ve hece vezninden güzel örnekler vermiştir. 

Bunlardan biri de, 99 beyitten oluşan “Yeni Gazel”dir. Muhterem Cemil ağabeye sağlık ve şiir dolu daha nice yıllar diliyor, bize ayrılan sınırı aşmamak kaydıyla “Yeni Gazel”inin, günümüze en çok uyan beyitlerinden bir demet sunuyorum:

Ağaç şüpheye düştü dalındaki filizden

Diyor ki anlamıyor kimse melalimizden

Çarpık bina olundu devlet-i alimizden

Hemen anlaşılıyor perişan halimizden

(…)

Nutuklar irad  edip Kastamonu halkına

Acele şapka giydik utanıp kelimizden

(…)

Bir kenara bırakıp sadakat yeminini

Harama meylederiz bıkıp helalimizden

Memleketin kaderi bağlandı milli and'a

Unutup andımızı caydık yeminimizden

Demokrasi diyerek yırtınıp duruyoruz

Gel gör ki cop palaska düşmüyor belimizden

At, avrat, pusat meğer Türk'ün şiarı imiş

Onun için sarkıyor tabanca belimizden

(…)

Oynatsa parmağını iki cilveli kadın

Düşeriz peşlerine ayrılıp eşimizden

(…)

Bir dava ortalama on yedi yıl sürermiş

Daha ne beklenirdi mefluc adliyemizden

(…)

Jandarma, polis, savcı bazen sorgulasa da

Asla fire vermeyiz saygın kafilemizden

Yatakta değil amma ayakta uyumuşuz

Sarahatle öğrendik ihtiyar ninemizden

(…)

Profesör ünvanlı bir sürü ekonomist

Çökertti hazineyi çıkamadık krizden

Hovardaca harcayıp milletin parasını

Hesapsız tacir gibi olduk sermayemizden

Tazelemek istesek akıncı ruhumuzu

Manzumeler okuruz Yahya Kemal'imizden

Allah rahmet eylesin şair Ziya Paşa'ya

Yakındığı teseyyüb çıkmadı hanemizden

Ağladık salya sümük karışıp birbirine

Alaturka dinleyip Sayın Emel'imizden

Milli merasim ile kestirdik zekerini

Şikayetler dinledik Ersoy Bülent'imizden

Anlamak istemedik anlattığı melali

Protestolar yedik Ahmed Haşim'imizden

Sağlam fikir yerine etrafa bağırmayı

Kemaliyle öğrendik Namık Kemal'imizden

(…)

Kurduk otağımızı tarih sayfalarına

Okuyup bozkurtları Atsız Nihal'imizden

(…)

Yakışmaz bize artık ebedi hovardalık

Feyiz aldıktan sonra Faruk Nafiz'imizden

(…)

Okuduk ağlayarak ağaç kasidesini

Bakıp boz tepelere Nihat Halil'imizden

(…)

Beğendik Fransız'ın şarap koklamasını

Öğrenip usulünü bay Orhan Veli'mizden

(…)

Arıtmak hevesine kapıldık dinimizi

İki mısra okuyup Mehmet Akif'imizden

Hayrettin Günay ile Özcan Temel olmasa

Kim haberdar olurdu söylesenize bizden

(…)

Trolle, dinamitle kazıdık köklerini

Mezgit bile çıkmıyor şimdi Karadeniz'den

(…)

Etrafına bakıp da karamsar olma Cemil

Elbet bir dara çıkar aziz milletimizden

Yine uyuduk diyor bazı gafillerimiz

Ne zaman uyandık ki hab-ı gafletimizden

Yakalamak istesek batı uygarlığını

Zampara şeyi gibi kayıyor elimizden

(…)

Aldırma şu cihanın gidişatına Cemil

Hisse alanlar olur bu nev gazelimizden

Kitap bizim dostumuz, mürşidimiz diyoruz

Yine toplatılıyor yazık evlerimizden

Hak, adalet, fazilet, haysiyet, şeref, namus

Maalesef onları düşürdük cebimizden

Tam bize göre idi muhterem Enver Hızlan(**)

Allah selamet versin memnunduk valimizden

Nereden çıktı Cemil bu sözleri söylemek

Şairlik işte bu ya koptu yüreğimizden

(*)Giresunlu Şairler, Seyfullah Çiçek, Mamaşoğlu Yayıncılık, İstanbul, 1997, s.125-128.

(**)Görele Kuşçulu köyünden olup; Trabzon, Malatya, Kahramanmaraş, Aydın, Edirne, Sakarya ve Balıkesir Valiliği yapmıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyfullah Çiçek - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Giresunspor'da kötü gidişin sorumlusu sizce kim?