AYDINLARIMIZ TARİH OKUMUYORLAR!

Siyonist  İsrail Devleti'nin Filistinlilere yaptığı zulüm (ki, bu zulüm İngiliz ordusunun 9 Aralık 1917'de Kudüs'e girmesiyle birlikte başlamıştır denilebilir. Fakat 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren daha şiddetli bir İsrail zulmü ile karşı karşıya bulunmaktayız.  Amerika ve Avrupa Birliği İsrail'in yanındadırlar ve bu zulme ortaktırlar. Birleşmiş Milletlerin bu zulmü durduramaması, bu organın nasıl bir ABD kontrolünde olduğunun da kanıtıdır. Hamas, kimi siyasî parti lideri tarafından bir terör yapılanması olarak tanımlanırken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres “Hamas'ın vatan savunması yaptığını” söylemektedir!
Bu bile, siyasetin ve sözde düşünce adamlarımızın ne boyutlarda bir Batı etkisi altında olduğunu bize göstermektedir. 
Aydınlarımızın derin bir komplekse savrulmalarında etkili olan Batı'nın yücelttiği ve tüm dünyaya kabul ettirdiği ve aydınlarımızın hayran oldukları sözde değerler yerlerde sürünmekte, Filistinliler  için bu değerler hiçbir kıymet ifade etmemektedir! Batı'nın bu değerleri piyasaya sürmesinin amacı, Sömürgeci ve Emperyalist sistemin güçlenerek devamı ve Tek Dünya Devleti'nin Hâkimiyetinin gerçekleşmesidir. Güya, binlerce yıllık insanlık birikiminin bir özeti imiş bu değerler. Hâlbuki, asıl gizli ve tehlikeli amaç, bu değerler kullanılarak toplumların istikrarsızlaştırılmaları ve ülke yönetimlerinin “Üst Akla” tâbi olmalarıdır! Fakat Filistin halkına yapılan zulümde görüldüğü gibi  (ki, daha önce Güney Amerika ülkelerinde, birçok Afrika ülkesinde, Vietnam'da, Irak'ta, Libya'da ve Suriye'de de görülmüştür) Batı'nın çıkarları bütün bu, dünyaya 'Temel İnsanlık Değerleri' olarak kakalanan  değerlerin üstünde olmuştur! 
Ne yazık ki, zavallı Filistin halkı için, insan hakları, demokrasi adeta yok mesabesindedir. Siyonist İsrail Devleti yapacağını yapana kadar da bunun böyle olacağı  anlaşılmaktadır!
Bu konuda 5 yazı yazdık ve bu  yazılarda Filistin Halkının bu acıları çekmesindeki payımızı hatırlatmaya çalıştık! Bu acıların en temel sebebi, 1909 yılında 31 Mart vakası bahane edilerek Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesi ve Selânik'e sürgün olarak gönderilmesinden sonra, devlette meydana gelen otorite boşluğundan istifade ile, Ocak 1913'de İttihat ve Terakki Partisi'nin bir darbe ile devleti ele geçirmesinin ve onların hiçbir devlet umuru görmemiş ellerinde, İmparatorluğun I. Dünya Harbi'ne sürüklenerek o feci akıbete duçar olmasıdır. Biz, bu feci sonun temel sorumlusunun Enver Bey olduğuna inanmaktayız. Çünkü, İttihat ve Terakki Partisi'nin 1 Numarası oydu! Bu bakımdan Şevket Süreyya Aydemir'in 3 ciltlik “Enver Paşa” kitabı harika bir kaynaktır. Fakat, şimdi bu 1650 sayfalık kitabı kim okuyacak ki!
Tarihimize objektif bir gözle bakıldığında görülecek olan budur. Eğer İttihatçılar imparatorluğun kaderine hâkim olmasalardı bugün böyle bir coğrafya da olmayacaktı. Fakat ne yazık ki, tarihimize ideolojik tercihlere göre bakılmakta ve bir çoklarımız işlerine gelmeyen gerçekleri görmezden gelebilmekte, kendi siyasî pozisyonlarını güçlü tutabilmek için on yıllardır tekrarlanan yalanları sürdürmekte bir beis görmemektedirler. 
Televizyonda yeni yayıma başlayan “Tarih” kanalına zaman zaman göz atmaktayız. Aralık ayı ortalarında yine bir akşam üzeri bu kanalı izliyoruz. Bilim adamları konuşuyorlar hepsi de profesör!  İttihat ve Terakki Partisini anlatıyorlar. Fakat o da ne? Anlatılanlar tarihî gerçeklerle hiç uyuşmuyor! Efendim, Osmanlı'daki Tıbbiye, Mülkiye ve Harbiye çok önemli kurumlarmış. Bunların hepsi devrimciymişler! Bunlar devleti dönüştürmeyi kendilerine görev edinmişler! Devlet Batılı değerleri benimseyince ki, bunu da bu beyler sağlayacaklarmış; Osmanlı Devleti işte o zaman çağın en güçlü devletleri arasında yerini alacakmış!
Şevket Süreyya Aydemir'in Moskova'da karşılaştığı, İttihatçıların önemli isimlerinden (daha sonra 1926 İzmir suikastı ile ilgili görülerek idam edilen)  Dr. Nâzım Bey'e, “1908 İnkılâbı'ndan önce Türkiye'nin istikbâli için ne düşünürdünüz” sorusuna verdiği şu ibretlik cevap, İttihatçıların ufuksuzluğu konusunda bize bir fikir verebilir: 
“Biz, 1876 Mithat Paşa Kanûn-ı Esasî'nin iadesini istiyorduk!” Aydemir'in “Bu Kanûn-ı Esasî'nin (Anayasanın) ana hatları neydi” sorusuna ise daha da ibretlik  şu cevabı verecektir:  “Vallahi doğrusunu isterseniz ben bu Kanun-i Esasî'yi görmedim. İçinde ne olduğunu da hiçbir zaman öğrenemedim”  (“Suyu Arayan Adam”, s. 292)! 
İşte, 1909'da, Abdülhamid'i devletin başından indiren ve TARİH TV'de övgüler düzülen  'devrimciler'  bu ferasete sahiptiler!
Yazar Kemal Tahir'in “YOL AYRIMI” kitabında, İttihatçılar hakkında yaptığı şu değerli tespiti de tekrar hatırlatalım! “Bin yedi yüz bilmem kaçtan beri bizim bir tek savaşımız var. Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmaktan kurtulma savaşı... Biz de daha öncesi kuşaklar gibi, bu sürekli savaşın içinde doğduk. Yeni kuşaklar bizi ölçüp biçerken, kocaman bir imparatorluğun tepemizde aralıksız çatırdadığını hiç akıllarından çıkarmasınlar. Tepenizde hep o çökme çatırtıları... 
Uyanması olmayan korkulu bir düş. Bu ölüm bunaltısı içinde bir tek umuda varabilmişiz: 'Hürriyet gelecek, Abdülhamid'i despotluğuyla beraber sürüp atacak! Sonra her şey birden düzelecek!' 'Nasıl?' diye sormayı hiç kimse aklına getirmiyor! İmparatorluğun gerçekleri nedir? Hiçbir fikrimiz yok! Hürriyetin ilânından sonra bile böyleydi!  Bizim hürriyet, Avrupa'yı bugünkü hâle getirmiş cankurtaran! Ölü diriltme aracı... Sonunda kendimizi nerede bulsak iyi? Uçurumun dibinde! Oysa, bizim kuşaklar ne yaptılarsa imparatorluk bu uçuruma yuvarlanmasın diye yapmışlardı!” 
Bu gerçekler ortadayken, durup durup İttihatçılara, Enver Paşa'ya  övgüler düzmek neyin nesidir? Tarih ortadadır. Ortadoğu'nun bugünkü perişan halinin sorumluları İttihatçılardır. Çünkü İttihatçılar Emperyalist Almanya'nın peşine takılarak koca İmparatorluğu mahvetmişlerdir.  Ahmet Cevdet Paşa boşuna “Devlet adamları tarih okumalıdırlar” demiyor! 
Gelecek yazımızda, 18 Aralık 1915'de başlayan ve 15 Ocak'ta sona erdiğinde bir ordudan eser kalmayan, Enver Paşa'nın sorumlu olduğu Sarıkamış Harekâtını anlatacağız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?
Tüm anketler