KAPTANIN KÖŞESİ/ BÖLÜM-28

ELVEDA ALMANCA, HOŞGELDİN İNGİLİZCE
1987 yılında, şu an kesin olarak hangi ay olduğunu hatırlamadığım bir ayda Filo Komutanım Yb. Hindal Çekiç beni odasına çağırdı. Genellikle komutanlar personellerine soy isimleriyle hitap ederlerdi ve bana hitaben “Güngör helikopter kursuna mı yoksa birlik içi İngilizce lisan kursuna mı gitmek istersin” diye sordu. Hiç tereddüt etmeden İngilizce kursuna gitmek istiyorum demiştim. O gün Filo Komutanım, çok sevgili kardeşim ve 10 Ocak 2020 tarihinde amansız bir hastalıktan dolayı aramızdan ayrılan devre arkadaşım Hv. Plt. Yzb. Aydın Ustabaş'ı ise helikopter kursuna planlamıştı.

Yukarıda gördüğünüz fotoğrafı Malatya/173.ncü Filo uçağında çektirmiştim.
Genellikle pilotlar yaz periyotlarında 10 gün (hafta sonları hariç), kış periyotlarında ise 20 gün izin kullanıyorlardı. Yıllık izin taleplerimiz 1 yıl öncesinden yapıldığı için, ben 10 günlük yıllık yaz iznimi 5Ağutos 1987 tarihinde yani Kurban Bayramı'nın ilk gününden başlatacak şekilde talep etmiştim ve izin talebim karşılanmıştı. Bayramlarla izinler birleştirilebiliyordu ve yıllık izinden sayılmıyordu. Çok yoğun bir kurs ve mesai bizleri beklediği için bu izin bize çok iyi gelecekti
Şimdi biraz da ilk göz ağrımız, arabamızdan bahsetmek istiyorum. Arabamın çalıştırma sorunu çok sık olmaya başlamıştı. Birçok kez Oto Sanayiye götürdüm, her seferinde bir arıza bulunamadan geri gelmiştim. İki kez de arabayı tamircide bıraktım fakat yine bir arıza bulamamışlardı. Bir seferinde AKÜ değiştirdim fakat yine ara ara çalışmama arızası yapıyordu. Arabamın çalışmaması lojmanda olmuşsa hemen apartman görevlileri gelip vurdurarak çalıştırıyordum.
İzinde İstanbul'a gidecektik ve bu seyahat için detaylı bir plan yapmıştım. Son kez sanayide servise götürdüm ve İstanbul'a gideceğimizi söyleyip sorun olmaması için bakım yaptırdım. Artık para ve altınlar aldığımız akrabalarımıza arabamızı gösterme zamanının geldiğini düşünmüş ve İstanbul'a gitmeye karar vermiştik.

TATİL İÇİN YOLA KOYULDUK
4 Ağustos 1987 arife günü eşyalarımızı bagaja yerleştirdik ve erkenden yola koyulduk.
Seyahat planımız, arife günü Kayseri Orduevi'ne gitmek, gündüz şehri gezmek ve Kurban Bayramı'nın birinci günü Kapadokya'ya gitmek şeklindeydi. Seyahatimize başlamıştık ve sorun olmadan Malatya/Darende'ye geldiğimizde ihtiyaç molası sonrasında arabamız yine çalışmadı. Etraftaki vatandaşlardan yardım istedik ve ittirip vurdurarak arabayı çalıştırdık. Bize yardım edenlere buralarda oto elektrikçi olup olmadığını sorduğumda var olduğunu söylediler ve tarif üzerine o servise gittim. Oto elektrikçiye durumu ve arabamın geçmiş hikayesini anlattım, bunun üzerine kendisi direksiyona geçip motor çalıştırmak istedi, motor çalışmıştı. Birkaç kere daha durdurup çalıştırdı ve her seferinde motor çalıştı. Bunun üzerine elektrikçi usta yapacak bir şey olmadığını söyledi ve biz tekrar yola koyulduk. Darende ilçe merkezinden sonra Sivas/Gürün ilçesini de geçmiş, Kayseri'nin kervan geçmez, kuş uçmaz Uzunyayla mevkiinde seyahat ediyorduk. Gürün ile Uzunyayla arasındaki yol çok rampa olduğu için sürekli tırmanmış ve Uzunyayla düzlüğüne gelene kadar motor sıcaklığı(harareti) artmıştı. Emniyet tedbirlerini alarak müsait bir yerde durmuş ve motor çalışır durumda soğumasını beklemiştim. Aradan kısa bir süre geçti ve motor stop etti. Anlam verememiştim, zira çalışırken motor durması ilk kez oluyordu ve ne yapacağımızı bilemiyorduk. Bir ara sağa sola bakınırken çok uzaklardan iki kişinin bize doğru geldiklerini fark ettim. Arabanın torpido gözünden beylik tabancamı aldım, emniyetini açık olarak belime koydum. Çünkü 1984 senesinden başlayarak PKK terörü özellikle doğu bölgelerinde artış gösteriyordu ve maalesef her gün olay çıkartıp masum insanlarımızı katlediyorlardı. Bahsettiğim 2 kişi bize yaklaştıkça korku ve tedirginliğimiz artıyordu. Benim sağ elim silahın kabzasında, parmağım tetikte hazır bekliyordum.
O iki kişi konuşma mesafesine kadar gelmişlerdi ve bizim korkularımız tavan yapmıştı. Eşim ve çocuklarım arabanın içinde oturuyorlar ve tedirginlikleri yüzlerinden okunuyordu. Ben ise korkudan bildiğim tüm duaları ve Türkçe yakarışlarımı mırıldanarak söylüyordum. İçlerinden biri ya da ikisi birden geçmiş olsun abi ne oldu? dediler. O an çok rahatlamıştım, dünyalar benim olmuştu ve durumu anlattım, açık olan motor kaportasından motora baktılar, çalıştırmayı denediler fakat motor çalışmadı. Son çare olarak bildiğimiz usulle, ittirerek vurdurup çalıştırmayı denedik ve bir kez daha başarılı olmuştuk.
Motor çalışınca el frenini çekip durmuştum. Kısa bir tanışma faslından sonra benim asker olduğumu öğrenince bana General Lütfi Akdemir'i tanıyor musunuz? diye sorduklarında dünyalar benim olmuştu. Daha önce de yazdığım gibi Akdemir komutanım 20 Ağustos 1986 yılında komutanımız iken Erhaç'tan tayin olmuştu. Onlara siz nereden tanıyorsunuz komutanımı dediğimde, Çerkez olduklarını ve Akdemir komutanımın da Çerkez olduğunu ve tanıştıklarını söylemişlerdi. Yardımları için teşekkür edip yolumuza devam etmiştik.

BAYRAM SABAHI 2 YARDIMSEVER ARABAMI İTTİLER
Kayseri Orduevinde odamızı almış ve yerleşmiştik. Kısa da olsa küçük bir şehir turu yapma fırsatı bulmuştuk. Sabah erkenden kalkıp yola devam edecektik. Bunun için erkenden kahvaltımızı yapmış ve eşyalarımızla giriş kapısında eşim ve çocuklar benim park yerinden getireceğim arabayı bekliyorlardı. Park yerinde arabanın kapısını açıp oturdum ve arabayı çalıştırmak istediğimde arabam çalışmadı. Birkaç kez daha denedim ama yine çalışmadı. Park yerinin kapısının önünden geçen ve Bayram Namazından geldiklerini söyleyen 2 vatandaşımıza durumu kısaca anlattım ve arabayı ittirmeleri için yardım istedim. Sonra arabayı çalıştırmış, eşim, çocuklar ve eşyaları alıp Kapadokya yoluna koyulmuştuk.
Kapadokya'nın görülecek önemli yerlerini gezmiş ve öğleden sonra saat 15:00 gibi Şerefli Koçhisar üzerinden Ankara istikameti için yolculuğa başlamıştık. Yolculuk esnasında durmamız gereken zamanlarda arabayı biraz meyilli bir yere park edip çalışır vaziyette bırakıyordum. Kapadokya'dan Ankara/Kızılcahamam'a kadar motoru durdurmamıştım ve Kızılcahamam'da bir akaryakıt istasyonundan hem benzin almak hem de yanımıza aldığımız yiyeceklerden yemek için motoru benzin pompasının önünde durdurmuştum. Benzin aldıktan sonra arabayı çalıştırmak istediğimde motor çalışmamıştı, birkaç kez daha denemiştim fakat yine çalışmamıştı. Bunun üzerine akaryakıt istasyonunda çalışan görevlilerden arabayı ittirmek için yardım istedim. Memnuniyetle yardım etmeyi kabul ettiler. Akaryakıt istasyonu yamaç bir yerde olmasına rağmen düz bir alan yapılmış ve istasyon bu düz alana kurulmuştu.

YORGUNLUK ÇOK ŞEYDİR…
Ben arabanın içine girdim, debriyaja bastım ve 2 kişi olan arkadaşlara itmelerini rica ettim. Araba hareket etmeye başladı ve biraz süratlenince ben debriyajı bıraktım araba çalışmadı, araba sürat düşürmeden devam ediyordu tekrar debriyaja bastım, sürat artınca tekrar debriyajı bıraktım yine çalışmadı. Akaryakıt istasyonunun etrafında 2 turdan fazla bir tur atmıştık ki yorgunluktan arabayı 2'nci vitese almayı unutmuş olduğumu fark ettim ve hemen arabayı ittiren arkadaşlar fark etmeden 2'nci vitese taktım ve debriyajdan ayağımı çektiğimde her zamanki gibi arabamız çalışmıştı. Yorgunluktan arabayı vitese takmayı unutmuş ve kan ter içinde kalmış yardımsever o 2 kişi ye verdiğim zahmetten dolayı kendimi üzgün ve suçlu hissetmiştim. Diğer bir ifadeyle, kendimi çok kötü hissetmiştim. Yardımsever arkadaşlarımıza teşekkür edip, müsait bir yere çalışır durumda park ederek yiyeceklerimizi yemiştik.
İşte maceramız devam ediyor Sevgili Okuyucularım. “Uzun Bir Yol Hikayesi” haftaya devam edecek.
Sevgiyle kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kamil Güngör - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

A. Temel - Kamil’cim, hepimiz aynı kaderleri paylaşmışız. O eski, Türkiye yıllarına gittik yine. Eline sağlık.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Ocak 12:04
06

Kamil Güngör - @A. Temel 05 nolu yoruma cevabı: Aydıncım teşekkür ederim.

Evet doğru söylüyorsun. Bizim kuşağın araba sahibi olduğu 80 li yıllarda çoğumuz bu maceraları yaşamıştır sanırım. Ne anılar vardır aslında paylaşılacak.

Selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ocak 13:16
03

Kamil Güngör - @Osman erbay 02 nolu yoruma cevabı: Osman’cım teşekkür ederim

Selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ocak 11:34
01

Ali Karaçoban - Yanaklarından öpüyorum Kamilciğim. Akdemir paşayada Allahtan rahmet diliyorum

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Ocak 08:13
04

Kamil Güngör - @Ali Karaçoban 01 nolu yoruma cevabı: Hocam çok teşekkür ederim.

Rahmetlinin hayatımda çok önemli yeri vardı.

Allah rahmet eylesin.

Saygılar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ocak 11:39


Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?
Tüm anketler