• 04 Mart 2019, Pazartesi 17:21
SüleymanÇelebioğlu

Süleyman Çelebioğlu

BİRLEŞİK ARAP CUMHURİYETİ

Arap dünyası son yüz yılda bağımsızlık için büyük mücadeleler verdi. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası, Cebelitarık'tan İran'a kadar bağımsız Arap devletleri ortaya çıktı. Hepsinin de tarihe geçmiş büyük kahramanlıkları ve önderleri var. 
Arapların çok geri olduğu kara propagandası hem yanlış hem de acımasızlıktır. Mısır lideri Cemal Abdül Nasır, Tunus lideri Habip Burgiba, Cezayir lideri Bin Bella, Libya lideri muammer Kaddafi ve daha birçok lider nasıl unutulabilir. Bu Arap liderlerin önemli bir bölümü de kendilerine has bir sosyalizmi savunmuşlar ve Atatürk ve Türkiye'yi örnek almışlardır. Ancak Türkiye, NATO sürecinde onların bağımsızlık mücadelesinin arkasında duramamış hatta genelde karşılarında yer almıştır. 
Arapların mücadelelerinden bazı örnekler verebiliriz.
HABİB BURGİBA
Tunus, 26 Mart 1956 günü bağımsızlığına kavuşuyor. Tunus'un efsanevi lideri Habib Burgiba, hep Türkiye'yi ve Atatürk'ü örnek almış bir önderdir. Burgiba, cumhuriyet ilan ediyor laik bir yapıyı yerleştirmeye çalışıyor. Kadınlara ileri haklar veriyor. Burgiba, partisi Yeni Düstur Partisi'nin adını “Sosyalist Düstur Partisi “ olarak değiştiriyor. 
Tunus cumhurbaşkanı Habib Burgiba, 25 Mart 1965 günü TBMM küsüsünde konuşma yapıyor. Burgiba, konuşmasında, Türkiye ile olan yakınlığını gönül birliğini yoldaşlığını anlatıyor.     
Burgiba, konuşmasının devamında, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'n de Tunus'un durumu görüşülürken ABD ve İngiltere aleyhte oy verdiler fakat bizim için engin bir keder kaynağı olan, Türkiye'nin aleyhte oy kullanması idi. Şunu söyleyeyim ki bu vaka, bizim Türkiye için duyduğumuz hisleri sürekli bir şekilde değiştiremezdi” diyor. Burgiba; “İşte o zaman, Mustafa Kemal, sizce de bizce de 'vatan' denilen o sihirli millet kelimesinin çevresinde, yok olan büyük bir Devletin bıraktığı öksüzleri birleştirdi.” Diyerek büyük birliğin sihirli formülünün MİLLET olduğuna da işaret ediyor.
Burgiba'nın konuşması için adres. Erişim: 09 Şubat 2019. http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/MM__/d01/c037/mm__01037081.pdf
    Burada, Tunus'u aldım ama Türkiye'nin NATO sürecinde ezilen ülkelere karşı olumsuz duruşuna çok örnekler var. 
MUAMMER KADDAFİ
1 Eylül 1969 günü Kaddafi önderliğindeki genç subaylar, Libya'da yönetime el koyuyor ve Krallığı kaldırıyor. Radyo'dan Kaddafi tarafından okunan bildiride “Silahlı kuvvetler gerici rejime son verdi. “Şimdi Libya artık bağımsız olacak-tır… Libya Arap Cumhuriyeti kurulmuştur…” deniliyor.  
Kaddafi yönetimi hızla, Libya'nın bağımsızlığı yönünde adımlar atmaya başladı. Sigorta şirketleri ve bankalar millileştirildi. Yabancı birlikler ve üsler tahliye edildi ( İlk Kurtuluş Savaşını veren Türkiye, yabancı üs ve askerleri ülkesinden hala çıkaramamıştır.)
Libya daha sonra Bloksuz ülkeler içinde yer alacaktır.
Kaddafi'nin en yakın dostlarından biri Fidel Castro'dur.
CEMAL ABDÜL NASIR
Cemal Abdül Nasır 1952'de iktidara geliyor, Mısır gerçek bağımsızlığını kazanıyor ve 18 Haziran 1953'te Mısır Cumhuriyeti ilan ediliyor.
Nasır döneminde Mısır, İngilizlerin yönetiminde olan Süveyş Kanalı'nı millileştirmeyi  ve İngilizlerin kanal bölgesindeki askeri üssünü de kaldırmayı başarıyor. Bu Atatürk'ü örnek alan Nasır ve Mısır için büyük bir başarıdır.  Nasır döneminde Mısır kendi kararlarını veren bağımsız bir ülke oluyor. Mısır, Varşova Paktı ve NATO dışında bağımsız ülkelerden oluşan Bağlantısızlar hareketinin de önder ülkelerinden biridir.    
BİRLEŞİK ARAP CUMHURİYETİ
Nasır önderliğinde kurulan BAC (Birleşik Arap Cumhuriyeti) ile Arapların önünde yeni bir yol açılmış oldu.
Suriye'de kurulan BAAS Partisi'nin tüzüğünde de “Arap dünyasını tek bir devlet haline getirmek için mücadele” ifadesi vardı.    
BAC, 11 Ocak 1958'de Kahire'de Suriye heyeti ile Nasır görüşmesinde kararlaştırıldı. Anlaşma sağlandıktan sonra, 1 Şubat 1958'de Mısır ile Suriye arasında BAC'ın kurulduğu Kahire ve Şam'da duyuruldu. Bu kararın 5 Şubat'ta yasama organlarınca kabulü sonrasında, 21 Şubat'ta eş zamanlı olarak yapılan referandum ile iki ülke halkı birliği onayladı. Ordular Mısır Komutası altında birleşti ve  Nasır Cumhurbaşkanı, Kahire'de başkent oldu. 73 madde olan geçici anayasa, 5 Mart 1958'de kabul edildi. 8 Mart 1958'de federal bir yapı içinde Yemen'de katıldı. Anayasanın “Birleşik Arap Devleti” başlıklı giriş kısmında devletin demokratik, bağımsız, egemen bir cumhuriyet olduğu ve halkının Arap ulusunun bir parçası olduğu belirtiliyordu. BAC'ın kuruluşu Arap dünyasında büyük bir coşku ile karşılandı. Türkiye 11 Mart 1958'de BAC'ı tanıdı.
BAC 1961'de Suriye'nin çekilmesi ile dağıldı.
1963 yılında Kahire'de yapılan toplantıda, Birleşik Arap Cumhuriyeti Federasyonu için 13 maddelik anayasa hazırlandı.  Ancak bu girişim de yürütülemedi. Petrol üreten Arap ülkeleri 1973 yılında İsrail'e destek veren ülkelere karşı petrolü silah olarak kullanmanın yollarını aradı. 17 Ekim 1973'te aldıkları karar ile İsrail'in işgal ettiği Arap topraklarından çekilmesine kadar her ay petrolün fiyatını artırma kararı aldı. Karar etkili oldu.
Petrol fiyatının artırılması konusunda Arapların birleşmeleri de çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir.
*  *  *  * 
Çok geniş bir coğrafyada ve çok sayıda devlet olarak bulunan Arapların bir çatı altında birleşmeleri, emperyalizme karşı büyük bir kuv-vet olacaktır. Artık bu büyük birlik için koşullar olgunlaşmaktadır. 
Arapların bir çatı altında birleşmeleri, Na-sır'ın büyük rüyasının da gerçekleşmesi olacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık