• 10 Şubat 2012, Cuma 20:19
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

İKİ "CAN"LI GİRESUN!

Başlığı yanlış okumadınız.
Giresun yedi canlı değil ama…
Gerçekten de iki “Can”lı!
“Can”larının biri Akengin, diğeri ise Yücel.
İkisi de şair.
Akengin doğma, büyüme; Yücel ise baba tarafından Giresunlu.
Kendisine iftira atanlara cevap niteliğindeki, “Öğrensinler Aslım Ne?” adlı uzun manzumesinin bir bölümünde memleketini ve soyunu;
“Bizler Görele'deniz, hem de Daylı Köyünden
Bu yemyeşil cenneti över her gidip gören

Atalarımın mezarı oradadır, herkes tanır
İmamoğlu soyumuz sevilerek anılır.

Hala durur Daylı'da çok eski bir medrese
Dedelerim çıkarmış orda her sabah derse…” dizeleriyle dile getiren bir babanın, yani ünlü Milli Eğitim Bakanlarımızdan Hasan Ali Yücel'in oğlu.
“Ün, anıt elin olsun,
Ben falanım, filanım” diyen…
Giresun'un iki “Can”ından Akengin'in ünü, Giresun sınırlarının dışına pek taşmamışsa da…
Can Yücel'i yani Can Baba'yı bu ülkede hemen herkes tanır; şiirlerini sever.
İki “Can”ımızın bazı ortak yönleri de var.
Bunların tek tek analizini yapacak değilim.
Ama bizce, her ikisinin de en belirgin özelliği, tabir yerindeyse, “anarşist ruhlu” olmalarıdır.
Şair dediğiniz de böyle olmalıdır, aslında.
Sözü uzatmadan, her iki “Can”ımızdan birer örnek vererek, yazımızı tamamlayalım.
Önce Can Akengin'in  “Pelikanların Şarkısı”ndan başlayalım:
“Biz,
İncirle ceviz
Gibi çiçeksiz
Meyve verenlerdeniz.
Süsümüz yok, şatafatımız yok
Gündelik şanlarda,
Hele şu dış alanlarda,
Oynatacak atımız yok,
Pabucumuz delik,
Olsun… çamur tıkar.
Değerimiz bir metelik
Etmesin, ne çıkar,
Yoksulla ikiz
Biz,
Sırayı kardaş,
Kürsüyü haşhaş
Bilenlerdeniz.
Bizi ki en
Kör çeşmelere tutarız da tası,
O, halis Londra dondurması,
 Viskiden
 Tatmayız.
Gözeye göz yaşı katmayız.
At…mayız, efendiler, ayartmayız
Salt
En yat
 Ellerde bile
 Gücümüzden kile kile
 İncirle ceviz
 Gibi çiçeksiz
 Meyve verenlerdeniz
  Biz!”
  ***
Bu da Can Baba'dan:
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.

Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40'ı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a,
Bi helallaşmak ister elbet, diğimi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
İki “Can”ımızın şahsında, tüm canlara selam olsun!

CEMİL SABRİ UZUNÖMEROĞLU'NDAN BİR GAZEL (*)

Gazel denilince, aklınıza hemen Divan Edebiyatı geliyor, değil mi? Haklısınız!
Peki, günümüzde de Gazel yazan şair yok mu?
Az da olsa var tabi ki.
Bunlardan biri de, 1924 yılında Görele'nin Kuşçulu köyünde doğmuş bir şairimiz; Cemil Sabri Uzunömeroğlu.
 Trabzon Erkek Lisesi'nde de öğrenim gören şairimiz, uzun yıllar Gümrük Teşkilatı'nda görev yaptıktan sonra, 1981'de Yeşilköy Yolcu Salonu Gümrük Muayene Memuru iken emekliye ayrılmıştır.
Sanatçı bir aileden (Şair, yazar, ressam, bestekar…)  gelen ve çok sayıda şiiri olan Uzunömeroğlu, aruz ve hece vezninden güzel örnekler vermiştir. 
Bunlardan biri de, 99 beyitten oluşan “Yeni Gazel”dir. Muhterem Cemil ağabeye sağlık ve şiir dolu daha nice yıllar diliyor, bize ayrılan sınırı aşmamak kaydıyla “Yeni Gazel”inin, günümüze en çok uyan beyitlerinden bir demet sunuyorum:
Ağaç şüpheye düştü dalındaki filizden
Diyor ki anlamıyor kimse melalimizden

Çarpık bina olundu devlet-i alimizden
Hemen anlaşılıyor perişan halimizden
(…)
Nutuklar irad  edip Kastamonu halkına
Acele şapka giydik utanıp kelimizden
(…)
Bir kenara bırakıp sadakat yeminini
Harama meylederiz bıkıp helalimizden

Memleketin kaderi bağlandı milli and'a
Unutup andımızı caydık yeminimizden

Demokrasi diyerek yırtınıp duruyoruz
Gel gör ki cop palaska düşmüyor belimizden

At, avrat, pusat meğer Türk'ün şiarı imiş
Onun için sarkıyor tabanca belimizden
(…)
Oynatsa parmağını iki cilveli kadın
Düşeriz peşlerine ayrılıp eşimizden
(…)
Bir dava ortalama on yedi yıl sürermiş
Daha ne beklenirdi mefluc adliyemizden
(…)
Jandarma, polis, savcı bazen sorgulasa da
Asla fire vermeyiz saygın kafilemizden

Yatakta değil amma ayakta uyumuşuz
Sarahatle öğrendik ihtiyar ninemizden
(…)
Profesör ünvanlı bir sürü ekonomist
Çökertti hazineyi çıkamadık krizden

Hovardaca harcayıp milletin parasını
Hesapsız tacir gibi olduk sermayemizden

Tazelemek istesek akıncı ruhumuzu
Manzumeler okuruz Yahya Kemal'imizden

Allah rahmet eylesin şair Ziya Paşa'ya
Yakındığı teseyyüb çıkmadı hanemizden

Ağladık salya sümük karışıp birbirine
Alaturka dinleyip Sayın Emel'imizden

Milli merasim ile kestirdik zekerini
Şikayetler dinledik Ersoy Bülent'imizden

Anlamak istemedik anlattığı melali
Protestolar yedik Ahmed Haşim'imizden
Sağlam fikir yerine etrafa bağırmayı
Kemaliyle öğrendik Namık Kemal'imizden
(…)
Kurduk otağımızı tarih sayfalarına
Okuyup bozkurtları Atsız Nihal'imizden
(…)
Yakışmaz bize artık ebedi hovardalık
Feyiz aldıktan sonra Faruk Nafiz'imizden
(…)
Okuduk ağlayarak ağaç kasidesini
Bakıp boz tepelere Nihat Halil'imizden
(…)
Beğendik Fransız'ın şarap koklamasını
Öğrenip usulünü bay Orhan Veli'mizden
(…)
Arıtmak hevesine kapıldık dinimizi
İki mısra okuyup Mehmet Akif'imizden

Hayrettin Günay ile Özcan Temel olmasa
Kim haberdar olurdu söylesenize bizden
(…)
Trolle, dinamitle kazıdık köklerini
Mezgit bile çıkmıyor şimdi Karadeniz'den
(…)
Etrafına bakıp da karamsar olma Cemil
Elbet bir dara çıkar aziz milletimizden

Yine uyuduk diyor bazı gafillerimiz
Ne zaman uyandık ki hab-ı gafletimizden

Yakalamak istesek batı uygarlığını
Zampara şeyi gibi kayıyor elimizden
(…)
Aldırma şu cihanın gidişatına Cemil
Hisse alanlar olur bu nev gazelimizden

Kitap bizim dostumuz, mürşidimiz diyoruz
Yine toplatılıyor yazık evlerimizden

Hak, adalet, fazilet, haysiyet, şeref, namus
Maalesef onları düşürdük cebimizden

Tam bize göre idi muhterem Enver Hızlan(**)
Allah selamet versin memnunduk valimizden

Nereden çıktı Cemil bu sözleri söylemek
Şairlik işte bu ya koptu yüreğimizden

(*)Giresunlu Şairler, Seyfullah Çiçek, Mamaşoğlu Yayıncılık, İstanbul, 1997, s.125-128.
(**)Görele Kuşçulu köyünden olup; Trabzon, Malatya, Kahramanmaraş, Aydın, Edirne, Sakarya ve Balıkesir Valiliği yapmıştır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık