İZMİR İKTİSAT KONGRESİ'NİN ANLAMI NE? (1)

Büyük Zafer'den sonra, Lozan görüşmeleri sürerken, İzmir'de 17 Şubat 1923 tarihinde bir İktisat Kongresi düzenlenmişti. Bu kongreyi düzenleyen İstanbul Ticaret Odası'ydı ve bilindiği gibi, İstanbul  Atatürk'e karşıydı! 
Evet, İstanbul, Mustafa Kemal Paşa'ya karşıydı. Millî Mücadeleye karşı olan tavrı sebebiyle İstanbul'a kırgın olan Atatürk, 16 Mayıs l9l9'da ayrıldığı İstanbul'a ancak 30 Haziran 1927'de dönecektir! 
Bu konunun üzerinde biraz duralım.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Büyük Zafer'den sonra bile, devam etmekte olan Atatürk'e karşı tavır hakkında şu değerli bilgileri verir: “Bir ay önce, zafer şenliği içinde bıraktığımız İstanbul'un havasını türlü siyasî tedirginlikler, küme küme bulutlar hâlinde kaplamaya başlamıştı. Her kafadan başka bir ses çıkıyordu; her kalp başka bir tempoyla çarpıyordu. Eskiden –eskiden dediğim, daha birkaç hafta evveline kadar- Millî Mücadeleci ve Millî Mücadele'ye karşı olarak iki cephe gösteren basın şimdi, bu manevî anarşiyi istismar etmek istercesine, birçok parçalara daha bölünmüştü. O zamanın en çok satan gazetesi Tevhid-i Efkâr huysuz ve somurtkan bir şeyler mırıldanıp durmakta, herkesi azarlar bir eda ile İttihat ve Terakki devrini savunmakta; başında henüz Ahmet Emin Yalman dostumuzun bulunduğu Vakit'le, Celâl Nuri  İleri'si, sanki memleket yeniden bir çıkmaza girmiş gibi telâş ve endişe içinde Ankara devlet adamlarına yol göstermeye çalışmakta ve bunlardan biri Mustafa Kemal Paşa'ya, George Washington'un Amerikan İstiklâl Harbi'ni kazandıktan sonra yaptığı gibi, köşeye çekilmesini, öbürü, hemen  bir diktatörlük idaresi kurmasını tavsiye etmekteydi.  Basın cephesinin bu yarıkları ardından ise şu üç siyasî teşekkülün  birbirleriyle bazen sinsi sinsi, bazen de ulu orta çekiştiği görülüyordu. Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti, M.M. Grubu ve İttihat ve Terakki şebekesi” (Yakup Kadri, “Politikada 45 Yıl”, s. 15).
İşte, Büyük Zafer'in ardından,  aydınlar ve siyaset böyle bir sorumsuzluk içindeydi. 
22 Eylül 1925'te İstanbul'dan özel bir heyet Bursa'da bulunan Gâzi'ye ulaşır ve İstanbul'a davet eder. Gâzi bu daveti reddederek şöyle der: “İstanbul'a gelmek, orada halk ile  beraber güzel vakit geçirmek benim de emelimdir. Bu hususta bazı manevî engeller vardır. Bazı meselelerin inşallah yakında hâlli suretiyle…”
Mustafa Kemal Paşa, Yakup Kadri'ye yazdığı bir mektupta da, “İstanbul BİZANS'tır” der ve sözlerini şöyle sürdürür: “Cumhuriyet Bizans'ı adam edecektir” (Seyfi Öngider, “İki Şehrin Hikâyesi”, s. 71). 
Fakat ne yazık ki, tarihi boyunca kozmopolit bir şehir olan İstanbul, Milliyetçi Ankara'yı teslim almayı başaracaktır!
Bu girişten sonra İzmir İktisat Kongresi'ne gelebiliriz.
CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir İktisat Kongresi'nin 100. Yıl dönümünde yine bir Kongre düzenlemeye karar vermiş. Fakat, 6 Şubat depremi nedeniyle bu kongre ertelendi ve Mart ayında yapıldı.
İktisat Kongresi'nin Amacı Neydi?
17 Şubat 1923 tarihinde, İzmir'de toplanan İktisat Kongresi hakkında Doğan Avcıoğlu şu tespiti yapar:  “İzmir'de,  Kâzım Karabekir Paşa ile ilişki kurulur ve Paşa, İstanbul büyük tüccarının görüşünü savunan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın başına getirilmeden önce, İzmir İktisat Kongresi Başkanlığı'na getirilir. İstanbul tüccarı Kongre'de, önce İzmir tüccarları, sonra Zonguldak madencileri, Samsun tütüncüleri, Kayseri ve Adana delegeleriyle birlik olur, Kongre'de hâkimiyet sağlar! Kongrede onların borusu öter. Nitekim boş çiftliklerin köylüler arasında paylaşılması önerisine, çiftçi temsilcileri oybirliğiyle ve şiddetle karşı çıkarlar.  Kongre, halk sınıfları kongresidir ama, Kongre'de halkın sesi olarak, yalnız tüccar ve büyük çiftçinin sesi çıkmaktadır”(Doğan Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”, s. 1369).
Kongre'deki bu yapı, ülke genelinde kimlerin söz sahibi olduğunun da bir göstergesidir. Esasen, Millî Mücadele'ye destek veren  yurt sathındaki Müdafaayı Hukuk Cemiyetlerinin yönetimi de aynı bileşimi göstermekteydi. Kongre Başkanlığı'na seçilen Kâzım Karabekir Paşa, bu görevi 'başarıyla' yerine getirmiş ve  liberalizm esası üzerine bir İktisadî Misakın kabulünde büyük bir rol oynamıştır. Zaten 9 Kasım  1924 tarihinde kurulan ve  başına getirildiği Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası da liberal bir programa sahipti.  
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın programından vereceğimiz şu satırlar, Atatürk karşıtlarının, ülke gerçeklerinden ne kadar kopuk bir anlayışa sahip olduklarını göstermektedir: “…Parti, limanlara giriş ve çıkışta alınan gereksiz gümrük vergilerinin derhâl kaldırılmasını savunur… İç ve dış transit ticaretinin gelişmesini önleyen tüm kısıtlama ve engeller kaldırılacaktır. Ulusal sanayinin korunması için getirilen kısıtlamalar kaldırılacak, ithalâttan alınan gümrük vergileri azaltılacaktır. Ekonomiyi yeniden inşa etmenin zorunluluğu karşısında, yabancı sermayenin güvenini kazanmaya çalışılacaktır. Her türlü tekelin, bu arada devlet tekellerinin de çoğalmasına karşı çıkılacaktır. Merkezî yönetim biçimi yerine yerel yönetimler gerçekleştirilecektir. Ülkede liberalizm uygulanacak, devlet küçülecektir. Halkın dinî inançlarına saygı gösterilecektir. İdare, ademi merkeziyetçi olacak, eğitim alanında mahallî makamlara daha çok yetki tanınacaktır” (Lord  Kinross, “Atatürk”, s. 602). ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Yeniden Valiliğe Devredilen Eski Rektörlük Binası Nasıl Değerlendirilmeli?