KAPTANIN KÖŞESİ/ BÖLÜM-41

Değerli Okuyucularım, bu bölümde sizlere o güzelim geleneklerimizden birinin daha ekonomik sebeplerden dolayı yapılamadığını ve maalesef ki geçmişte kaldığını anlatacağım.
Nisan 1992 senesinde yurtdışı görevine atandığımızda göreve gitmeden yapmamız gereken çok önemli bir görevimiz olduğunu anladık. Oğlumuz Volkan'ın sünnet ve sünnet düğününü planlamamız için işe koyulduk. 18 Eylül 1992 tarihinde İzmir Hava Eğitim Komutanlığı Askeri tesislerinde, akşam yemekli bir düğün yapmaya karar verdik.

KINA GECESİ 
Düğün öncesi, 17 Eylül 1992 tarihinde lojmandaki evimizde yakın çevremizdeki arkadaşlarımızla kına gecesi eğlencesi yaptık. Biz erkekler giriş kapısının hemen yanında yemeklerimizi yerken kadınlar ve çocuklar içeride çok eğlendiler. 4 sene önce aramızdan ayrılan sevgili devre arkadaşım Aydın Ustabaş ve ailesi de o gece beraber eğlendiğimiz misafirlerimiz arasındaydı. Her iki taraftan yakın akrabalarımız ve aile yakınlarımız sünnet düğünümüz için İzmir'e gelmeye başlamışlardı. Sünnet kınamız arkadaşlarımızın ve dostlarımızın katılımlarıyla çok eğlenceli ve unutulmaz anılarla dolu geçmişti.

SÜNNET DÜĞÜNÜMÜZ
Ertesi gün Hava Eğitim Komutanlığı tesislerinde Sünnet Düğünümüz için gün boyu hazırlıklar yaptık ve nihayet saat 19:30 da düğünümüz başladı. Lojmandaki etkinliklere yakın akrabalarımız ve lojmanda yaşayan arkadaşlarımız katılmışlardı. Sünnet düğünümüze ise ilaveten Ana Jet Üs Komutanlığında görevli arkadaşlarımız, İzmir dışından düğün için gelenler ve birkaç öğrencim katılmışlardı. Yanlış hatırlamıyorsam 300 kişilik yer hazırlatmıştık. Tüm sevdiğimiz arkadaşlarımız ve akrabalarımızla çok eğlenceli bir akşam yaşamıştık. Düğünümüzde herhangi bir olumsuz durum olmadı ve planlanan saatte düğünümüzü bitirdik. Böylece geleneklerimize sahip çıkmanın mutluluğu ile sadece düğün için gelen misafirlerimizi memnun bir şekilde geldikleri yerlere yolcu etmiştik.

SÜNNET KONVOYU
Ertesi gün Menemen'den ayarladığım davul, zurna ve sünnet çocuğu oğlum Volkan'ın binip gezeceği at kararlaştırdığımız saatte evimizin yanına ulaşmıştı. Davul, zurna çalmaya başladığında oynamaya başlamış kurtlarımızı dökmüştük. Daha sonra oğlumun sünnet kıyafetlerini giyip at binmesiyle askeri lojman içinde konvoy oluşturarak davul zurna eşliğinde tüm ana yolları gezecek şekilde konvoy yürüyüşümüzü tamamlamıştık. Lojman içinde trafik yoğun olmadığı ve çok uzun bir yürüyüş olmayacağından dolayı konvoyu yürüyerek gerçekleştirdik. Sünnet konvoyu yürüyüşümüzün sonuna doğru oğlum Volkan'ın bindiği atın sebebini bilmediğimiz şekilde ürkmesiyle çok tehlikeli bir durum yaşadık ama çok şükür kötü sonuçlanmadı.

Düğün konvoyu ve Oğlumuz Volkan'ın fotoğrafı.
Konvoy evin önüne geldiğinde ayarladığımız sünnetçi de oraya gelmişti. Sünnet ritüeli için hazırlıklar bitmiş ve sünnet merasimine başlanacaktı. 
Çoğumuzun bildiği fakat ne anlama geldiğini tam olarak bilmediğimiz bir kelime olan “kirve” hakkında kısa bir bilgi vermek isterim. Kirve, halk geleneğine göre, çocuk sünnet edilirken genellikle sünnet giderlerini üzerine alan, sünnet sırasında çocuğun elini kolunu tutan, onun korkusunu gidermeye çalışan, daha sonra çocuk üzerinde babaya yakın bir hak sahibi olan kimse demekmiş. Sünnet düğününün sembollerinden biri olan kirvelik, kan bağı olmaksızın kurulan en güçlü bağlardan biriymiş. Kirvem kelimesi günümüzde gerçek anlamının dışına çıkarak Anadolu'da kan kardeşim, dostum gibi manalar kazanmış bir hitap halini almıştır. (Alıntıdır)  
Oğlum Volkan'ın kirvesi sevdiğimiz ve birlikte Amerika'ya göreve gittiğimiz Miray Kesici kardeşimizdi. Kendisine bu anlamlı görevi kabul edip kirvemiz olduğu için her zaman minnettar kalacağız.
Sünnet operasyonu sorunsuz bir şekilde tamamlandı ve oğlum Volkan'ı alt kattaki salonda hazırlanan ve süslenen yatağına indirdik, böylece tebrikler, hediye, takı ve fotoğraf çektirme faslından sonra gelenek olduğu üzere Mevlit okutulmasıyla çok yoğun ve hepimiz için yorucu geçen bir günün sonuna gelmiş olduk. 
Şimdi bu geleneğimiz hakkında bazı yorumlar yapmak istiyorum. Yukarıda detaylı olarak anlattığım sünnet düğünümüzün günümüz şartlarında maliyeti 350.000 TL'den daha fazladır sanırım. Bu geleneğimizi son zamanlarda belediyeler toplu olarak yerine getiriyorlar ama öyle sanıyorum ki çoğu aile ya doğuştan sünnet ediyorlar erkek çocuklarını ya da sessiz sedasız aile arasında bir kutlamayla bu ritüeli yerine getiriyorlar. Diğer bir seçenek de ailelerin maddi durumları iyi olmasına rağmen sünnet düğünü gibi bir faaliyet yapmamaları diye düşünüyorum. Ya da bu yazdıklarımın dışında belki de benim bu faaliyetlerden habersiz olmamdır diye düşündüğüm oluyor bazen. Fakat çevremde de sünnet ile ilgili en küçük bir haber, konuşma veya faaliyet duymadım son zamanlarda.
Son sözüm ve gözlemim o ki, artık bu geleneğimiz de ekonomik nedenlerden dolayı tarih oldu ne yazık ki.

KAYAK MACERAMI YAZMAYA DEVAM EDİYORUM
Değerli Okuyucularım Uludağ Kayak Merkezindeki ilk kayak denememde şanssızlık yaşamış ve ciddi şekilde sol dizimden yaralanmıştım. Askeri tesisin içinde sağlık birimi vardı ve dizime bilinen marka kremlerle masaj yaptılar ve sıkı bir bandajla sardılar. Ağrı kesici ilaçlar verdiler ve odama çıkıp istirahate çekildim. Dizimde beni çok rahatsız eden, acı veren sürekli bir acı yoktu. İki gün motelden dışarı çıkmadım ve ağrılarım azalmaya başlamıştı. Ben kamp süresince motelde kaldım ve şu an, kimin haber verdiğini hatırlamadığım bir haber almıştım. Tam zamanını hatırlamıyorum ama birkaç gün içinde Ankara'da Genel Kurmay Başkanlığı Yurt Dışı Atamalar Şubesinde bulunmamız gerektiği haberini almıştık. Öyle sanıyorum ki kamptan son güne kadar faydalanmıştık ve benim dizimdeki incinme daha iyiye gidiyordu. 
Yurt Dışı görevlere atanan personel göreve gideceği tarihten 2 veya 3 ay önce Genel Kurmay Başkanlığının koordinesinde çeşitli kurslar (istihbarat, mali konular, gidiş dönüş usulleri, gidilecek ülkeler hakkında tanıtıcı bilgiler vb.) planlanır ve yaklaşık yanlış hatırlamıyorsam 20-25 gün sürerdi. 
Ankara'daki bu kursa kalabalık bir grup katıldığımızı hatırlıyorum ve kurs bitimi hepimiz birliklerimize dönmüştük. 
Kurs bitimi Filoya döndüm ve bir süre daha uçuş yaptım. Gidiş zamanımız yaklaşıyordu ve Amerika'ya gidiş hazırlıklarımızı tamamlamış olarak 2 Şubat 1993 tarihini bekliyorduk.

AMERİKA GÖREVİNE GİDİŞİMİZ
Yurtdışı görevlere gitmek için katılmamız gereken tüm kurslar (istihbarat, bilgilendirme vs.) bitirmiş ve gidiş zamanımız yaklaşmıştı. 2 Şubat 1993 tarihinde İzmir/Adnan Menderes Havalimanı'ndan İstanbul/Atatürk Havalimanı'na uçmuş, devamında ise Türk Hava Yolları ile İstanbul-New York uçuşu ile Amerika'ya varmıştık. Birkaç saatlik beklemeden sonra New York'tan Dallas'a uçmuştuk. Dallas'tan Delta Havayolları'nın iç hat bağlantı uçuşlarını yapan 19 kişilik pervaneli bir uçak ile görev yerimiz olan Wichita Falls'a uçmuştuk. Havalimanında NATO Uçuş Okulu'nda görevli arkadaşlar tarafından karşılanmış ve bizleri alarak üs içindeki misafirhaneye yerleştirdiler, böylece bir süre istirahat etme imkânımız olmuştu. 
Sevgiyle kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kamil Güngör - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?