• 31 Mart 2012, Cumartesi 13:43
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

OSMAN AĞA HAKKINDA YAZILANLAR, SÖYLENENLER (*) (3)
Yavuz Bahadıroğlu (Gazeteci-Yazar):
“…Önce Gazi Topal Osman kimdir?
(…) Tarihçi vicdanı, böyle birinin göğsüne rahatlıkla ve hiç çekinmeden 'kahramanlık
Madalyası' takabilir. Ancak tarihçinin görevi 'kahraman' belirlemek değil, doğru tesbitler yapmaktır.
Birinci tespit: Topal Osman tam bir vatanseverdir…
İkinci tespit: Topal Osman, yeri geldiğinde hayatını vatanı için hiçe sayabilen bir
fedakardır…
Üçüncü tespit: Topal Osman, kendisi için bir şey istemeyen bir insandır…
Dördüncü tespit: Mustafa Kemal'e bağlıdır…(O kadar bağlıdır ki, Atatürk, ondan
başkasına güvenememiş, kendisini koruma görevini ona ve arkadaşlarına vermiştir.”
                                                                (Vakit Gazetesi ,8-9.8.2006)
Turgut Özakman (Araştırmacı-Yazar):
“…47.Alay hem Sakarya'da, hem Büyük Taarruz'da görev almıştır. M.Kemal
Paşa'nın muhafızları 47.Alayın Giresunlu seçkin gençleriydi. M.Kemal Paşa'yı çok iyi korumuşlardır.
Osman Ağa bir suç işledi diye hepsini aşağılamak ve Osman Ağa'nın kahramanlıklarını yok saymak olur mu? Meclis'in, ölüyü mezardan çıkartıp astırması, bu kahramanları aşağılamaya yeltenmesi Birinci meclis'in büyük yanlışları arasında yer alacak, büyüklüğünü lekeleyecektir.” (Cumhuriyet Türk Mucizesi, s.425-426)

İsmail Hakkı Tekçe (Osman Ağa'yı yaralıyken öldürdüğü iddia edilen Muhafız Taburu Komutanı):
“Osman Ağa vatansever bir insandı. Giresun Belediye Başkanı idi. Pontus çetelerinin yaptığı zulümden dolayı dehşetli Rum düşmanıydı. Bunda da haklıydı. Pontuslu Rumlar Giresun çevresinde Türk halka yapmadık vahşet bırakmamışlardı. Kurtuluş Savaşı sırasında önce Ankara'ya bir takım yolladı. Sakarya Savaşı'na Giresunlular Alayı ile katıldı. Son çatışmalarda kendisini kimin vurduğu belli değildi. Yaylım ateşi sonunda öldürülmüştü.” (Hasan Pulur, “Muhafızı Atatürk'ü Anlatıyor” )

Arslan Bulut (Gazeteci)
“Vurun Antepliler” diyenler arasında, Şahin Bey'i Karayılan'dan, Karayılan'ı Arslan Bey'den ayırabilir misiniz?
Şanlıurfa'yı Şanlıurfa yapan Türkmen ve Kürtmen aşiretlerini birbirinden ayırabilir misiniz? Kahraman Maraş'ı Kahraman Maraş yapan Sünniler ile Alevileri birbirinden ayırabilir misiniz?
Giresunlu Topal Osman'ı İzmir'in, Aydın'ın efelerinden ayırabilir misiniz? (Yeniçağ, 27.11.2010)
                    ***
YABANCILARIN KALEMİNDEN OSMAN AĞA VE GİRESUN UŞAKLARI
(YAKIŞIKLI ŞEYTANLAR)
Osman Ağa hakkında eğri-doğru hep yerli kaynaklardan bilgi sahip olduk.
Peki, birkaç yabancının gözüyle de tanımak ister misiniz, Osman Ağa'yı?
Bunlardan biri Blanche Norton adlı Amerikalı bir madam, diğerleri ise;  Fransız gazeteci Berth G.Gaulis, Bozkurt adlı eserin yazarı İngiliz H.C.Amstrong ve Rum asıllı Türk tarihçi Stefanos Yerasimos (1942-2005)'dur.
       
MADAM BLANCHE NORTON: “ONDA TUHAF BİR GÜÇ MEVCUTTU”
1915 Ermeni Tehciri esnasında Near East Relief  (Yakın Doğu Yardımı) isimli Amerikan kuruluşu, dış devletlerin baskısıyla Osmanlı'dan aldığı izinle Ermeniler'e yardım etmişti.
Bu teşkilatın görevlendirdiği kişilerden biri de, Amerikan Yardım Teşkilatları adına ülkemize gelmiş olan Madam B.Norton'du.  Madam Norton'un hissesine de, Karadeniz Bölgesi'ndeki gayrı müslim yetimhanelerini denetleme ve bazı hastalıklarla mücadele görevi düşer. Tabi ki Giresun'a da uğrar. Buradaki yetimhanenin müdiresi Amastuie adlı bir matmazeldir. Amerikalı misafire rehberlik yapma işini kız kardeşi Kyanna üstlenmiştir. Yetimhanenin müdiresi Amastuie bir süre sonra sevdiğiyle evlenebilmek için yerini kız kardeşi Kyanna'ya bırakarak görevinden ayrılıp Trabzon'a geçer. Evde boşalan yere bu defa Madam Norton yerleşir. Daha sonra 43 sayfada topladığı üç haftalık Giresun izlenimlerini, 1920 yılında, “Near East Relief” (Yakın Doğu Yardımı) adlı vakfın raporunda (286- 328 sayfalar arası)  “The Lame Mayor of Kerasund” başlığıyla yayınlar.
Bu belgeyi Giresun eski Belediye Başkanlarından emekli General Ali Rıza Erkan'dan temin ettiğini belirten gazeteci, araştırmacı,  yazar Ergun Hiçyılmaz, bu belgenin içinden önemli gördüğü anekdotları “Cephe Fotoğrafları Hayat Fotoğrafları” ve “Ya İstiklal Ya Ölüm” başlıklarıyla kaleme alarak iki hafta üst üste Sabah gazetesinin Star ekinde okurlarıyla paylaşmıştı. Arşivimizde özenle-bezenle muhafaza ettiğimiz bu ekleri sizler için yeniden karıştırdık. Osman Ağa'yla görüşüp onun hakkında yazı kaleme alan ilk yabancı olan Amerikalı Madam Blance Norton, bu belgede neler kaleme almış, bir görelim:
 “Giresun'a gelmeden önce Türk Belediye Başkanı Osman Ağa'nın namını duymuştum.. O günden sonra da kendisinden bahsedilmeyen tek günüm olmadı. Onun ismi Ermenilerce dehşetle, Rumlar tarafından ise kin ve nefretle anılıyordu. Belki biraz tuhaf bir yorum olacak ama yabancılar kendisine korku dolu bir saygı gösteriyordu. Onun mülki mevkii pek yüksek bir yer değildi ancak hiç şüphe yok ki, kendisi önemli bir kişiydi. Valinin bir alt derecesi olan kaymakamlık derecesinde bir gücü vardı. Aşırı milliyetçiydi ve milletinin tam Müslüman olmayan unsurlarını elinin bir hareketi ile hiç düşünmeden ve rahatlıkla feda edebilirdi.
Bütün Avrupa hükümetlerine karşı son derece saygısızdı. Her hafta yayınlanan bir dergide onun fikirlerinin ortaya döküldüğüne ve onun tarafından yazıldığına işaret eden pek çok makale çıkardı. Onun iddiası şuydu ki, Avrupa'nın tümü eskiden barbarlık durumundaydı ve kültür olarak onlarda görülebilen her şeyi onlar Müslümanlar'la olan temaslarından elde etmişlerdi.” (E.Hiçyılmaz, Sabah Star, s.32)   
 “Ermeni olayından sonra otoritesi daha da arttı ve nihayet bir diktatör olma noktasına kadar ulaştı. Onda tuhaf bir güç mevcuttu. Bütün şehir Türkler, Rumlar, Levantenler ve biz Amerikalılar onun kişiliğinden etkilenmiş durumdaydı. Aşırı milliyetçiydi ve milletinin tam müslüman olmayan unsurlarını elinin bir hareketi ile hiç düşünmeden rahatlıkla feda edebilirdi.
  (…) Bütün Avrupa hükümetlerine karşı son derece saygısızdı. Trabzon'daki araştırmalarım sırasında  şahit oldum, Türkler arasında doğum oranı çok düşüktü. Bu durum bütün vatanseverler kadar Osman Ağa için de son derece önemli bir husustu. Ülkenin gelecekteki büyüklüğüne ters düşen, çok önemli bu konuda bir reform yapmayı ve tedbir almayı düşünüyordu. Onun metodları kestirme yoldan olmakla beraber inkar edilmez bir şekilde etkili olmaktaydı. İşret ve fahişelik yasaklandı. Zaman zaman bizzat kendisi çarşıya dalıyor ve büyük şarap fıçılarını kendi eliyle deviriyordu. Aynı şekilde istenmeyen kadınları şehir dışına sürüyordu.
(…) Bu gibiler Osman Ağa'nın reformlarını tehlikeye düşürecek birer engel olarak kabul ediliyordu. (…)” (a.g.e., s.30)
   
“YAKIŞIKLI ŞEYTANLAR”
Osman Ağa ve maiyetindeki Giresun Uşakları'nı son derece ürkütücü ve etkileyici bulan Madam Norton, onlar için, 'Yakışıklı Şeytanlar' nitelemesinde bulunuyor ve şöyle devam ediyor raporuna:
“Adı dillerden düşmeyen bu despotu hiç görmemiştim ve çok merak ediyordum. (…)İki yanı kır saçlı bir adamdı. Önce bize hiç bakmadı. Sonra gözlerini yavaş yavaş bana çevirdi. Bronz bir yüzde soluk mavi gözlerle sabit nazarlarını bana dikti. Bu kırmızı fesli yüze hayranlıkla bakarken Giresun'da son zamanlarda meydana gelen hadiselerin idarecisi olarak onu hayalimde resimlemeye yetecek kadar vakit buldum.
“Giresun'dan ayrılışımdan kısa bir süre sonra Türkler'in Avrupa'dan atıldığı, İzmir ve Küçük Asya'nın bazı şehirlerinin Türkler'den alındığı haberi dünyaya yayıldı. Türkler'in buna cevabının ne olacağını ve Anadolu'da Sevr anlaşmasından nasıl tahrip edici bir durumun çıkacağını bilmiyorduk. Başkaldıranlardan birincisi Osman Ağa idi.” (Sabah gazetesi, Star eki, 17.4.1994, Sayı:131, s.28, 29, 30, 31)

BERTH G.GAULİS: “OSMAN AĞA SAKARYA'DA ASLANLAR GİBİ ÇARPIŞMIŞTIR”
Muhtelif yabancı gazeteler için Kurtuluş Savaşımızla ilgili haber ve röportajlar kaleme alan Fransız gazeteci Berth G.Gaulis, Osman Ağa'yla yaptığı bir söyleşide şöyle bir Osman Ağa portresi çizer:
“…Ağa Ankara'da izindedir. Paşa'nın misafiridir. Ertesi gün birliğine iltihak eder. Osman Ağa, memleketinin en zengin insanı idi. Kendi adamlarınca baş seçildikten sonra, bir alay oluşturmak üzere malını mülkünü satmıştı. Alayın her şeyine o kumanda ederdi. İsmet Paşa onun adamlarını düzenli ordu içine almıştı. Hepsi çok disiplinlidir. Osman Ağa, Sakarya'da aslanlar gibi çarpışmıştır.  İzne çıkmayı da doğrusu hak etmiştir. Fakat yine de az çok sıkıldığını itiraf eder, gördüğü tüm iltifatlara rağmen birliğine dönmeye can atar. Ona savaş hakkındaki görüşlerini sormuştum. Okuması yazması olmayan bu köylü asker bana, üç çift lafta öyle bir Avrupa çizdi ki,  bunun verdiği zevk doğrusu tercüme edilemez. Avrupa'yı övmedi ama gerçekten olanı olduğu gibi söyledi.
(…)
Sonra adamlarını çağırdı ve dörtnala uzaklaştı.” (Çankaya Akşamları, Tercüme: Füruzan Tekil, İstanbul, 1983)
Yazarın (S.Çiçek)  açıklaması: 1)Varlıklı bir aileye mensuptu ama en zengini değildi. 2)Baş seçilmemiş, kendiliğinden baş olmuştur. 3) Rüştiye (Ortaokul)'den terk olup, okuması-yazması vardı.
                                     (DEVAMI VAR)

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık