• 03 Nisan 2014, Perşembe 9:43
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

SAPAN YAPACAĞIM, KUŞ TUTACAĞIM!
 Adamın biri aklını sapanla bozmuş. 
Nerde bir karış lastik bulsa hemen sapan yapıp kuş vurmaya kalkışıyormuş. 
Sonunda akıl hastanesine kapatmışlar. 
Gel zaman git zaman adam bir gün başhekimin odasına gitmiş;
- "Ben artık akıllandım, çıkmak istiyorum" demiş. 
Başhekim: 
- "Peki seni çıkarırsak ne yapacaksın?" 
- "Evleneceğim." 
Diyalog şöyle devam etmiş:
- "Evlenince ne yapacaksın?" 
- "Gelini alıp gerdek odasına gireceğim." 
- "Sonra?.." 
- "Önce duvağını, sonrada gelinliğini çıkaracağım..."
 Doktor iyice heyecanlanmış: 
- "Sonra, sonra?.." 
- "Sonra sütyenini çıkaracağım."
 - "Eee...daha  sonra?..." 
- "Sonra külotunu çıkaracağım.." 
Doktor iyice heyecanlanmış: 
- "Anlat, anlat sonra?.." 
- "Külotunun lastiğini çıkarıp sapan yapacağım, kuş tutacağım..."
Ey Kılıçdaroğlu, Ey Bahçeli!
Tamam söylemlerinizde haklı olabilirsiniz.
Bunlara itirazımız yok.
Ama bir gerçek var ki...
Siz ne söylerseniz söyleyin, ne yaparsanız yapın, değil sapanla, dilinizle kuş tutsanız, eğer necip milletimiz sizlerde bir keramet göremiyorsa...
Doğru ya da yanlış, körü körüne de olsa keramet göstereceğine inandığı kişinin peşine takılır, sonuna kadar da arkasında durur.
Şeyh uçmasa da hiç önemi yok,  müritleri nasıl olsa uçuruyor!
Ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli!
Fıkradaki gibi, aynı nakaratları bırakın artık.
“Dün dünde kaldı cancağızlarım, bugün yeni şeyler söylemek lazım”!
Bugünden yani 31 Mart 2014'den tezi yok, hemen kolları sıvayın.
Ya da...
Hiç vakit geçirmeden yerlerinizi başkalarına bırakın!
ARTIK BEN DE ÇALACAĞIM!
Yok arkadaş yok, bu böyle olmayacak.
Artık ben de çalmaya karar verdim.
Yaşımız 64 oldu. 
Devlet hizmetinde 43 yıllık hizmetimiz süresince; binlerce evrak imzaladık, hatta “İhale Komisyonu Başkanlığı” bile yaptık..
Futbolcu olduk; yeşil sahalarda çılgınca koşup, voleler çaktık, rövaşatalar yaptık, goller attık...
Yazar olduk; yüzlerce  köşe yazısı kaleme aldık, 12 kitaba imza çaktık.
Şair olduk; meçhul sevgililerin gözlerine, kaşlarına, saçlarına, dudaklarına mısralar dizdik.
Dernekçi olduk; Giresun'u, Görele'yi, köyüm Kuşçulu'yu  muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için gece-gündüz mücadele ettik!
Yani anlayacağınız, koca adam olduk, saçlarımıza karlar yağdı, emekliliğimize şunun şurasında 6 ayımız kaldı, lakin hala çalmasını öğrenemedik.
Gerçi bir ara denedik ama...
Yapamadık.
Heyecanlandık, ellerimiz titredi.
Yok, yok bu böyle olmayacak.
Bu defa kesin kararlıyım.
İtibarıma itibar katmak için...
En kısa zamanda çalmayı yeniden denemem lazım.
Hem sonra, emeklilikte de çok işime yarayacak.
Çünkü “yalnız kalan ruhumun acısı çok derindir”.
Ruhumun huzura erişmesi için...
Bugünden tezi yok çalmaya başlamalıyım.
Ancak bir sorun var.
Uzun süredir asker bavulu gibi makam odamdaki dolabın üzerinde bekleye bekleye...
Telleri kopan “ud”umu bir güzelce tamir ettirmeliyim!
Ha sahi, siz ne sanmıştınız?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık