ORUCUN FARZ OLUŞUNDAKİ HİKMETLER

Espiye Müftüsü Yavuz Koçak, Orucun farz oluşu hikmetleri hakkında açıklamalarda bulundu

Espiye Müftüsü Yavuz Koçak, Orucun farz oluşu hikmetleri konusunda şunları söyledi:''Yüce Allah (c.c.) tarafından mahlukat’ın en şereflisi olarak yaratılan insan, hem maddi hem de manevi yönden hiçbir varlığa verilmemiş nimetlerle nimetlenmiştir. Maddi yönden en güzel suret, endam ve azalar insan’a verildiği gibi akıl, idrak, hafıza muhabbet ve yüce yaratıcıya muhatap olma gibi manevi özellikler de insana ihsan edilmiştir.

Bütün müspet ilimlerin şahadetiyle kainatta ne derece mükemmel bir nizam ve intizam olduğu ortadadır. Bütün ilimler gayet manalı ve hikmetli yazılmış, kainat kitabını okuyan ve onu açıklayan birer müfessir ve şarih hükmündedirler.

Bu kadar mükemmel bir kainat’ı yaratan Allah bu harika kainattaki sırları ve incelikleri anlayacak, idrak edecek, niçin yaratılmış olduklarını keşfedecek gayet mükemmel bir varlık olan şuur sahibi insanı da yaratmış ve onu bir aziz misafir olarak bu dünyaya göndermiştir. İşte Yüce Allah kainat’ı gayet mükemmel yarattığı ve bu kainata gönderdiği insan gibi bir varlığa yön verecek, ona dünya ve ahireti cennete çevirecek mükemmel bir nizam olan İslamiyeti göndermiştir.

Bizi bizden daha iyi bilen yüce yaratıcımızın bizim faydamız için son peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) ile gönderdiği yüce İslam dininin bir esası da Ramazan ayında tuttuğumuz oruçtur.

Ramazan ayının ve içinde tuttuğumuz oruç ibadetinin biz Müslümanlara sağladığı tarif edilemez faydaları ve hikmetleri vardır.

Gerçi biz Müslümanlar Ramazan ayına Allah (c.c.) değer verdiği için değer veririz. Orucu da sırf bizi yaratan ve bizim menfaat ve zararlarımızı bizden daha iyi bilen Allah (c.c.) emrettiği için tutarız.

Yalnız yüce dinimizin ulviyetini anlamak, tatbik edildiği zaman dünyayı ve ahireti cennete çevirebilecek özellikle olduğunu daha iyi kavramak, anlatmak için yüce yaratıcının emir ve yasaklarındaki hikmet ve faydaları bilmek güzel bir şeydir.

Yüce Mevla’mızın her emrinde biz Müslümanlar için pek büyük faydalar ve çok ehemmiyetli menfaatler vardır. Biz bunların bazılarını açıkça görür biliriz. Fakat bilmediklerimiz bildiklerimizden çoktur. Bunları imanımızla duyar hissederiz.

Kulun vazifesi; Efendisinin emrini tutmak, nehyinden kaçmaktır. İhlâs, samimiyet de budur. Yani biz, ibadetler olsun diğer ilahi emirler veya yasaklar olsun, Allah öyle emrettiği, öyle istediği için kabul eder ve uygularız. İlahi emir ve yasakların hikmetlerini bilmek ve bildirmek, zaifleri teşvik içindir.

İslam alemi olarak idrak etmiş olduğumuz mübarek Ramazan ayını iyi değerlendirmek ve tuttuğumuz ramazan orucunu, mükemmel bir oruca çevirmek için bilmemizde fayda olan, bir çok hikmeti vardır.

1) Oruç sebebi ile az yiyip içmek ve her türlü nefsani arzulardan uzak kalmak, insan bünyesindeki hayvani kuvvetleri zayıflatır, ihlas nurunu artırır ve ruhu takviye eder.

Kul bu haliyle artık melekleşir. Rabbi’nin yüce sıfatlarından feyiz alır. Nur ve feyiz ile beslenerek manevi gıdalardan lezzet alır. Bir fabrikaya benzeyen insan vücudunda çeşitli cihaz ve duygular var. Her bir cihaz ve duygunun da hususi görev ve ibadetleri vardır.

Yıl boyunca istirahat etmeden hep mideye hizmet için seferber edilen bu cihazlara belli bir zaman istirahat verilmese, bunlara asıl vazifeleri ve ibadetleri unutturulmuş olur. Nefis bütün bu cihazları hep kendisi ile meşgul eder, tahakkümü altında bırakır.

Ondandır ki, eskiden beri çok ehl-i velayet, tekâmül için riyazete yani az yemek, az içmek ve az konuşmaya kendilerini alıştırmışlardır.

2)- Oruç insanı sabır, tahammül ve sebata alıştırır. Bela ve musibetlere karşı takviye eder. Temkinli ve kararlı bir Müslüman her sahada mutlaka muvaffak olur. Sabırsız ve sebatsız, her istediğini o anda bulmak, yemek, içmek derdi ile yaşayan insanlardan gerek din, gerekse cemiyete fayda ve hayır gelmez, İslamiyet ve insaniyet, sabırlı, sebatlı, temkinli ve kararlı insanlara muhtaçtır. Hatta insanın yaratılış gayesi olan kısaca “İbadet” diye ifade edilen Allah’ı tanıyıp onu emrettiklerini yapmak ve yasak ettiği şeylerden kaçınmak, ancak sabrı öğrenmek ve sabır duygusunu uygulamakla mümkündür. Zira mukaddes dinimize göre insan üç sabırla mükelleftir.

a)- Taata karşı sabır:

Yüce Mevlamız’ın ezeli ilmiyle bizim faydamız için, Dünya ve ahiret saadetimiz için, emrettiği her şeyi kabullenip, itaat etmek, bu hususta nefse zarar gelse bile sabır kuvvetini kullanarak emre itaat etmeye devam etmek…

b)- Masiyete karşı sabır:

Nefis, çevre, insi ve cini şeytanlar; bizi isyana, günaha ve yüce yaratıcının yasaklarını tanımamaya teşvik etseler bile, sabır kuvvetiyle bunlara karşı dayanmak ve günaha girmemek için sonuna kadar sabır kuvveti kullanmak…

c)- Musibete karşı sabır:

Zeval, firak ve ayrılışlarla dolu olan ve bir imtihan yeri hükmünde olan bu fani dünyada Allah’ın takdir ve iradesiyle karşımıza çıkan her musibet, hastalık, salgın, vefat v.b. hallere karşı sabırlı olmak musibet, hastalık ve belaların uhrevi neticelerini düşünerek yaradanın takdirine razı olmak, ona teslim olmak, ona asi olmamak…

İşte oruç bu faziletleri temininde çok faydalıdır. Senede hiç olmasa Ramazan boyunca mahrumiyetlere alışan kimse yeri gelince her hususta sabretmeyi bilecektir.

3) Oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurarak sahibine aczini, zaifliğini, fakirliğini ve her nefes Allah’ın vereceği kuvvet ve kudrete ne kadar muhtaç olduğunu gösterir. “Kul” olduğunu bildirir.

Sıhhat ve afiyetin, tokluk ve kuvvetin verdiği cesaretle insanlar aşırı gurur ve gaflete düşerler. Biz yapıyoruz, biz ediyoruz, biz yaratıyoruz, bu mülk bizimdir diyecek kadar cehalet ve gaflete düşüp mahiyetindeki hadsiz aczi, nihayetsiz fakrı, gayet derecedeki kusurunu göremez ve görmek istemez.

İnsanoğlu ne kadar zaif, zevala maruz ve musibetlere hedef olduğunu unutur ve çabuk heder olur, bozulur, dağılır, et ve kemikten ibaret olduğunu düşünmez… Adeta polattan bir vücudu var gibi, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi kendini ebedi tahayyül edercesine dünyaya sarılır. Aşırı bir hırs, bir istek ile ve şiddetli alaka ve muhabbetle dünyaya atılır. Hem kendini büyük bir şefkatle terbiye eden yaradanını unutur. Hem yaradılış gayesini ve ebedi hayatını düşünmez, kötü ahlak ve kötü davranışlar içinde yuvarlanır. Halbuki oruç tutan bir Müslüman, bir gün yemeyip, içmemekle bile ne derece aciz ve muhtaç olduğunu idrak edecektir.

Oruçlu Müslüman açlık vasıtasıyla midesini düşünür. Midesindeki ihtiyacını anlar. zayıf vücudunun ne derece çürük olduğunu hatırlar. Akşama doğru bilhassa uzun ve sıcak günlerde rengi sararıp, dudakları kurumaya, belinden derman biraz olsun kesilmeye başlayınca, ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu fark eder. Nefsin firavunluğunu bırakıp, kemal-ı acz ve fakr ile Allah’ın yüce dergahına ilticaya bir arzu hisseder. Rabbim, nefsini terbiye edenlerden eylesin, tuttuğumuz oruçları kabul eylesin''dedi.

04 May 2020 - 18:12 - Gündem --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Fındığa verilen 22.5 TL Fiyatı Nasıl Buldunuz?