• 29 Ocak 2014, Çarşamba 9:36
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

SENDİKALIYIM, O HALDE YOKUM!
 Ünlü düşünür R.Descartes,  “Düşünüyorum o halde varım” demiş.
Bu sözden mülhem ben de diyorum ki; “Sendikalıyım, o halde yokum”!
Sendika; işçi ve memurun sosyal hakları için kurulur, değil mi?
Biz de öyle zannettiğimiz için yıllar önce bir memur sendikasına üye olduk.
Gerçi derdimize derman olacağına ihtimal vermiyorduk ama hem hatır, hem de siyasi görüşümüze uygun düştüğü için kerhen de olsa, kaydolduk.
“Vatan, millet, devlet, bayrak, ezan, Kur'an... “  diye diye...
Aylık aidatlarımız bordrolarımızdan otomatikman tıkır tıkır kesilmeye başlandı.
İlk yıllar hak yerine havamızı aldık.
Olsun!
Çoğunluğu karşımızdakilere kaptırmamıştık ya... 
Maddi olmasa bile, bu da manevi bir kazanç sayılırdı.
Yıllar yılları kovaladı.
Nihayet, hükümetle yapılan uzun pazarlıklar sonucu, üç-beş yıl önce bordrolarımıza bir şeyler ilave edildi. 
Ya da biz öyle zannettik.
Nasıl mı?
Ocak 2014 ayı bordroma alıcı gözle şöyle bir bakayım, dedim.
Anaaa...
“GELİR” bölümünün “Top. Söz. İkram.” Hanesinde,  geçen yıl olduğu gibi yine 45 TL. yazmıyor mu?.. 
Yanlış anlaşılmasın, bu 45 TL. aylık değil, üç aylık.
Senede ne eder?
180 TL. Yazıyla, “Yüz seksen lira”!
Sonra, “KESİNTİ” bölümünün “Sendika Aidatı” hanesine geçtim.
Baktım, orada görünen rakam da 19.48 TL. Yazıyla, “On dokuz lira kırk sekiz kuruş”. 
Yılda ne eder?
233.76 TL. Yazıyla, “İki yüz otuz üç lira, yetmiş altı kuruş”!
Fark, -53.76 TL. Yazıyla, “Eksi elli üç lira, yetmiş altı kuruş”!
Yani, sendika bize yardımcı olacağına, biz sendikaya yardım ediyoruz iyi mi?!
Hesap bu kadar basit!
Karadenizli'nin biri, gurbetteki oğlu Dursun'a yazdığı mektupta, köyde ne kadar havadis varsa tek tek sıralarken, amcasından bahsetmeyi de ihmal etmez:
 “-Uşağum, Temel  emicen de tükan açtu, otuza alduğuni yirmi beşe satayi. Surumdan gazanaymiş, oyle tedu bağa!”
Peki, biz bu durumu bilmiyor muyduk?
Biliyorduk tabi ama...
“Namus belasına verdiğimiz can bizim” diyen merhum Cem Karaca misali...
Biz de sendikamızı namusumuz bildik, aidatlarımızı tıkır tıkır ödedik, ödemeye de devam ediyoruz.
Biri Ocak'ta, biri de Temmuz'da olmak üzere yılda iki kere bordro yakma eylemi de yapmasalar...
Senede üç-beş kere uğrayıp; kimi birinci hamur, kimi de kuşe kağıda basılı içi tıka basa broşür, dergi, afiş, takvim dolu koliler de bırakıp gitmeseler, vallahi de billahi bu sevgili dostlarımızın varlıklarından haberimiz bile olmayacak.
Olan, bu kağıtları üretmek için katledilen o güzelim ağaçlara, dolayısıyla da doğamıza oluyor.
Hoş, sendikaların, siyasi fikir ayrılıklarının haricinde aslında bir birlerinden de farkları yok ya...
Al birini, vur ötekine!
Neyse...
Şunun şurasında yaş haddinden emekliye ayrılmamıza dokuz ayımız kaldı.
Namus belasına can vermesek bile aidatlarımızı tıkır tıkır ödemeye...
Yani...
Sürümden kazanmaya (!) devam edeceğiz, başka yolu yok!
Yeter ki sendikamız var, vatanımız sağ olsun!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık