Fal, Kimin Adını Söyledi!?

Siyaset gündemi, yoğun ve hızlı işliyor. Yerel seçim, herkesi oyalıyor! Depremde hasar gören illerimizden Hatay'daki aday seçimi ile ilgili olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dört kez anket yaptırdıklarını, hepsinde de mevcut başkanın öne çıktığını söylemektedir. Anketler, doğruyu mu söyler? Ya da, anket sonuçları tek başına yeterli sayılabilir mi? Yahut anketlerin, faldan öte bir geçerliliği var mıdır?
Diğer taraftan Etimesgut ilçesi belediye başkanlığına, bir tiyatro oyuncusu CHP tarafından aday gösterildi. Hiç kuşkusuz, bir sanatçının aday gösterilmesi olumludur. Adayın, yaşadığı alanı, en azından renklendireceğinden hiç kuşkum yok. Sanatçıların, toplumu dönüştürebilecek önderliği yerine getirebilecek potansiyele sahip olduğu kuşkusuzdur. Toplumun bilgelerinden biri olarak gelecek güzel günlerin ilk adımlarını atacaklardır. Sağdaki partilerin, belki buna ihtiyacı yoktur ama sol partilerin dönüşümü sağlayacak geniş açıya mutlaka ihtiyacı vardır. Tercihin, sanatçılardan yana olması doğrudur, destekliyorum.
***
İster akademik, isterse güncel gereksinimleri karşılamak amacıyla yapılsın anket uygulamasının nesnelliğinin sağlanması oldukça zordur. Ülkemizde daha da zordur. Araştırma tasarımının doğru kurulması önemlidir. Değişkenlerin türünün saptanması bir başka zorluk alanıdır. Soru cetvelinin hazırlanması süreci, ilkeleri, soruların ana sorunla ilişkisinin kurulması gibi birçok aşaması vardır. Yani, “Kimi belediye başkanı olarak görmek istiyorsunuz?” sorusuyla olmaz. Seçimlerle ilgili yapılan çok sayıda anket uygulamasının hiçbir biçimde güven vermediğini söylemeliyim. En azından, ben böyle düşünüyorum. Anketlerin, çok ciddi bir güvenirlilik ve geçerlilik sorunu vardır. Anketörlerin donanımsızlığı bir başka sorun alanıdır. Ülkemiz insanının kurnazlığa dayalı pratik zekâsı, anketörleri ve anketleri yenmektedir! Kurnazlığın oluşturduğu yanlılık davranışının anket sonuçlarını tümden değiştirdiğini söylemek haksızlık değildir.
Uygulama alanındaki manipülasyonları duyunca insanın dudağı uçukluyor: Eskilerin deyimiyle “Şüyuu, vukuundan beter.” ama yaygın biçimde söylenegelmektedir. Doğruluğunu kanıtlayamam ama duyduklarım gerçeğin nasıl ters yüz edildiğini göstermeye yetmektedir.
Bir seçim için aday belirleme sürecinde iktidar partisinden olan belediye başkanının karşısındaki adayı belirleme adına rakip partinin iyi ve güçlü olanı, toplumsal desteği fazla olanı değil, daha az oy alabilecek adayının kendisine rakip olması için adamlarını, anketörlerin önüne saldığı ve bunlar aracılığıyla güçsüz aday adayının, aday olmasını sağladığı söylenmektedir.
Yine, bir iktidar partisi belediye başkanının, rakip parti içi seçime birkaç koldan müdahale ettiği söylenmektedir. Rakip parti üyelerinin bir kısmının maddi vaatlerle tercih değiştirmesinin, bir kısmının oylamaya gelmemesinin sağlandığı gibi benzeri çok sayıda sonuç değiştirici müdahalenin olduğu dile getirilmektedir.
İktidar partisine bağlı belediye başkanlarının birçoğunun büyük bir ekonomik güç elde ettiği söylentilerinin dillere dolandığı göz önüne alındığında bu etkilerin olasılık içinde olduğu algılanmalıdır. Saldırı, ya da müdahalenin çok yönlü olduğunu hissetmek gerekir.
Halen görevde olan bir belediye başkanının, aday olduğu süreçte parti delegelerine, üyelerine müdahale etmesi olasılığı da hesaplanmalıdır. Hatta maddi ve/veya manevi vaat ve desteklerle kendisine oy verilmesini sağlaması mümkündür. Ya da anketörleri yanıltacak iş ve işlemler yapabilmesi olasılık içindedir.
Ekonomik gücü diğer adaylara göre yüksek olan bir aday adayı, diğer adaylara gidebilecek delege/üye oylarını değiştirebilecek girişimlerde bulunabilir.
Bütün bunlar, her yönüyle bir ahlak sorunudur. Doğru olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Bu iddiaları duyunca, insanlığımızdan utanır olduk!
Zaaflar üzerinden insanların oy tercihlerinin değişikliği kabul edilebilir mi? Bir insanın küçük çıkar uğruna oy tercihini değiştirmesi onaylanabilir mi? Bir oy, bir yemek kadar ucuz olabilir mi? Toplumsal çürüme bu boyutlara gelmişse lider ne yapsın?
Bir başka partinin, diğerinin içine karışmasının ahlaki bir tarafı olabilir mi? İktidar partisi mensupları, bir başka partinin içine müdahale edebilecek ekonomik güce ulaşması ne demektir?
Hiç kuşkusuz, toplum, bileşik kaplar gibidir. Birileri tümden iyi, diğerleri tamamen kötü olamaz. Herkes, diğeri kadar iyi, öbürü kadar kötüdür. Kokan, tuzdur. Sorumluluğu ya da suçu, bir kişiye, birkaç kişiye yükleyerek sorun çözülemez.
Eğitimi, bilgisi, donanımı, yeteneği olmayan birkaç kişi dar alanda paslaşarak kendilerinden niteliklilerin, donanımlıların içeriye girmesini de engellemektedir. Ahlaki düşkünlük her yerde, her zeminde yaşanmaktadır. Seçimler yitirildikten sonra da nitelikli insanların aday olmaktan çekindiği, kenarda durdukları gibi söylemlerle günah çıkarılmaktadır.
***
Sanatçılar, toplumsal dönüşümün, ilerlemenin, değişmenin en öndeki ayak sesidir. Müteahhitlerle işbirliği yapacak değil, toplumsal dönüşümü sağlayacak adaylara gereksinim vardır. Toplumsal dayanışmayı, işbirliğini, yardımlaşmayı önceleyecek yöneticiler, toplumsal dönüşümü sağlayabilir.
Keşke, Hatay büyükşehir belediye başkanlığına da bir sanatçı, aday gösterilebilseydi? Keşke, Bulancak ilçesine, hatta Giresun il merkezine hemşerimiz devlet tiyatrosu sanatçısı Şahin Ergüney aday gösterilebilseydi. İlçemize, ilimize yazık oldu, oluyor!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?
Tüm anketler