KİMSE

İlkokul öğretmenlerinin "annemiz" gibi geldiği yıllardı.
Sınıflarda soba olan...
Saygıdeğer erkek eğitimciler beni bağışlasın, öğretmenlik daha çok kadınlara yakışan bişey diğil midir zaten?
***
Bi tane müdür olurdu okullarda, bi tane de müdür yardımcısı, adam galabalığına gerek yoğidi. Erkek personel burada lazımdı. Müdür gısmısının erkek olanı makbuldü.
Disiplinin sevgi ve şefkat yerine sertlikle sağlanacağı düşünülmüş olsa gerekti?
Halen de öyle diğil midir memlekette vaziyet?
***
Müdür denen kişinin ne işe yaradığını büyüyüp bizler de yönetici olunca anladık gerçi, (itiraf edeyim hiçbi halta yaramıyoruz) ama o vakitler özellikle din bilgisi derslerine girerdi müdürler.
Tuhaftı tabi.
Bu lüzumsuz icraatın ülke ayarlarını bozduğunu düşünmekle birlikte, bi yandan da böylesi hassas bi konunun en üst düzeyden kontrolde olmasını doğru bulurum yahu, yalan mı gonuşacam?
Hele ki günümüzde, tarikatların okullara sokulduğunu görüp görüp kahrolduktan sonra?
***
(Lisede; adına Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi denen derse, ki yerin dibine batsın inkılab sözcüğü, bi albayın girmesi apayrı bi rezalet olarak geçmişimizde durur...
Bizlere hep, ilkokul öğretmenimiz olan o meleği anımsatan acı detaylardır bunlar. Üniversitede karşımıza çıkan proflar dahil hiçkimse O'nun yerini tutamamıştır)
***
Bizim kuşağın 4. sınıfa geçtiği yıllara doğru, ilkokullarımıza beden eğitimi öğretmenlerinin atanması, gurbet ele yeni düşmüş bu güzel gızcaazların genelde İzmirli olmaları daha evvel işlediğim bi konudur.
Valla ne yazdığımı anımsamıyorum, sizlerden varsa aklında kalan, lütfen bana da yazıversin, yine bu sütunlarda yayımlanmıştı. Okudunuz, yolda sokakta beni durdurup onore ettiniz, uzun zaman oldu, ama içimde durur iltifatlarınız.
Tek bildiğim, okulun bando takımını da bu "bedenci" öğretmenin çalıştırdığı, benim bandoya majör olduğum, soğuk ve yağışlı havalar yüzünden hiçbi bayramın kutlanamadığı...
Dert diğil, şimdi de soğuk ve yağışlı insanlar yüzünden kutlayamıyoruz. Mustafa Kemal denen güneşi söndürebileceklerini sananlara ne demeli?
Pöh!
***
Kemal Paşa gibi, sobaları da hiç sönmezdi sınıflarımızın. Müstahdem kadrosu mevcuttu okulların çünkü. Bu çok önemli büyüklerimizin onlarca görevinden biriydi sobaları yakmak. Nasıl bi işbölümü ise, sabah biz gelene değin, tüm sınıflar hamam gibi olurdu.
Örneğin, bizim Cumhuriyet İlkokulu'nda 5 kişiydiler bunlar. 3'ü erkek, 2'si kadın. Erkeklere "hademe dayı" derdik, kadınlara "abla"...
Tamamı köy kökenli olan bu hizmetli ekibi, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti demekti, anlayana. "Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir" ifadesi, sanırım ki böyle böyle vücut buluyordu.
Onların, okul bahçesinde top oynamamıza kızmaları bile düşürmedi, kalbimizdeki yerlerini.
İsim isim aklımdalar, umarım vefat etmediler, varsa eğer bu yazıyı okuyan, lütfen bana ulaşsınlar.
***
Soba yok...
Hademe dayı yok...
Bando takımı yok...
Bedenci deseniz, belki var, ama gerçekte yok...
Oysa müdür yardımcısı çok.
Ata'mızın, Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir özdeyişine mizahi bi bakışla yaklaştık hep, öylesine edilmiş bi laf sandık. Nasıl da gaf yapmışız.
Okullara gidin, anlarsınız.
Kalorifer peteği çok, soba yok!

Veli Dayı yok, Nezaket Abla yok...
Türkiye Cumhuriyeti eksik.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?
Tüm anketler