• 25 Ocak 2012, Çarşamba 20:17
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

RAUF DENKTAŞ
Biz, seçim meydanlarında kendilerine, “Mücahit bilmem ne” diye tezahürat edilen ne çakma mücahitler gördük. 
Ama o…
Üniformasıyla da, silahıyla da…
Takım elbisesiyle de, mücadeleci kişiliğiyle de...
Vücudunun tüm hücrelerine, ruhunun tüm derinliklerine kadar…
Şanlı Türk Tarihinin gerçek “Son mücahidi”, “Son Mohikan”ıydı.
Hem inanmış bir Müslüman hem de katıksız Türk Milliyetçisi bir Bozkurt'tu.
Bugün Kıbrıs'ta bir Türk varlığından bahsedebiliyorsak, bunu ona borçluyuz. 
Hani bir şarkıda, “Kimler geldi, kimler geçti” diyor ya… 
5 BM Genel Sekreteri, 5 Rum lider, 6 Türkiye Cumhurbaşkanı ve 13 TC Başbakanı geldi geçti...
Çoğunun adı bile unutuldu ama onun ismi hep zirvede kaldı.
 Çünkü o, Rauf Denktaş'dı.
O; yılmaz bir savaşçı, saygı duyulacak bir devlet ve dava adamı, akıllı bir diplomat, müşfik bir aile reisi, tevazu sahibi bir insandı.
Yani anlayacağınız, “adam gibi adam”dı.
Yeri gelmişken, onunla ilgili küçük bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yıl 1973, günlerden 30 Ekim.
24 yaşındayız.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde öğrenciyiz.
Cumhuriyetimiz'in 50.Yılı anısına, Beylerbeyi ayağındaki gişelerin olduğu yerde birinci Boğaz Köprüsü'nün açılış töreni yapılacak.
Devlet ricali tören alanında, halk yani bizler ise yamaçlardayız.
Mahşeri bir kalabalık var.
Protokol konuşmalarından ve kurdele kesme töreninden sonra köprü trafiğe açılıyor.
Töreni yamaçlarda izleyen bizler bir anda köprüye doğru hücuma geçiyoruz.
Kalabalığı yararak ilerlemeye çalışan dizi dizi resmi arabalar.
Hemen yanı başımızda beliren siyah renkli bir araba dikkatimizi çekiyor.
O da ne? Yanlış görmüyoruz ya…
Evet, evet oydu.
Arabanın sağ arka koltuğunda, o zamanki Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı (Kıbrıs henüz bölünmemiş) Rauf Denktaş.
Kıbrıs'ta suların ısınmaya başladığı bir dönem. Bu dönemin de en popüler kişisi hiç şüphesiz, Denktaş.
Ve başlıyoruz Rauf Denktaş'a alkışlarla tezahürat yapmaya.
O her zamanki güleç yüzüyle arabanın camını aralayıp, “Anavatan yanımızda olduğu sürece kendimizi daha güçlü hissediyoruz” gibi bir takım sözler söyleyerek el sallayıp yoluna devam ediyor.
Gerisi malum.
Aradan 9 ay geçmeden 20 Temmuz 1974 Harekatı ile birlikte Kıbrıs Türk Halkı özgürlüğüne kavuşuyor.
Silahlı savaş bitmiş, bu defa bir diplomasi savaşı başlamıştı.
Ömrünün geri kalan 35 yılı da bu savaşla geçti.
Hem de devlerle kora kor…
Eğilmedi, bükülmedi, pes etmedi.
“Ağaçlar ayakta ölür” misali…
Dimdik ayakta öldü.
Peki, kıymeti gereği gibi bilindi mi?..
Bunun yorumunu da sizlere bırakıyorum.
Güle güle Büyük Mücahit!
Güle güle Koca Toros!
Güle güle Yüce Kahraman!
Mekanın cennet, aziz Türk Milleti'nin ve Türk Dünyası'nın başı sağ olsun!
    ***
GEDİZ-KANGAL
Efendim, Gediz Belediye Başkanı, Gedizliler'in rencide oldukları gerekçesiyle, Samsun Emniyet Müdürlüğü'ne resmi bir yazı göndererek, orada görevli bir köpeğe verilen Gediz adının değiştirilmesini istemiş.
İlahi Gedizliler!
Sizin rencide olduğunuz şeyden, Kangallılar onur duyuyor.
Bu nasıl bir iş?..
    ***
NE DE OLSA YAVUZ'UN TORUNU!
Uzun sarı saçlarıyla ve kulağına küpe takmasıyla tanınan Cumhurbaşkanı eski Özel Kalem Müdürü Hüseyin Avni Karslıoğlu, Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği'ne atanmış.
Bu makama atanması nedeniyle, özellikle “küpesi” merak konusu uyandırmış, Sayın Büyükelçinin.
Bizce merak edecek bir şey yok.
Ne de olsa Büyük Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in torunu sayılır!
    ***
DANIŞILMAYAN DANIŞMANLAR
Meclis Başkanı Cemil Çiçek, bir gazeteciye, “Benim tam 87 danışmanım var. Bunları bulup bir toplantı yapmak, tanımak istedim. Ancak 20'sine ulaşabildik. Diğerlerinin nerede olduğu bilinmiyor” diyerek dert yanmış.
Maaş çekme zamanlarında bankamatiklerin “Bakiye” bölümünde (0) rakamını gördüklerinde…
Ses hızını da aşarak nasıl gelirlermiş, bir görün!
Bir deneseniz, Sayın Başkanım!
   ***
FİSKOBİRLİK…
FİSKOBİRLİK 70.Olağan Genel Kurulu'nda mevcut Yönetim Kurulu Başkan Lütfi Bayraktar yeniden seçilerek güven tazelemiş.
Ah üreticinin de FİSKOBİRLİK'e güvenini bir tazeleyebilseler!
   ***
KENAN IŞIK'IN İSYANI!
Kenan Işık, “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasına katılan üniversite mezunu, üstelik master yapmakta olan Aydilek Erem adlı bir yarışmacının, telefonla katılan jokerin 'Rauf Denktaş' demesine bile aldırış etmeden, ikinci jokerini de kullanmasına rağmen, Rauf Denktaş'ın adını bilemeyip, kazandığı 3 bin lirayı alarak yarışmadan çekilmesine, “Vah vah! Bu sesi tanımamak bu topraklarda yaşayan bir genç kıza yakışmadı. Bu sesin sahibi Rauf Denktaş, çoğunluğa karşı direnen, azınlığı temsim eden ve halkını o zulümden kurtarmaya çalışan bir halk kahramanıydı. Üzgünüm”  diyerek isyanını dile getirmiş.
Bu çağ dışı soruyu hazırlayanlar da halt etmiş yani!
Biraz pop, biraz arabesk  bişeycikler bulamamışlar mı, kızımıza soracak?!
    ***

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık