• 18 Nisan 2014, Cuma 9:13
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

“KUMPAS'A GELDİK”!
 Önce “İki gönül bir olunca” ...
            Sonra, “Hortumcuya para lazım” dedi.
            Hız kesmedi, devam etti:
            “Bir avuç kaldık”... 
            “Aşkı ayağına getirdim”, derken...
            Son olarak da, günümüzün moda tabiriyle:
            “Kumpas’a geldik” dedi.
            Kim dedi?
            Tabi ki Ali Dilki!
            Uzun sözün kısası...
            “Mısraların efendisi”, “Taşlama ustası” Ali Dilki...
            Ali Dilki, 1964 Görele doğumlu, yani hemşehrim.
            Çocuklarının adını “Mısra” ve “Beyit” koyacak kadar, şiir tutkunu.
            Sadece “taşlama” tarzında değil, romantik şiirleri de var, Ali Dilki’nin.
Öyle ki, binlerce şiirinden yüz kadarı çeşitli bestekarlar tarafından bestelenmiş...
Telif hakları, üyesi olduğu MESAM tarafından güvence altına alınmış.
Bunlardan biri de, 2011’de sanatçı Onur Akın tarafından bestelenen “Ak dediler kara çıktı” adlı şiiridir.
Ali Dilki’nin yüzlerce şiiri bir taraftan; Cumhuriyet, Milliyet, Sabah, Posta, Gözcü, Sözcü, Aydınlık, Hey, Hayat, Müzik Magazin, Medyatör gibi gazete ve dergiler başta olmak üzere ulusal medyanın sayfalarını süslerken...
Diğer yandan da; Karadeniz’den Günebakış, Yeşilgiresun ve Giresun Dergisi gibi yerel medyada da hemşehrilerinin beğenisine sunulmuştur.      
            Malum, 17 Aralık 2013 sabahı ülkemiz, büyük bir yolsuzluk operasyonuna uyandı.
            “Ne oluyor, ne bitiyor” demeye kalmadı...
            Suçlu bulundu: “Cemaat!”
            Cemaatin suçu sadece bu operasyonla da sınırlı değildi.
            Başbakan Başdanışmanı Cahit Akdoğan, bir basın toplantısında “Cemaati” kastederek:
            -“Milli orduya kumpas kurdular” deyince...
“Kumpas” sözcüğü, bir anda siyasi literatürümüze giriverdi.
E, böyle bir maden olur da, Ali Dilki durur mu?
Tabi ki durmamış.
Almış eline kazmayı-küreği, pardon sivri dilli kalemini, başlamış “Kumpasa Geldik” başlığı altında “taşları” sıralamaya.
Bu aynı zamanda, sevgili Ali’nin beşinci kitabının da adı.  
            Bazen sayfalar dolusu yazı kaleme alır...
            Bazen de saatlerce çene çalar...
            Yine de meramınızı anlatamazsınız ya...
            Az lafla, çok şeyin anlatımıdır, “Taşlama” ya da eskilerin tabiriyle “Hiciv” sanatı.
            Bir taraftan güldürürken düşündürür...
            Diğer yandan da düşündürürken, güldürür.
            Edebiyat dalının iki tarafı keskin bıçağıdır, bir nevi.
            Bizim yıllardır nesirle kıvırmaya çalıştığımız bu sanatı...
            Sevgili Ali dizelerle başarıyor.
            Son şiir kitabı “Kumpasa geldik” de dolu dolu.
            Tam 112 sayfada 75 adet taşlama...
            Ancak uçan ve kaçan kurtulur, elinden, diyeceğim demesine de...
            Ne mümkün, uçan turnayı bile gözünden vuruyor, sevgili Ali.
                Hani şair (M.Emin Yurdakul);
Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet
Sevenleri toprak olmuş öksüz bir çocuk gibidir.” demiş ya...
Anarşist ruhlu sevgili Ali de, sessiz çoğunluğun sesi olmuş, onlar adına haykırıyor.
                Yani anlayacağınız;
“Atatürkçüyüm, TC vatandaşıyım, milliyetçiyim, halkçıyım, laikim, “Ne mutlu Türk’üm, elhamdülillah Müslümanım, ama önce insanım” diyen her eve lazım bir şair, Ali Dilki.                     
            Arka kapak yazısı da, Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Sayın Yekta Güngör Özden’in kaleminden.
            Şunları söylüyor, Sayın Özden, Ali Dilki hakkında:
            “...Taşlamanın kolay bir biçim olduğu sanılmasın. Düşünme ve eleştirme yeteneğinin edebi bir üslupla yansımasıdır. (...)
            Ali Dilki, bu alanda başarısını giderek güçlendiren, deneme aşamasını geçmiş bir şairdir.”
Aynen altına imzamızı atıyor...
Sizleri şairimizin bir taşlamasıyla baş başa bırakıyorum.
 
            KOYUN OLDUK GÜDÜYORLAR
            Böyle pasif bir yanımız var
            Koyun olduk güdüyorlar
            Boynumuzda çanımız var
            Koyun olduk güdüyorlar
 
            Bir orada bir burada
            Toplanmışız bir arada
            Otluyoruz hep  merada
            Koyun olduk güdüyorlar
 
            İnim inim inliyoruz
            Ne de sözden anlıyoruz
            Kaval gibi dinliyoruz
            Koyun olduk güdüyorlar
 
            Alışmışız ezilmeye
            Karşısında büzülmeye
            Hiç gerek yok üzülmeye
            Koyun olduk güdüyorlar
 
            Yazık derim inan yazık
            Kıçımızdan çıkmaz kazık
            Torbamızda kuru azık
            Koyun olduk güdüyorlar
 
            Ali der; geniş obamız
            Boşunadır tüm çabamız
            Başımızda çobanımız
            Koyun olduk güdüyorlar.
            

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık