HELALLEŞME DİLEĞİ...

Sn. A.Demirel
Belediye Başkan Yardımcımız,
Size bu mektubu kamuoyu önünde yazmak zorundayım Başkanım. Kalemimden ve onbinlerce okurumdan başka "gücüm" yok. Hakkımı başka nasıl arayacağımı ömrümce hiç bilmedim. Kendimden başka kimseye sırtımı dayamaya tenezzül etmedim. Hukuka bile asla güvenemedim.
Lütfen cüretimi hoşgörünüz.
***
5 yıl kadar önce olsa gerektir. Şehrimin belediyesinde, kültür-sanat işlerinden sorumlu yönetici olarak göreve başladınız.
Bunun bile tantanası oldu, anımsayınız; " Vay efendim, Giresun'da adam mı kalmadı da dışarıdan biri geldi"!!!
Bencileyin öyle düşünmedim. Randevu alarak, makamınıza "hayırlı olsun" ziyareti yaptım.
İlk rastlaşmamızdı. Kısaca kendimi ama asıl başkanı olduğum Bilgi Yurdu Derneği'ni tanıttım size. İki çay içimi...
Ormanda çok ağaç olur Başkanım. Çamı ayrı, kavağı ayrı. Gürgeni ayrı, meşesi ayrı. Tüm ağaçlar güzeldir de "ulu çınar" bi tanedir. Şehrimin sanat ve edebiyat anlamında ulu çınarı Bilgi Yurdu'muzdur, ben de bu kurumun yaşadığımız yüzyıldaki başkanıyım dedim özetle. Giresun'da, bu yönüyle benden başka; "geçen yüzyıl, bu yüzyıl" muhabbeti yapabilecek ikinci bi insan yoktur Başkanım.
Amacım hiç kuşku yok ki, şahsımı ve kurumumu övmek diğildi. Hele, sizden bi çıkar-ikbal-ayrıcalık-torpil vs beklemek hiç diğildi. Bedenimde o tür genler doğuştan yoktur.
Peki neydi derdim? Sizi bazı kişi ve kurumlardan uzak durmanız konusunda uyarmaktı. Bunlar verimsiz, içi boş, şehrime çöreklenmiş, Giresun'u devamlı sömürmüş, bizlerin yokluğunda meydanı boş bulup atını oynatmış, vasat beyinlerdi.
İsim vermedim tabii. İspiyoncu muyum ben? Aksine, babamın ruhuna hürmet niyetine, "ben devletim yahu" diyerek, çoğu konuda dinleyici konumunda kalmayı yeğlemiş biriyim 40 yıldır.
Vermesem de bu fuzuli kişi ve kurumların adını, yeterince zeki bi insan olduğunuzu gördüm. İki aya kalmaz, beni ve ne dediğimi anlarsınız sandım.
***
Ne var ki sevgili Başkanım, siz bunlarla omuz omuza yürüdünüz. Nasıl olur? Büyük hataydı. Şehrin sanat yaşamına katabileceklerinizin yüzde 99unu katamadınız bu yüzden.
Lütfen 5 yılınızı gözden geçiriniz. Onca emeğinize karşın, bi arpa boyundan ibarettir icraatınız. Mış gibi yapanlar size yetti nedense?
Tercihlerinize saygı duymaktan başka ne yapabilirim? Bunda kusur etmedim hiç.
***
Günün biri...
Sanat Galerisi'nde, belediyemizin bi etkinliği var idi. Orada, açılış öncesi boya badana yapmakta olan genç, beni aradı;
-Alo Gürsel Abi, çabuk yetiş, burada Atatürk'ün fotoğrafını indirdiler!
Açıklayayım Başkanım.
1) Bazı işleri çok iyi yaparsanız, o konu sizinle ömür boyu gider. O boyacı genç, beni hâlâ Add başkanı sanıyordu.
2) Çok üzgünüm ki, bünyesinde bulunduğunuz partinin Ata'mızın fotoğraflarını indirme konusunda epeyce vukuatı vardı.
***
Yine öyle bişey oldu sanmam gayet mantıklıdır di mi Başkanım?
Hemen polis çağırarak, galeriye koştum. Ve ağzımdan asla sinkaf olmayan kaba sözler çıkıverdi; "O fotoğrafı oradan indirenin..." diye başlayan. Belirli bi şahsı hedef almayan.
Sizse Başkanım, meğer o "uzak durun" dediğim okumamış, vasıfsız heriflerden birinin cafe'sinde imişsiniz. Size haber ulaşmış. O basit insanın dolduruşuna gelip, iki dk içinde "olay yerine" yetiştiniz.
Bu esnada ben, görevli kız tarafından "fotoğrafın, daha iyi bi fotoğraf getirilmek üzere indirildiği" konusunda ikna edilmiş ve olayı kafamda kapatarak, polis arkadaşlarımla vedalaşmıştım.
Siz Başkanım, kızın kulağına eğilip "Şikayetçi ol" dediniz. Yani benim çağırdığım polise beni şikayet ettiniz. Sinkaf etmişim? Allah Allah?
Anımsıyorsunuz di mi?
***
Sonrası mahkeme aşamasıydı.
Kızcaaz özetle; "Ben, bana küfür edildiğini sandım" dedi. Suçuma bakar mısınız? Zannetmek?
Tanıklar özetle; "Gürsel Abi, fotoğrafın indirildiği boş duvara doğru kötü söz söyledi" dedi.
Ben özetle; "Sn Hakim Bey, bu hanımefendiyi tanımam bilmem, onunla bi sorunum yok" dedim.
Ama her nasılsa, çok kıymetli hakim bey, benim bu kızcaaza kaç metre yaklaştığım, elimi kaldırıp kaldırmadığım gibi sorular soruyordu. O dediklerini doğdum doğalı hiç yapmadım ki...
Ama her nasılsa, çok kıymetli hakim bey, bi sergi salonundan devletimizin kurucusunun fotoğrafını indiren kişinin kim olduğunu merak bile etmiyordu.
Sadece; "Bi hanımefendinin yanında ağzımdan kaba söz çıktığı için özür dilediğimi, ama örneğin şu duruşma salonundaki Atatürk portresi indirilse yine koşup gelip, müdahale edeceğimi" söyledim. Tutanaklara böyle geçti.
***
Sevgili Başkanım,
Para cezası yedim. Ödedik o tutarı. Ama ödemek yetmezmiş. Halen devletimin kayıtlarında sabıkalıyım ben. Gerçi, sabıka diğil, onur madalyasıdır bu.
Adam olana.
***
Yeni belediye yönetimi sizinle çalışır mı, şehrimizde kalacak mısınız? Bunları bilemem ben.
Ama bana bi helalleşme borcunuz var. Sakın bunu yerine getirmeden gitmeyiniz. Sadece, "Gürsel, ben o gün hata ettim, bi dangalağın sözüne uydum" demeniz yeterlidir Başkanım. Bundan sonraki yaşamınızda sağlık ve başarı diliyorum.
Dostluğumuz bakidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?