• 28 Şubat 2013, Perşembe 9:07
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

“Vapurlar O'nun için selama durdu” EFSANE KAPTAN SALİH YOSMAOĞLU'NDAN HÜZÜNLÜ VEDA! (2)
 Yapımcı Cengiz Özkarabekir, 2005'te hazırladığı "Bir Boğaz Efsanesi: Vapurlar" belgeselinde "Efsane kaptanlardan biri" olarak nitelendirdiği Giresunlu Salih Yosmaoğlu'na da yer verdi. Belgeselde en çok İstanbul'da vapur kullanmanın zorluğunu dile getiren Salih Kaptan, "Beşiktaş açıklarında akıntı nedeniyle manevra yapmak çok zordur. Büyük maharet ister. Bazen motora gaz verir bazen de rölantiye alır dümen suyunda ilerlerdik. Gerçek kaptanlık orada belli olur" demişti. Belgeselci Özkarabekir ise "Salih Kaptan eskilere o kadar saygılıydı ki 'biz ne öğrendiysek eskilerden öğrendik' sözünü ağzından düşürmezdi. Eski kaptanlar öyle maharetliymiş ki yalılardan geçerken orada oturanlar kahve fincanı uzatır kaptanlar da alıp içermiş. Yani öyle kıvrak yanaşabilirlermiş. Salih Kaptan 'Eskiden radar yoktu. Yönümüzü göz yordamıyla bulurduk' derdi" diye konuştu. 
Salih Kaptan emekli olmadan önce Suhulet adlı arabalı vapuru kullandı. 1949-1987 arasında kaptanlık yapan, 9 yıl da güvertede hizmet veren Yosmaoğlu 1988'de emekli olduktan sonra İstanbul Deniz Otobüsleri'nin ilk kurulduğu yıllarda yöneticilik yaptı. 
GİRESUN'DA DEFNEDİLDİ 
Yosmaoğlu ailesinin genlerine işleyen denizcilik aynı aileden tam 20 kaptan çıkarmış. 
Kendisi gibi denizci olan oğlu Turgut Yosmaoğlu babası için "Deniz onun 
bütün hayatıydı. Babamın hayatının 47 senesi denizde geçti ve her yılında da büyük keyif yaşadı" diyor. 91 yaşında vefat eden Salih Kaptan dün Giresun'da toprağa verildi.”
Hazır Salih Kaptan'ın şahsında Görele'nin efsane kaptanlarına değinmişken, canlarından aziz bildikleri ekmek tekneleri, Boğaziçi'nin süsü o güzelim vapurlardan bahsetmeden geçmek olur mu? 
Kimi kömürle, kimi mazotla işleyen… 
Bordalarının kimi karabatak gibi simsiyah, kimi martı misali bembeyaz… 
Kimi kıçtan pervaneli, kimi yandan çarklı… 
Boğaz'ın masmavi sularında ak köpükler saçarak, kuğu zarafetiyle nazlı nazlı süzülen… 
Ah o güzelim Boğaziçi vapurları! 
1970-1974 yılları arası gündüz çalışıp (Yurtkur'da), ara vermeden gece de okula 
(İstanbul Üniversitesi) devam ettiğimden, 4 yıl boyunca Beykoz-Eminönü hattında çok yolculuk yaptım.
Bu yüzden, en yakın şahidiyim.
Gemi personeli ile yolcular bir birlerini tanırlardı.
Hatta öyle ki, akrabadan da ileri nice dostluğun temeli, bu vapurlarda atılmıştır, hep.
Ertesi gün vapurda bir eksiklik varsa, hemen fark edilirdi.
Vapurlar çoğu kez saatleriyle (6.45, 7.15, 7.45) ve numaralarıyla (71) anılırdı.
Bu saatlerden birinin (7.15 olabilir) uzun yıllardır değişmez ismi, Halas yani 71 
numara idi.
Halas'ın zorunlu nedenlerle (bakım-onarım) sefer dışı kaldığı zamanlarda, nöbeti geçici olarak bazen,  Büyükdere vapuru (rahmetli babam Emrullah Kaptan ve ekibi) alırdı. 
Babam, gemideki konu-komşu tanıdıklara çay ısmarlardı.
Beni de kaptan köşküne çıkarır, Eminönü'ne kadar bu şekilde seyahat ederdim.
O güzelim Boğaziçi vapurlarının çoğu jilet oldu, isimleri, cisimleri unutuldu. 
Eğer benim yaşlarda (63) iseniz… 
Zaman tüneline girip,1960 ve 70'li yıllara doğru şöyle 
nostaljik bir yolculuk yaparak… 
Hatırlamak istemez misiniz, bazılarını? 
Öyleyse buyurun: 
Büyükdere, Büyükada, Yalova, Anadoluhisarı, Rumelihisarı, Haydarpaşa (bu altısı aynı tip olup, kardeştir), Tarzınevin (47), Dılnışın, İnşirah, İnbisat, Kocataş (75), Kamer, Halas (71), Rağbet (60), Beykoz, Sarıyer, Beşiktaş, Kalender, Sütlüce, Boğaziçi, Altınkum, Küçüksu, Yeniköy, İstinye, Burgaz, Ortaköy, Suvat, Ülev, Kadıköy, Moda, Tarabya (57), Nimet (58), Güzelhisar, Erenköy, Göztepe, Sarayburnu, Fenerbahçe, Paşabahçe, Dolmabahçe, Teğmen Ali İhsan Kalmaz, Turan Emeksiz, Kuzguncuk, İnkılap, Emirgan, Pendik, Maltepe…
Birkaç da “Araba Vapuru” sayalım dilerseniz 
Suhulet (1870'de İngiltere'de inşa edilmiş olup, dünyanın ilk feribotudur.100 yıldan 
fazla hizmet etti. Babam da birkaç yıl çalıştı.), Sahilbent (Dünyanın ikinci feribotu) ve Karamürsel. Bu üç vapur yandan çarklıydı. 
Diğerleri ise; Kızkulesi, Kartal, Karaköy, Kabataş, Şemsipaşa, Salacak, Hüseyin Haki, Orhan Erdener, Kasımpaşa, Kuruçeşme… 
Benim hatırlayabildiklerim bu kadar. 
Yazımızı, üstat Yahya Kemal Beyatlı'nın “Sessiz Gemisi”yle bitirelim:
“Artık demir alma günü gelmişse zamandan, 
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan. 
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; 
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli, 
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, 
Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! 
Hicranlı hayatın ne de son mâtemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nâfile bekler; 
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. 
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, 
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.”
Efsane Kaptan Salih Yosmaoğlu ve onun şahsında ölen tüm denizcilerimize rahmet; kalanlara da sağlık, huzur, mutluluk ve uzun ömürler diliyorum.
Tüm emekçi, yiğit denizcilerimize selam olsun!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık