• 27 Ocak 2012, Cuma 20:17
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

LEFTER
Eğer bir kimsenin adı; Ahmet, Mehmet, Oğuz, Fatih, Ayşe Fatma, Zeynep…ise, Türk…
Lefter, Aleko, Yorgo, Nubar, Rafael… ise, Türk değil, öyle mi?
Halt etmişler!
Türk olmanın ne demek olduğunu Ulu Önderimiz Atatürk ne güzel de formüle etmiş şu ünlü özdeyişiyle:
“Ne mutlu Türk'üm diyene!”
Irkı, rengi, biçimi, cinsi, cibilliyeti ne olursa olsun, göğsünü gere gere “Ben Türk'üm” diyen ve bunun gereklerini de fazlasıyla yerine getiren bu coğrafyayı beraber paylaştığımız vatandaşlarımıza, “Hayır sen Türk değilsin!” demek kimsenin haddi değil.
Sadede gelelim. 
Onun adı Lefter Küçükandonyadis idi.
Diyarbakır'da, 4 yıl seve seve askerlik yapan…
Tam tamamına 50 kez A Milli takımımızın formasını giyen Lefter…
Bugün “Bedelli” adı altında askerlikten nasıl yırtarımın…
Milli maç başına ne kadar prim alırımın (Fatih Terim'i bile çileden çıkaran meşhur cip hikayesini çoğu spor sever bilir)  hesaplarını yapan…
Adı Ahmet, Mehmet, Hakan, Emre, Ali, Veli… olan nice Türk'ten daha Türk'tü.
Lefter, aynı zamanda; efendiliğin, tevazunun, adam olmanın da adıydı.
Futbolu şiir gibiydi.
Öyle ki, bir maçta yeri göğü çınlatan bir ses yükselir:
“Ordinaryüs!”
Bu gür sesin sahibi, ünlü Fenerbahçe taraftarı Manol'dur.
O gün bu gündür Lefter'in lakabı “Ordinaryüs”dür. Yani Profesör'lüğün en uç noktası.
“Lefter'in futbolculuğu mu daha büyüktü yoksa adamlığı mı?” diye bize bir soru sorulacak olsa, cevabımız hiç tereddütsüz; “ikisi de…” olacaktır. (Senin cevabın ne olurdu, Ersen (Konal) abi?)
Bir gazeteden aldığım şu anıyı sizlerle paylaşmak isterim.
Buyurun:
1947 yılında kaleci Cihat Arman'la, solaçık Halit Deringöl askere giderler. Fenerli yöhneticiler her ikisinin de yerine futbolcu arayışlarına girişirler. Rüştü Dağlaroğlu, Taksim Kulübü'nde Şalapi adlı iyi bir kaleci olduğunu duyar. Ancak Taksimli yönetici Şalapi'nin yerine başka bir futbolcu önerir. Aldığı cevap:
“Lefter de kim? Bize kaleci lazım.”
Ancak adam ısrarlıdır:
“Siz Lefter'i alın, bana ölünceye kadar dua edersiniz!”
Lefter Fener'in ilk idmanına çıkar. (A) ve (B) takımı çift kale maç yapacaktır. Tabi Lefter'i (B) takıma koyarlar. Ufaktefek, çelimsiz bu çocuk, (A) takım oyuncularını ipe dizer gibi çalım üstüne çalımla yerlerde süründürür, leblebi gibi 4 gol atar. Herkes şaşkındır. Sorarlar:
“Kim bu Lefter yahu?”
Maç bitmesiyle birlikte Lefter arazi olur. Ara ki bulasın. İçlerine kurt düşer:
“Yoksa Galatasaray, Beşiktaş kaçırmış olmasın!”
Gerçek sonradan anlaşılır.
Zavallı Lefter, duşa bile girmeden çoktan Büyükada'nın yolunu tutmuştur.
Sonra izi bulunur. Dağlaroğlu yarı kızgın sorar:
“Neredesin yahu?”
Lefter mahcup:
“Ne yapayım, hem dört gol attım, bir ağabeylerle duşa mı gireyim!”
Başka söze hacet var mı?..
Bundan sonra onu tutabilene aşk olsun!
17 yılı Fener formasıyla (615 maç) olmak üzere 45 yaşına kadar devam eden aktif futbol hayatı…
Takip eden yıllarda teknik direktörlük ve spor yazarlığı…
Yeşil pardon! balçık tarlası sahalarda, su çekmekten 1 kiloya ulaşmış gülle gibi futbol toplarıyla; 423'ü Fener, 21'i Milli takım ve diğerleri de yerli ve yabancı diğer takımların formalarıyla olmak üzere rakip filelere gönderilmiş 832 gol… 
Çoğunuz yaşam öyküsünü yazılı ve görsel basından öğrendiniz.
Daha ötesini anlatmamıza bilmem gerek var mı?
Bir Galatasaraylı olarak…
Tüm yakınlarına ve sporseverlere başsağlığı diliyorum.
Toprağı bol olsun!
  ***
“ASLAN CUMBULLU”!
Los Angeles'da düzenlenen 69. Golden Globe (Altın Küre) yarışmasında, kendisine tahsis edilen yarım dakikalık konuşmasının bir yerinde Ulu Önderimiz Atatürk'ün,  “Yurtta barış, dünyada barış” özdeyişini dile getiren sanatçımız Meltem Cumbul,  bir anda dünyanın ilgi odağı oluverdi.
Basınımızdan da büyük övgüler alan sanatçımıza bir övgü de bizden:
 “Cumbullu cumbullu
Aslan cumbullu
Cumbulluya diktirmişem
Her yanı pullu”
***
“ASLI B.OKTUR…”
Zorunlu Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında yapılan gelir testinde vatandaşa, “Yemeği tezekle mi, tüple mi yapıyorsunuz?” diye sorulması büyük tepki çekmiş.
Bu durum bize, bir fıkrayı anımsattı:
“Milli Eğitim Bakanlığı; kullandıkları yakıtın cinsi, kalorisi ve nasıl temin edildiği konusunda kapsamlı bir rapor hazırlamaları için tüm okul müdürlüklerine bir genelge gönderir.
Doğu'daki bir köy ilkokulunun müdürünün cevabı çok kısadır:
Bizim buralarda yakıt olarak tezek kullanılır.
Aslı boktur, buralarda çoktur, kalorisi yoktur.”

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık