UKRAYNA KAYBEDERSE NATO MU KAYBETMİŞ SAYILACAK?

Geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Putin'in 5 yıl aradan sonra Batılı bir gazeteci, hatta daha detaylı tanımlamak gerekirse, Trump destekçisi ABD'li bağımsız gazeteci Tucker Carlson'a verdiği röportajı irdelemiştik bu köşede. Putin'in 2 saat 7 dakika süren röportajda verdiği mesajlardaki yüksek özgüvenin kaynağını da bu haftadan itibaren görmeye başladık. Rusya Devlet Başkanı Putin'in, Carlson'un sorularını yanıtlarken bir bildiği, hatta “bir”den fazla bildiği varmış. Bildiği konulardan en önemlisi, Ukrayna ordusunun Haziran ayında başlattığı karşı saldırının etkisiz kalmasının ötesinde, Rus ordusunun neredeyse 1943'ün tekrarını sahneye koymaya hazırlandığı imiş. 2023 yılı boyunca taş üstünde taşın kalmadığı, Donbas cephesinin en şiddetli çatışmalarına sahne olan Donetsk'in 20 kilometre kuzeyindeki Avdiyivka Rus güçlerinin eline geçti. Dahası Ukrayna ordusu vaktinde çekilmeyi başaramadığı için çok sayıda askeri kuşatmanın içerisinde kaldı. Bu kayıp yalnızca stratejik bir noktanın yitirilmesinden ibaret değil. Sınırlı insan kaynağına sahip Ukrayna'da yeni bir seferberlik çağrısı tartışılırken, toplumunun savaşma azmini olumsuz etkileyecek manzaralar ortaya çıktı. Okuyucularımızın gözünde canlanması açısından şöyle ifade etmek faydalı olabilir, Ukrayna ordusunun mevcut şartlar altında Azak Denizi'nin kuzey kıyılarına ve burada kavşak noktasındaki Mariupol kentine ulaşma imkanı kalmadı. Mevcut şartlar ifadesiyle, Batı'dan gelen mühimmat desteğinin neredeyse son bulmasını ve orduya alınacak asker temin edilememesini kast ediyorum. Cephedeki Ukrayna hanesindeki başarısızlıklar bununla da kalmadı. 19 Şubat günü bu defa Kırım Yarımadası'nın kuzeyinde, Dinyeper Nehri'nin doğu yakasındaki Krynky köyünün Rus ordusunun eline geçtiği haberi geldi. Ukrayna ordusu, Kasım 2023'te Dinyeper Nehri'ni aşarak bu köyü köprü başı haline getirmişti. Kırım ve yine Azak Denizi kıyısındaki Melitopol kenti istikametlerindeki saldırılar için önemli bir sıçrama noktası olarak değerlendiriliyordu. Cephede gelinen son durum neticesinde artık Herson, Zaporijya ve Harkiv kentleri Rus ordusunun hedefleri haline geldi. Ukraynalı askeri yetkililer de artık savunma durumuna geçtiklerini, bundan sonraki hedeflerinin Rus ordusunu yıpratmak olduğunu itiraf ediyorlar.

RUSYA SAVAŞIRKEN ZENGİNLEŞTİ
ABD istihbarat kaynaklarına göre savaşın 24 Şubat 2022'de başlayan ikinci safhası şu ana kadar Rusya'ya 211 milyar dolara mal oldu. Rusya Devlet Başkanı Putin'in dile getirdiği gibi savaş 2026 yılına kadar devam edecek olursa maliyetin 1 trilyon 300 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ukrayna'nın NATO üyeliğini, beka sorunu olarak niteleyen Rusya için bu maliyetlerin göz korkutucu bir yanı kalmadı. Kremlin Sarayı, İkinci Dünya Savaşı'nda olduğu gibi cepheye sürebileceği insan kaynağına güvenerek Ukrayna ordusunu önce durdurdu ve şimdi de daha batıya doğru sürmeye hazırlanıyor. Kiev yönetimi, 2023 yılının ilk yarısında gündeme gelen müzakere girişimlerini reddettiği için pişmanlık duyacağı bir noktaya gelebilir. Zelensky ve kurmayları, ABD başta olmak üzere NATO ülkelerinin askeri ve ekonomik desteğinin son bulduğu gerçeğiyle her gün yüzleşiyorlar. Dahası Rusya endüstrisini savaş şartlarına uyarlarken, yaptırımlardan da etkilenmedi. Rusya'dan S-400 füzeleri aldığı için, Türkiye'den farklı olarak ABD yaptırımlarına maruz kalmayan Hindistan, geçen yıl Yunanistan aracılığıyla Rusya'dan 37 milyar dolar tutarında ham petrol satın aldı. Bu petrolden elde edilen 1 milyar dolar tutarında ürünün ABD'ye satıldığını da yine Amerikan basınındaki haberlerden öğreniyoruz.

KUZEY KORE FÜZELERİ: MADE IN USA
Bir başka trajikomik veri ise şu: Rusya'nın Aralık ayından itibaren Ukrayna'ya düzenlediği saldırılarda Kuzey Kore yapımı balistik füzeler kullandığı belirlenmişti. Bugüne kadar Ukrayna'ya atılan Kuzey Kore yapımı füze sayısının en az 24 olduğu tahmin ediliyor. Peki bilin bakalım bu füzeler kimin teknolojileri sayesinde üretiliyor? CNN International tarafından hazırlanan bir habere göre Kuzey Kore füzelerinde yüzde 75 oranında ABD üretimi parçalar tespit edilmiş. İncelenen 290 parçada Avrupa'nın payı yüzde 16, Asya merkezli şirketler tarafından üretilen parçaların oranı ise yüzde 9. Şimdi hep beraber Rusya'ya yaptırım uygulamadığımız ya da Rus silah sistemleri satın aldığımız için ABD başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye'ye yönelttikleri tehdit ve suçlamaları hatırlayalım. Dahası onlar adına Türkiye'yi haksız bulan ülkemizdeki “yorumcuları” da hatırlayalım.

RUSYA HER CEPHEDE KARŞI ATAKTA
Şimdi gelelim Rusya Devlet Başkanı Putin'in bildiği diğer konulara… Putin'in amansız muhalifi Aleksey Navalni'nin 16 Şubat günü hapis cezasını çektiği Kuzey Kutup Dairesi yakınındaki IK-3 ceza kolonisinde yaşadığı sağlık problemleri nedeniyle öldüğü açıklandı. 2020 yılındaki bir zehirlenme girişiminden kurtularak Almanya'da tedavi gören Navalni, 2021 yılında Rusya'da döner dönmez gözaltına alınmış ve farklı dava dosyalarından 30 yılın üzerinde hapis cezası almıştı. Önce Moskova'nın doğusunda, Vladimir bölgesinde bir cezaevine gönderilen Navalni, 2023 Aralık ayında IK-3 ceza kolonisine sevk edildi. 1947 yılında Stalin'in Gulag çalışma kampı sisteminin parçası olarak tasarlanan “501. Gulak İnşa Bölgesi”, 1961 yılında ceza kolonisine dönüştürülmüştü. Moskova'ya kuş uçuşu bin 990 kilometre mesafedeki IK-3'e gönderilen Navalni'nin yakınları ve destekçileri ile ilişkisi de büyük ölçüde kesilmişti. Navalni'nin ölümüyle ilgili tartışmalar sürüyor. ABD yönetiminin Cuma günü Navalni'nin ölümü nedeniyle Rusya'ya yönelik kapsamlı bir yaptırım paketi açıklayacağı haberleri gündemde. Navalni'nin ölüm haberinin geldiği gün, önde gelen destekçilerinden 42 yaşındaki fotoğrafçi Dimitri Markov'un da ölmesi ilginç bir rastlantı oldu. Rus haber mecraları, Markov'un ölüm sebebine dair ayrıntı vermezken, uyuşturucu bağımlılığına vurgu yapılması dikkat çekiciydi. Bu ilginç gelişmeler zincirine 20 Şubat günü yeni bir halka eklendi. Geçen Ağustos ayında gizli operasyonla Mi-8 tipi bir askeri helikopteri Ukrayna'ya kaçırarak Kiev yönetimine sığınan eski Rus askeri Maksim Kuzminov, yeni bir hayat kurmak için yerleştiği İspanya'nın Alicante kentindeki evinin garajında öldürüldü. Kaçırdığı helikopter karşılığında 500 bin dolar ödül alan Kuzminov'a 12 el ateş edildiği tespit edildi. Olağan şüpheli Rus askeri istihbarat servisi GRU'nun, eski Rus askerine, İspanya'ya çağırdığı eski sevgilisini izleyerek ulaştığı tahmin ediliyor.
Gelişmeler, Rusya'nın yalnızca sıcak çatışmanın yaşandığı cephelerde değil, hayati çıkarlarının tehdit altında olduğu her cephede karşı saldırıya geçtiğine işaret ediyor. 60. Münih Güvenlik Konferansı'nda Ukrayna-Rusya Savaşı'nın gidişatına dair etkili bir mesaj verilmemiş olmasını da dikkate alacak olursak, ABD ve Batı Avrupa'nın Zelensky yönetimini kaderine terk ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda Ukrayna ile Fransa'nın, Navalni'nin ölüm haberinin geldiği 16 Şubat günü Paris'te güvenlik garantileri anlaşması imzalaması da ironik bir hal alıyor. İkinci Dünya Savaşı'na sayılı günler kala, 16 Mart 1939 günü Nazi Almanyası Çekoslavakya'yı ilhak ettikten 15 gün sonra Fransa-İngiltere ikilisi, Hitler'in saldırgan politikalarına karşı Polonya'ya güvenlik garantisi vermişlerdi. 5 ay sonra Nazi Almanya'sının Polonya'yı işgali başladığında ise her iki ülke seyretmekle yetinmişlerdi. Malum olduğu üzere, “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?''

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Kancı - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?