Seni Hiçbir Dünya Telaşına Değişmedim Ben*

Gabriel Garcia Marquez, 'On İki Gezici Öykü' kitabında, 'Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim'** öyküsünde, yağmurlu bir gece yarısında, Barcelona'ya doğru giderken arabası bozulan genç bir kadının hem yardım istemek hem de yakınlarına haber vermek için bir telefon ararken yoldan geçen bir otobüse binmesiyle başlayan akıllara durgunluk verici hikayesini anlatır.
Hikâye hakkında çok fazla detaya girmeden şunu söylemekle yetinelim ki otobüs ve içindeki uyuşturulmuş insanların yolculuğu bir akıl hastanesinde nihayet bulacaktır.
Yazar bu hikayeyle ne anlatmak istemiştir bilemem ama ben bu hikâyeyi ilk okuduğumda zihnimde canlanan metafor yaşamakta olduğumuz dünya ile öykünün geçtiği akıl hastanesinin birbirinden çok da farklı olmadığıydı. Hatta çoğu kez kendisini birdenbire akıl hastanesinde bulan kadın kahramandan pek de bir farkımızın olmadığını düşünüyorum.
Yaşadıklarımız ve dünyanın içine sürüklendiği kaos bunu kaç kez suratımıza çarptı sayısını ben bile unuttum lakin yine de celladına aşık mücrimler gibi gözümüzün ne açılacağı var ne de bu ölüm uykusundan uyanacağımız! Kurtuluşu tüm bu hengameyi başımıza saranlardan umanlar varsınlar bekleyedursunlar 'Godot'yu Beklerken'kiler gibi. Ama bekleyenler bilsinler ki Godot asla gelmeyecek çünkü; “Godot'nun, kurtarıcısı asla gelmeyen bir uygarlığın hiç gelmeyecek kahramanını sembolize ettiği…”*** yaşanmış ve hala yaşanmakta olan sayısız acı tecrübeyle sabitken.
Oysaki çözüm o kadar kolay ve basit ki: Dünyaya hak ettiği kadar değer verip kendi işimize bakmak. Peygamber diliyle söyleyecek olursak; 'Ben bu dünyada bir ağacın altında gölgelenen sonra da kalkıp giden bir yolcu gibiyim.' Varsa bundan daha iyi ve güzel bir yalan dünya için tanımınız, buyurun dinliyoruz. Gölgesini kovalayanlardan mı olacaksınız yoksa gölgesince takip edilenlerden mi? Şairin; “…Seversin dünyayı doludizgin/ama o bunun farkında değildir/ayrılmak istemezsin dünyadan/ama o senden ayrılacak/yani sen elmayı seviyorsun diye/elmanın da seni sevmesi şart mı? …”**** Ne yaparsanız yapın ne kadar uğraşırsanız uğraşın dünya yar olmuyordu işte insana. Öyleyse herkese ve her şeye hak ettiği kadar değer verip kendi hakikatimizle yüzleşmeye mi başlasak?
Bunlar da Tolstoy'un 21 Kasım 1897 tarihli günlüğünden: “Ölüm hakkında düşündüm. Onu burada tutacak hiçbir şey olmadığı halde kişinin ölmek istememesinin ne kadar tuhaf olduğu hakkında. Ayrıca hapishaneye çok alıştığı için orayı evi gibi hisseden ve özgürlüğü uğruna bile oradan çıkmak istemeyen mahkumları düşündüm. Aynı şekilde bu yaşam hapishanesinde de kendimizi o kadar evimizde hissediyoruz ki, özgürlükten korkuyoruz…”*****
Kötümserliğimi ispatlamak için uğraşmayacağım bile. Ciddi bir haber kanalını hop oturup hop kalkmadan 30-45 dakika izleyebiliyorsanız bütün söylediklerimi geri almaya hazırım.
Kötümserim fakat hiçbir zaman karamsar olmadım. Zira ümitsizliğe düşmek, karanlığa teslim olmak ne inançlarımda ne de ait olduğum medeniyetin kodlarında bulunuyor. Ancak şu anki manzaranın hiç de iç açıcı olmadığının farkındayım ve üzüntüm ve de kızgınlığım bundan. Ama yine de bütün bunlara rağmen, 'Kıyametin koptuğunu görseniz bile elinizdeki fidanı dikin.' diyen bir inancın mensubu olarak yese düşmek mi asla!
Biz yürümemize bakalım, gerisi …
* Başlıktaki cümle, Şükrü Erbaş'ın 'İnsanın Acısını İnsan Alır' kitabının ilk yazısı olan 'Seni Korumak İçin' denemesinin birinci cümlesinden hiç değiştirilmeden ödünç olarak alınmıştır.
** Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim, On İki Gezici Öykü, Gabriel Garcia Marquez, Can Yay., 13. Bsk., Sh: 81-100
*** Yeşilçam Günlüğü, Ayşe Şaşa, Ketebe Yay., Sh: 151
**** Tahirle Zühre Meselesi, Bütün Şiirleri, Nazım Hikmet, YKY(delta), 14.Bsk., Sh:933
***** Günlükler, Tolstoy, Dergâh Yay., Sh: 582

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?
Tüm anketler