ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI (6)

Claude Farrere kitabında, Türkler hakkında, her Türk'ün göğsünü kabartacak şu sözleri söylüyor:
“Türkler gerçekten şuurlu millettir. Doğu Hıristiyanlarından, Levanten Ortodokslardan çok daha fazla şuurludur, vicdanlıdır. (…) Ben Doğu'da iki buçuk yıl yaşadım. 1902'den 1904'e kadar. Sonra geri döndüm. 1911'den 1913'e kadar kaldım. Turist olarak Trabzon'dan Korfu'ya kadar dolaştım. Sivastopol'a geçtim. Varna, Burgaz, Atina, Korent, İzmir, Bursa, Beyrut, Manastır, Samos ve Girit'i gördüm. Oralardaki hükümdarları, saraylarını, işçileri, köylüleri ve çobanları gördüm. Her tarafta birçok dost edindim.
Bunların hepsi de, benimle, hiç çekinmeden açık konuştular. Unutmayalım ki, ben gazeteci değilim, askerim. Bu bakımdan, görüştüğüm kimseler hiç çekinmeden konuştular benimle. Ve sonra İzmir!...Yunan çıkarması sırasında Türk halkına yapılan kalleşlikler ve hakaretler ve bütün cinayetler, ırza geçmeler, işkenceler… İğrenç asker bozuntularının, subaylarının idaresinde yaptığı bütün bu hareketler, şerefini ebediyen kaybeden Yunan bayrağının ipeğinde bir kan ve çamur lekesi olarak kalacaktır. (…) Kısacası, bütün yazdıklarımı biliyorum. Biliyorum, çünkü hepsine şahit oldum. Ve bütün olup bitenleri benim kadar yakından görenler de azdır. O hâlde, 1902 yazında Fransa'dan ayrılırken, Türklerden ölesiye hoşlanmadığımı söylersem bana inanın. Zaten, koleji bitiren bütün Fransızlar öyledir. Çünkü, tahsil boyunca, antik hatıralar ve modern peşin hükümlerle beslenirler. Ve 1904 sonbaharında tepeden tırnağa kadar Türk dostu olarak vatana döndüğümü söylersem yine bana inanın. On yedi yıl oluyor. Bu süre içinde fikirlerimde en küçük bir değişiklik olmadı. Ve benim bütün arkadaşlarım, Türkiye'de yaşayan bütün Fransız subayları –orada kaldıkları süre ne kadar az olursa olsun- benim gittiğim gibi gidiyor ve benim duygularımla dolu olarak dönüyorlar! Niçin? Çünkü, onlar da benim gördüklerimi görüyor; benim bildiklerimi öğreniyorlar!” (Claude Farrare, “Türklerin Manevi Gücü”, s. 20)!
Claude Farrere, söylediklerinde yüzde yüz haklıdır. Asla abartması yoktur. Çünkü, Türk Milleti gerçekten de böyle asil bir millettir. Bir başka Fransız yazarı, tarihçi Jean Paul Roux'u okuynuz, Rus tarihçisi L. Gumilev'i okuyunuz, Arap tarihçisi Fahdeddin'in Türkler hakkında yazdıklarını okuyunuz. Aynı yorumları göreceksiniz. Bu milleti, Çok Partili Sistemle bu kadar bozmalarına rağmen, bu millet yine de öz değerlerinden pek fazla bir şey kaybetmemiştir.
İzmir'deki Yahudi Alliance Okulu müdürünün yaptığı şu değerlendirme de bu saydıklarımızdan farklı değildir. Bulgaristan'dan gelmiş olan Gabriel Arie'nin 1893'te yazdığı bir rapordaki şu gözlemler, gayr–i Müslimlerin Osmanlı Devleti'ndeki hayat şartları hakkında bir fikir verebilir. Bu gözlem aynı zamanda, Türk ve Müslüman ahalinin durumuna da ışık tutmaktadır:
“Bir Bulgar Türkiye'ye gelince onun gözüne ilk çarpıcı gelen, aldığı özgürlük dolu soluk oluyor. Kuramsal olarak despot bir hükümetin yönetimi altında olsa bile, insan anayasal bir devlette bulacağından daha fazla bir özgürlük duygusu yaşıyor… Hattâ, bir hükümetin varlığını bile hissetmiyor. İnsanı taciz eden polislerin, ağır vergilerin, yoğun kamu hizmetlerinde çalışma zorunluluğunun olmamasını sultanın gayrimüslim kullarının takdir etmesi gerekir...” (Andrew Mango, “Atatürk”, s. 37).
İşte, Osmanlı Ermenileri de, böyle bir hürriyet ortamında yaşamaktaydılar. Hrand Dink Kürtlere nasihat ederken, aslında söyledikleri gerçeğin ta kendisidir.
Kanada, Amerika ve İngiltere de Tehcir Yapmıştı!
29.05.2021 tarihli Milliyet Gazetesi'nde yer alan bir habere göre, Kanada Hükümeti, II. Dünya Harbi sırasında, Kanada'da yaşayan İtalyan asıllı vatandaşlarının tutuklanmaları ve toplama kamplarına gönderilmeleri nedeniyle İtalyanlardan özür dilemiş!
Japonların 1941 yılındaki Pearl Harbor baskını ile II. Dünya Harbi'ne katılan Amerika, kendi topraklarında savaş yaşanmadığı hâlde, Japonya ile Uzakdoğu'daki savaşını gerekçe göstererek, Japon asıllı 112 bin vatandaşını doğu sahillerinde, tecrit kamplarında toplamış ve bunları savaş bitene kadar buralarda tutmuştur! Bu insanların ne ellerinde silâhları vardı, ne de Amerikan askerlerine bir saldırıları olmuştu! İngilizler de, Avustralya'da savaş olmadığı hâlde, bu ülkede yaşayan ve hiçbir tehdit teşkil etmeyen Alman kolonisini uzak bir adaya sürmüşlerdi!
Osmanlı'nın tehcir kararı almasının çok daha haklı bir sebebi vardı çünkü, ayaklanan Ermeni çeteleri, Müslüman köyleri basarak katliamlar yapıyordu. Türklük düşmanı Soykırımı Korosunun, hiç bu katliamlardan söz ettiğini duydunuz mu?
Her 24 Nisan'da, Amerikan Başkanının yayımlayacağı mesajında, 'Soykırımı diyecek mi?' diye tedirgin bekliyoruz! İşte, iki yıldır Başkan Biden, bizi resmen soykırımı yapmakla suçluyor! Doğru düzgün bir tepki bile veremiyoruz. O, her fırsatta, 'Tek Parti Diktatörlüğü' diye suçlanan Atatürk döneminde, 1936 yılında, Amerika'nın en ünlü filimcilik şirketi MGM'nin, 1915 yılındaki tehcirle ilgili olarak, Türkiye'yi suçlu gösteren bir filim çevirme teşebbüsünü nasıl önlediğimizin hikâyesini bir yazımızda anlatmıştık. Evet, Türkiye, sözünü Hollwood'a geçirebilecek kadar güçlü ve itibarlı bir ülkeydi o zamanlar! Bir de, bu Batılı emperyalist devletlerle ittifak ilişkisi içine girdikten sonraki hâllerimize bakınız! Müttefik olduğumuz Batı dünyası, bugün, bütünüyle karşımızdadır! Nasıl müttefiklik ama!
Türklere Yapılan Soykırımı Kimin umurunda?
Ermeni çetelerinin yaptıkları katliamlar kanıtlanmıştır. Görele ilçemizin Maksutlu Köyü Dikmetaş mevkiinde yapılan kazılarda, Rus işgali sırasında, Rus ordusundaki Ermeni askerler tarafından katledilen insanlarımıza ait olduğu tespit edilen insan kalıntıları bulunmuştur. Yine, Bitlis'te, Iğdır'da, Ardahan'da, Kars'ta toplu mezarlar bulunmuştur. Bu mezarlar, Ermenilerin hunharca öldürüp, topluca gömdüğü Türklere ve Kürtlere aitti. Dün bu topraklarda, Türk-Kürt demeden katliamlar yapan Ermenilerle bugün, sözde 'Kürtlerin özgürlüğünü' savunan PKK'nın ve HDP'nin yaptığı işbirliğini doğrusu anlamak mümkün değildir!
Birinci Cihan Harbi içinde, savaş şartlarının getirdiği bir zorunluluk olarak yapılan Ermeni tehcirini eleştirip, ellerinde somut hiçbir belge olmadan, '1 milyon Ermeni katledildi' yalanlarını savuran ve milletimizin şerefli ve ak alnına 'soykırımcı' karasını sürmek isteyen alçaklar, nedense, Ermenilerin öldürdüğü ve aralarında Kürt kökenli vatandaşlarımızın da bulunduğu yüz binlerce insanımızın katledilmeleri hakkında tek kelime etmemektedirler!
'Bir milyon Ermeni katledildi' yalanına inanan gafiller, Ermeniler tarafından katledilen Müslümanlara ait yüzlerce toplu mezar bulunurken, bugüne kadar, 'Türkler tarafından katledilen Ermenilere ait' bir tek toplu mezarın bulunamaması üzerinde düşünmelidirler. Ermenilerin tehcir edildiği Suriye'nin bir bölgesinde bulunan insan kemiklerini, 'Türklerin topluca katlettiği Ermenilere ait toplu mezar' diye takdim etmeye çalışan Soykırımı Mafyasının, bu kemiklerin Roma devrinden kaldığı ispat edilince, nasıl morardıklarını hatırlatırız!
Birçok konuda olduğu gibi, 'Ermeni Soykırımı' iddiaları konusunda da, bir Psikolojik Harp'le karşı karşıya bulunduğumuz bir gerçektir. Sebebi, Batı'nın 'Şark Meselesi' dediği, 'Türklerin bu coğrafyadan tasfiyesi meselesinin' 'henüz' başarılamamış olmasıdır. Bu tespitimiz için yine, 'bunlar paranoya' diyenler olacağını biliyoruz. Çünkü, Psikolojik Harp'in bu ülkedeki metotlarını geliştirenlerin en etkili silâhları, bu ülkenin tarih şuûru olmayan aydınlarıdır. Suyun mermeri oyması misali, aynı yalan defalarca tekrarlanarak sonuç alınmaya çalışılmaktadır ve maalesef alınmaktadır da! Burada sadece, eski İngiltere Başbakanı Llyod George'un “Türkleri Balkanlardan sürdük, Anadolu'dan da süreceğiz” sözlerini ve ünlü Romen devlet adamı Djuvara'nın “Türkiye'yi Parçalamak İçin l00 Plân” isimli kitabını hatırlatalım! Yani, kesinlikle paranoya içinde değiliz. Ortada bir gerçek var! Bu sözde müttefiklerimiz ve içimizdeki devşirmeler, Türk düşmanı olduklarını kanıtlamak için daha ne yapmalıdırlar?./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Açıklanan Fındık Fiyatından Memnun Musunuz?