SARIKAMIŞ'TA BİR ZAFER KAZANMADIK! (1)

Her yıl, Almanya'nın müttefiki olarak katıldığımız I. Dünya Harbi'nde, 22 Aralık 1914 tarihinde başlatılan ve bir felâketle sonuçlanan Sarıkamış Harekâtını son derece duygulu toplantılarla ve konuşmalarla anıyoruz. Fakat, hüzünle gördüğümüz o dur ki, bu yıl da, geçen yıllarda olduğu gibi, askerî harekâtın baş sorumlusu Enver Paşa'nın bu felâketin yaşanmasındaki sorumluluğunu hatırlatan, onu mahkûm eden bir çift söz edilmemiştir!
Bu gerçekten çok ilginç bir durumdur. Aradan yaklaşık 110 yıl geçmiş olmasına rağmen, gerçekleri örtmek gayretinden bir türlü vazgeçilmemekte; o felâket Askeri Harekât sırasında yaşananlara, tarihin gerçekleri ışığında bakılamamakta ve gerçekler halkımızdan hâlâ daha gizlenmeye çalışılmaktadır! Bu da aydınlarımızın sanal bir alemde yaşamalarına sebep olmakta, tarihî gerçekleri yeterince bilmeyen aydınlarımızın, siyasî tercihlerinde Enver Paşa gibi yanlış önderleri benimsemelerine sebep olmaktadır!
Sarıkamış Harekâtı sırasında, ne yazık ki, bütün askerî icapların göz ardı edilmesi, on binlerce Mehmetçiğin tek kurşun atmadan donarak şehit olmasına sebep olmuştur.
Yüreğimizi dağlayan bir türküdür; “İbrişimin kozalağı, batsın Afşar kazaları… Sarıkamış'ta kırıldı, gonca gülün tazeleri…”
Şu mısraları da unutmak mümkün değildir ve aslında milletimiz bu türkülerle sorumlunun kim olduğunu da ifşa etmektedir:
“Askeri kırdıran Enverî Paşa; kitlendi kapılar mekân ağladı!”
HARBE GİRMEK ZORUNDA DEĞİLDİK!
Siyonist İsrail Devleti'nin Gazze'de yaptığı ve hâlen devam etmekte olan katliamla ilgili yazı dizimizde belgelere dayanarak belirttiğimiz gibi, Osmanlı İmparatorluğu bu harbin dışında kalabilirdi. Bu mümkündü. İngiltere, harbe girmememizin ödülü olarak kapitülâsyonların kaldırılacağı ve bu harp süresince Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak bütünlüğünün garanti edildiği sözünü vermekteydi!
Bu durumda, Osmanlı Devleti, Balkan Harbi felâketinin açtığı derin yaraları sarabilir, ekonomisini güçlendirebilir, toplum refahını arttırabilirdi. Ne yazık ki, İttihat ve Terakki Partisi Diktatörlüğünün birinci ismi Enver Paşa'nın, Almanya'nın kazanacağına kesin olarak inanması nedeniyle bu harbe girilmiş ve o meşum sonuçlar alınmıştır.
SARIKAMIŞ'TA NE OLDU?
Çok zamansız ve uygun olmayan şartlarda yapılan Sarıkamış Harekâtı'nın esas sebebi, Almanların Enver Paşa'yı sıkıştırmalarıdır. Çünkü, 4-6 Eylül tarihlerindeki Marne meydan muharebesinden sonra, savaş cephe savaşına dönüşmüştür. Almanya, hiç olmazsa Rus cephesinden rahatlamak için Türk Ordusunun saldırıya geçmesini istemekte ve bunun için baskı yapaktadır. Enver Paşa da bu baskılara direnemeyerek harekâtı başlatmıştır.
Biz 1. Dünya Harbi'ne Enver Paşa'nın bizzat verdiği bir yazılı emirle 28/29 Ekim gecesi Rus limanlarının bombalanması suretiyle katıldık. Bu tarih aslında, Almanya'nın bu savaşı kazanmasının mümkün olamayacağının anlaşıldığı bir tarihtir. Çünkü Almanya, 6-12 Eylül 1914 tarihleri arasında cereyan eden Fransa ve İngiltere ile yaptığı Marne Meydan Savaşı'nı kaybetmişti!
Yâni, demek oluyordu ki, Enver Paşa, bu harbe, kazanamayacağı artık kesinleşmiş olan Almanya'nın yanında bizi harbe girmeye zorlamış, bunu sağlamış ve son derece zamansız Sarıkamış Harekâtı ile de Almanları rahatlatmak istemişti!
Sarıkamış Harekâtı'nın anlatıldığı programlarda bu konular üzerinde de durulmasını beklemek hakkımız değil midir?
Gazeteci ve yazar Doğan Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi” isimli dev eserinde, 22 Aralık'ta başlayan Sarıkamış Harekâtı ve faciası hakkında şunları yazar:
“Başkomutan Enver, savaşa girer girmez, en şiddetli kışta yiyeceği, giyeceği ve cephanesi yetersiz bir ordu ile saldırıya geçer ve düşmanla ciddî bir savaş olmadan, yüz bin kişilik bir ordu açlık, soğuk ve hastalıktan on, on beş gün içinde yok olur. Bu çılgınlığı anlamak kolay değildir.”
Birinci Dünya Harbi generallerinden Ali İhsan Sabis'e göre, “Enver Paşa, Almanların çabuk zafer kazanacağı kanısındadır, hemen saldırıya geçip başarılar elde edemezsek, zaferden pay almanın güçleşeceğine inanmaktadır.”
Ruslara taarruz edilmesi görüşünde olan Alay, Tümen, Kolordu ve Ordu komutanlıkları yapmadan Hariciye Nâzırı vekilliğine getirilen Enver Paşa, tedbirle hareket eden ve iyi bir strateji ustası olduğu bilinen askerî mektepten hocası olan, Ordu Kumandanı Hasan İzzet Paşa'ya hitaben şu sözleri söyler:
“Hatalı hareket ettiniz. Muvaffak olamadınız. Rus ordusu burada imha edilmeliydi. Şimdi derhâl harekete geçeceksiniz ve Rus ordusunu Sarıkamış cephesinde imha edeceksiniz!”
Enver Paşa bu sözleri, Ordu Kumandanını haşlayan sert bir hava içinde söyler. Ordu Komutanının cevabı daha da serttir: “Olmaz! Etrafı görüyorsunuz. Kış; kar başlamıştır. Bu şartlarda, bu mevsim içinde bir ordu hareketi iyi netice vermez. Kış şiddetini kaybetsin, yollar harekete müsait olsun, düşmanı imha edeceğim.”
Fakat Enver Paşa bu tecrübeli komutanını dinlemez. Hasan İzzet Paşa'yı, Ordu Kumandanlığından alır ve Kumandayı kendisi üstlenir!
Enver Paşa'nın Ordu Komutanına şu sözleri de söylediği iddia edilir: “Eğer Hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim” (Şevket Süreyya Aydemir, “Enver Paşa”, Cilt III, s. 130). ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?
Tüm anketler