• 19 Nisan 2012, Perşembe 9:39
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

EMRE'NİN SUÇ DOSYASI

Aşağıda okuyacağınız yazımız, 19 Eylül 2008 tarihinde köşemizde yayınlanmıştı.
 Noktasına, virgülüne dokunmadan tekrar köşemize koyuyoruz:

“O ŞİMDİ MİLLİ TAKIMIN KAPTANI!
O şimdi “Milli Takım”ın kaptanı!
Galatasaray'da daha toyken, kuralsız araba kullandığından, Fatih Terim tarafından
arabasının kontak anahtarına  el konulmuştu.
Bir başka gün arabasıyla gariban bir kapıcıya çarparak ölümüne sebep olmuştu.
Galatasaray'ın 21 Nisan 2000 tarihinde Leeds Unıted'le oynadığı Şampiyonlar Ligi rövanş maçında, Galatasaray 42.dakikada 2-1 öne  geçmiş ve üstüne üstlük  bir dakika sonra da rakibin bir oyuncusu kırmızı kart görmüşken, hemen peşinden 44.dakikada rakibine kasdi sert faul yaparak oyundan atılmıştı. Dolayısıyla, final maçında da yer alamadığından “UEFA KUPASI”nın ve “SÜPER KUPA”nın kazanılmasında hiçbir katkısı olmamıştı.
2000-2001 sezonunda kritik Ankaragücü maçı öncesi kapalı kapılar arkasında İNTER'le anlaşmış, sonra da basın mensuplarına dönerek, “Sağlıklı yaşam için spor yapmıyoruz her halde” diyerek, onları sarakaya almıştı.
Diğer bir “kapı arkası kahramanı” Okan da kırmızı kart ihanetiyle tüm bu olup bitenlerin üzerine tuz-biber ekmiş, sonuçta, farklı kazanılabilecek bir maçı ,bu iki sporcunun örnek davranışları (!) yüzünden berabere bitiren Galatasaray, şampiyonluğu avuçlarının içinden kıl payı kaçırmıştı.
İsviçre ile yapılan tarihe utanç belgesi olarak geçen olaylı maçın ateşleyicilerinden olup, rakip oyunculara tekme savurmaktan dolayı 6 maç oynamama cezası ile tecziye edilmiş, ayrıca Milli Takım'ın 3 maçını dışarıda seyircisiz oynamasına sebep olanların başında yer almıştı.
Bir milli maç sonrası tribünlere dönerek koluyla Yeni Zelandalılar'ın “Haka Dansı”na benzer  çirkin bir harekette bulunmuş, bu hareketi tüm Türkiye ve dünya tarafından ayıplanmış ve kınanmıştı.
“Ben bu hareketi bir kişiye yaptım. O kendisini bilir” diyerek, “Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler” misali  bir savunma yapmıştı.
İngiltere'de üç ayrı olaydan dolayı (siyahileri aşağılama) ırkçılıkla suçlanmıştı.”Aslında ben siyahları çok severim. Hatta falan, filan siyahi futbolcular benim en yakın arkadaşım. Yanlış anlaşıldım, ben suçlu değilim”, diye ağlamış, ceza yemekten kıl payı kurtulmuştu.
Colin Kazım'ın Fener'e transfer olmaması…
Tuncay'ın da Fener'den kopup İngiltere'ye gitmesi için her türlü gayreti gösterdiği, karşılaştıkları bir ortamda bu yüzden Aziz Yıldırım'dan azar yediği, her zamanki taktiğine başvurarak , “valla da billa da ben böyle bişey yapmadım”ayaklarına yattığı konusunda Temmuz ayında basında haberler çıkmıştı.
Bitmedi.
Avrupa Üçüncüsü olan Milli Takımımız'ın bu büyük başarısına hiçbir katkısı olmadığı gibi (Portekiz'e 2-0 yenildiğimiz maçta oynadı. Daha sonraki 4 maçta da sakatlığı nedeniyle yer almadı) , bilinen çirkinliklerine oynamadığı bir maçta da devam etti.
İşte söz konusu bu maçla ilgili  basından birkaç derleme:
“…Çek maçı sonrası söylediklerin (Fatih Terim'e) sana hiç yakışmadı.. Tepkileri de gördün zaten.
Sen böyle olunca, tetikçin Emre'nin yaptıklarına da şaşmadım tabii.. İmam sen olunca, Emre daha neler yapacaktır.”Fatih Terim'e açık mektup,H.Uluç,Hürriyet,18.6.2008)
“…Maçın son dakikasında rakibe saldırıp kırmızı kart gören ve maç bittiğinde gazetecilere alışkın olduğu el-kol hareketlerini yapan iki terbiyesizi adam yerine koyup savunmasını (Fatih Terim'e)  ise hiç anlayamadım.
Her ikisi de gerçek futbol severlerin vicdanında mahkum edildiler ve üzerlerinde hangi forma olursa olsun ait olacakları tek yer 'büyümüş ama adam olamamışlar kulübü' olacak.” (Mehmet Y.Yılmaz,Hürriyet,18.6.2008)
Bir resim altlığı (Gazetenin adını not etmeyi unutmuşum):

“Milli Takım 3.golü attıktan sonra Emre, basın tribünündeki Türk gazetecilere bu hareketi yaptı.Emre bu hareketle 'Ne o!şimdi yazılarınızı mı değiştiriyorsunuz?' demek istediğini söyledi”
“…Emre Belözoğlu gibi saygı kavramını özümseyememiş,sevimliliğini yitirmiş bir futbolcu modeli  yaratmasını (Fatih terim'e)  doğru bulmuyorum.” (Kanat Atkaya,Hürriyet,24.6.2008)
Sarı ve kırmızı kart gördüğü,hakemin gözünden kaçan  diğer pek çok maç bu yazdıklarımıza dahil  değil.
Atalarımız, “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” demiş.
Hatırlatalım istedik.
O şimdi “Milli Takım”ın kaptanı!!!…
Hem de…
Birer ahlak timsali olan Türk Futbolu'nun simge isimleri Turgay Şerenler'in, Lefterler'in, Metin Oktaylar'ın, Şenol Güneşler'in, Oğuzlar'ın, Rüştüler'in, Hakan Şükürler'in bir zamanlar şanla, şerefle kaptanlık yaptıkları Milli Takım'ın kaptanı.
Basının ve kamuoyunun tepkilerine:
Hem bir Galatasaraylı hem de spor tutkunu bir vatandaş olarak büyük saygı duyduğum Fatih Terim, “Bir hata yaptı diye asalım mı?” benzeri bir cevap vermiş.
Biz de yukarıda sıraladığımız vukuat listesine uygun bir cevap verelim, sevgili Hocamıza:
“Deveye sormuşlar: 'Neden sırtın eğri? Cevap vermiş: Nerem doğru ki?'
Fatih Hoca'nın Emre'ye karşı olan sevgisini Fatih Hoca'ya bırakıp…
Ulu Önderimiz Atatürk'ün şu çok anlamlı sözleriyle son noktayı koyalım:
'Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda AHLAKLISINI severim!' “
    ***
Bu yazımızın üzerinden tamı tamına 3 yıl 7 ay geçmiş.
Bu süre içindeki vukuatlarını not etmemekle beraber, 8 Mart 2009'da Kayserisporlu Cnagele'ye “boğazını keserim” işareti yaptığı, sanırım hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Bereket, diğer vukuatlar için de imdadımıza “Fotospor.com” yetişti.
İşte, Fotospor'un,  “Emre'nin Vukuatları” başlıklı yazısından derlediklerimiz:
“Fenerbahçe'de, maç sonu yaşanan kavgalar 2-0'lık Bursa galibiyetinin önüne geçti. Sarı lacivertlilerde Emre ile Cristian önce saha içinde kapıştı. Tartışmayı soyunma odasına da taşıyan iki futbolcu birbirine yumruklar savurdu. Hatta iddiaya göre, Emre bu sırada Aykut Kocaman'a da saldırdı.”
 “Güney Kore maçında iki dakika içinde iki sarı ile kendini zorla oyundan attırdı.”
“5 Aralık 2008: Denizli-F.Bahçe: (0-1) Bir G.Saraylıyla tartıştı. Cimbom'a 'O takım' dedi.”
“19 Aralık 2008: Konya-F.Bahçe: (1-2) Mevlana gezisinde bir gazeteciye 'Seni sabaha kadar döverim' dedi. Milli Takım kaptanlığından oldu.”
“3 Mayıs 2009 Beşiktaş-F.Bahçe: (1-2): Boğasına sıkan Deivid'e 'Seni fena yaparım' dedi, kulübede 'Ona göstereceğim' şeklinde bağırdı.”
“12 Nisan 2009: G.Saray-F.Bahçe: (0-0) Sabri, Emre'nin 'Seni öldürürüm' dediğini açıkladı.”
“30 Ağustos 2009: Manisa karşılaşmasında rakibe 'P.. kurusu' dedi, 3 maç ceza aldı.”
“24 Ağustos 2009: Diyarbakırspor maçında hakem Suat Arslanboğa'nın eline vurdu.”
Son vukuatının ise, henüz  dumanı üstünde.
Tarih 15 Nisan 2012.
 Fenerbahçe-Trabzonspor maçı.
Trabzonsporlu Zakora'ya: “Pis zenci!”
Basın mensuplarının soruları üzerine önce, “Demiş olabilirim” dedi.
Yirmi dört saat sonra da, her zamanki gibi yüz seksen derecelik çark: “Pis zenci değil, dingil dedim”
Gördüğünüz gibi, “Suç Dosyası” hayli kabarık.
Unuttuklarımız da cabası.
62'yi devirdik, yaşımız kemale erdi.
Yirmi yılı aşkın amatör futbol hayatımız da var.
Bu yaşımıza kadar Türk futbolunda nice hırçın futbolcu (Örneğin: Fenerli Kemalettin ve rahmetli Yılmaz Şen, Galatasaraylı Talat Özkarslı, Diyarbakırsporlu Vehbi, Beykozlu Katır Nusret vs.) gördük, tanıdık…
Ama böylesine hiç rastlamadık.
Sen rastladın mı, Ersen (Konal) abi?
15 Eylül 2008 tarihli yazımızı, Atatürk'ün, her sporcunun kulağına küpe olması gereken o ünlü özdeyişi ile bitirmiştik.
Bu defa hiçbir yorum yapmadan yazımızı noktalıyoruz.
Çünkü…
Artık, sözün bittiği yerdeyiz!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık