• 15 Ağustos 2014, Cuma 9:47
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

“PEKİ AMA BİRİ BENİ DÖVÜYOR, O KİM?”
 Fıkrayı çoğunuz bilir.
“Bir boksör rakibinden devamlı dayak yemektedir.
İlk raunt bittiğinde antrenörü, “aferin evladım” der:
-Çok iyi gidiyorsun, adamı fena benzettin, devam et!
İkinci raunt başlamış, bizim boksör dayak yemeye devam ediyor, üstelik bir gözü de 
iyice morarmış.
Raunt bittiğinde antrenörü övgülerine devam ediyor:
-Çok iyi dövüştün, bravo, adamı öyle dövdün ki neredeyse nakavt edecektin.
Üç defa kaşı açılmış, dudağı yarılmış, burnu kanıyor...
Tam ringin ortasına serilme aşamasına geldiğinde, gong imdadına yetişmiş.
Perişan bir şekilde, kesik kesik nefes alırken, antrenörü:
-Aferin evladım, aslan evladım, çok iyiydin. Hatta önceki rauntlardan bile iyiydin. 
Çok iyi dövdün, perişan ettin adamı, bravo!..
Artık ayakta durmaya takatı kalmayan boksör antrenörüne dönüp, “Hocam” demiş:
-Çok iyi dövdüm, perişan ettim değil mi?
Antrenörü, “Perişan etmek de ne demek” demiş:
-Mahvettin adamı.
Bunun üzerine güç bela kendini toparlayan boksör antrenörüne  kısık bir sesle, 
“Hocam” demiş:
-Madem ben bu adamı dövüp, perişan ediyorum.
Peki ama biri beni devamlı dövüyor, o kim?”
Kıssadan hisse.
Bahçeli ve Kılıçdaroğlu hala boş boş konuşmaya devam ediyorlar. 
Bıraksınlar artık bu mavalları! 
Öyle kuru kuru bağırıp, çağırmakla olmuyor bu işler. Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti. 
On iki yıldır, dayak yiyorlar, fıkradaki gibi hala kendilerini galip zannediyorlar.
Çileli yollardan geçmiş 68 kuşağı, yaşını-başını almış damardan bir Ülkücü olarak kahroluyorum. 
Adamcağızı (Ekmel Bey), “Saldım çayıra, Mevla kayıra” misali arkadan iteklediniz, sonra sütre gerisine çekildiniz. Oysa 30 Mart seçimlerinde iki partinin oy oranı %43 civarında idi. Nereye gitti bu %5? 
Bu yüzde 5 Ekmel Bey'e eklense; Ekmel Bey %43'e yükselecek, Erdoğan'ın %52'si ise %47'ye düşecekti, bu kadar basit! 
Böylece, ikinci tur için; “Sen sağ, ben selamet, bahtımıza ne çıkarsa” misali, ikinci seçimlere 
daha sıkı asılmak için bir şans daha doğacaktı.
Şimdi görüyoruz ki, kaçan balık büyük olmuş! 
Tamam, tüm devlet kurumları, medya, işadamları, gönüllüler... hep Tayyip Bey'e çalıştı. 
Peki, sizin hiç mi suçunuz yok, ey Bahçeli, ey Kılıçdaroğlu?
Hadi CHP'liler;
Rakı sofralarında bol keseden “Mustafa Kemal'in askerleriyiz” nutukları atıp, kadeh tokuşturan ...
Sonra da, güney ve Ege sahillerine inip nazik bedenlerini rahat şezlonglarından  kaldırıp, oyunu kullanma zahmetine katlanmayan cici beylerin, narin hanımefendilerin muhasebesini  kendi aralarında yapsınlar.  
Peki, MHP'lilere ne oldu?
Mesela ben beklerdim ki, Bahçeli'nin bir kaş-göz hareketiyle 81 ildeki tüm Ülkücüler eş zamanlı olarak bayraklarını kaparak meydanlara fırlasın. Öyle kırmadan, dökmeden kardeşlik mesajları vererek yeri göğü inletsin. 
Nerdeeee?..
Ülkemizin en dinamik gençlik teşkilatı Ülkücüler, Bahçeli sayesinde ne yazık ki uzun bir kış uykusuna yatmış bulunuyorlar. Başbuğumuz mezarından kalkıp geriye dönemeyeceğine göre, ne zaman uyanacakları da meçhul. Uyusunlar da büyüsünler, ninni! 
Yazıklar olsun, başka ne diyeyim!
Sırf “bir oy bir oydur” diyerek...
Mütevazi  memur maaşımızdan gidiş- geliş 300-400 liramızı feda edip,  ağustos sıcağında 16 saatlik otobüs yolculuğunu göze alarak vatandaşlık görevimizi yerine getirmeye koştuk.
Vicdanımız rahat.
Bu nedenle, bu satırları kaleme almaya kendimizde hak buluyoruz.
Biz 43 yıldır sürdürdüğümüz devlet hizmetimizi iki ay sonra noktalamak üzereyiz. Çoktan üst makamlarda (Bölge Müdürü, Daire Başkanı, Genel Müdür veya Genel Müdür Yardımcısı...)  olmamız gerekiyordu.  Tahsili, hizmeti, kariyeri, yaşı...bizden çok çok gerilerde olan kişiler (hak edenleri tenzih ederim) bir yerlere getirilirken, sicilimiz anamızın ak sütü gibi tertemiz olmasına rağmen, biat etmediğimiz için ne yazık ki  Yurt Müdürlüğünde çakılıp kaldık.  Her şeye rağmen, ”kader-kısmet” deyip; üzerinde fazla durmadık, devletimize küsmedik, hizmete devam ettik. Şimdi de, tabir yerindeyse "unumuzu eledik, eleğimizi duvara asmaya” hazırlanıyoruz. 
Bizi tanıyanlar çok iyi bilir. 43 yıllık hizmetimiz süresince devletimizin  bir tek paslı toplu iğnesini, bir tek dosya kağıdını, bir silgisini, bir kurşun kalemini dahi şahsi işlerimizde kullanmadık. Yani zimmet, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık... nedir, bilmeyiz. 
Vicdanen çok rahatız, huzurluyuz. 
Cenab-ı Allah'a can borcumuzdan başka kimseye minnet, şükran, mal-mülk borcumuz yok.   Gelecekle ilgili hiçbir kimseden, kurum ve kuruluştan beklentimiz de yok.  
Yoğun teklifler gelmesine rağmen, siyasete soyunmaya ise hiç niyetimiz yok.  
Yüce Allah'dan bundan sonrası için iki dileğimiz var:
Biri; Yüce Türk Milleti'nin,  Ulu Önderimiz Atatürk'ün bizlere emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin ve aziz vatanımızın sonsuza kadar var olması, ay yıldızlı al bayrağımızın semalarımızda özgürce dalgalanmaya, minarelerimizden ezan seslerinin arş-ı alaya yükselmeye devam etmesi,  hangi ırk, renk, mezhep ve siyasi görüşten olursa olsun, bu coğrafyadaki vatandaşlarımızın refah ve huzur içinde kardeşçe yaşamaları...  
Diğeri ise; bundan sonraki yaşamımızı İstanbul'daki ve köyümüzdeki mütevazi evimizde mutlu ve huzurlu bir şekilde devam ettirmek, Allah nasip ederse mübarek Kabe'ye yüz sürmek...
Bu demek değildir ki, inzivaya çekileceğiz.
Bir taraftan toprakla haşır-neşir olurken, diğer yandan da bilgisayarımızın klavyesini tıklatmaya  devam edecek...
Bilgi ve birikimlerimizi tabi ki herkesle paylaşacağız.
Bu duygu ve düşüncelerle Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Umarım yeni Cumhurbaşkanı, hakkında olumsuz düşünenleri mahcup eder.
Umarım ona oy verenler (ki, aydan gelmediler. Hepimizin ailesinde, yanında, yakınında olanlar; anamız, babamız, teyzemiz, amcamız, dostumuz, arkadaşımız...) pişman olmazlar!  
Umarım çocuklarımız, torunlarımız barış ve refah  içinde daha mutlu bir Türkiye'de yaşarlar! 
“Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin”!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık