• 28 Şubat 2014, Cuma 9:29
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

DOMBRA
 Cengiz Han'ın yaşamını konu alan bir filmin müziği olarak kulaklarımıza çalınmıştı, ilkin.
Gönül telimizi titreten bu fantastik müzik, daha sonra, “Kızıl Elma” dizisinin fon müziği olarak yeniden kulaklarımızın pasını sildi.
Kendimizi, ata yurdumuz  Orta Asya'nın uçsuz bucaksız bozkırlarında hissetmemize neden olan bu çalgının ve müziğin adı, “Dombra”dır.
Bir siyasi partimizin bu müziği; bir müzisyene, otantik sözlerini değiştirterek seçim propagandalarında kullanması, tartışmaları da beraberinde getirdi. 
Türk tarihi konusunda çok önemli bir otorite olan TTK eski Başkanı ve MHP Milletvekili Sayın Prof.Dr. Yusuf Halaçoğlu, dombranın bir Nogay çalgısı olduğunu söyleyerek topa girdi.
Dombranın bir Nogay ve dolayısıyla da öz be öz Türk çalgısı ve müziği olduğu, elhak doğrudur. Çünkü Nogaylar, Don ve Kuban ırmakları arasındaki alanda Astrahan yöresinde varlığını sürdüren Türk Dillerinden Nogayca'yı konuşan bir Türk boyudur.  
Her sıradan Türk vatandaşı gibi bizi de bamtelimizden vuran bu müzik,  tarihçi ve eski futbolcu kimliğimizle, bizim de topa girmemizi (!) vacip kıldı.
Uzun yıllar önce edindiğimiz bilgileri tazelemek amacıyla, evimin en değerli köşesi olan kütüphanemdeki  kitaplardan, Prof.Dr.Bahaeddin Ögel'in “Türk Kültür Tarihine Giriş” (Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 734, Kültür eserleri dizisi:  46, Ankara, 1987) adlı 9 ciltlik değerli eserinin “Türk Halk Musikisi (Uygur Devletinden Osmanlılara)” adını taşıyan 9.cildine uzanıp sayfalarını şöyle bir çevirmeye başladım.
Aradıklarımı 174. Sayfada  “Dış Türklerde Tanbura, Dambura, Dombra” başlığı altında buldum.  Özellikle de “Kazak Türklerinde dombra” başlığı altında toplanan ve resimlerle de desteklenen anlatım, 196.sayfaya kadar devam ediyor.
Ögel'e göre Kazak dombrası, Ortaasya Türk kavimlerinin en orijinal ve en yaygın çalgısıdır. Batıda, Rus; doğuda ise, Moğol tanburalarını etkilemiştir.
Kazak dombrası,  12-13 cm boyutlu, uzun saplı, iki telli bir sazdır. Yaygın olarak ceviz ağacından yapılsa da, kayın ve çam ağaçlarından yapılanları da vardır. Telleri bağırsaktan yapılma, parmakla çalınan diatonik (Beş tam ve iki yarım sesten yapılmış musiki dizisi) bir çalgıdır.
“Akın” adı da verilen Kazak ozanları dombrasız olarak düşünülemez.  Dolayısıyla Kazak halk edebiyatı ile müziği ağırlıklı olarak dombra repertuarından oluşur.
Yazımı, Kazaklar'ın “Aksak yaban eşeği” adlı destanı (Kazak dombracılarının en çok çaldığı en ünlü müzikli hikayedir) ile noktalıyorum:  
“Çingiz Han (Cengiz Han)'ın oğlu Çöçi, ava çok meraklı idi. Bunun için Çingiz Han, onun ava gitmesini yasak etmişti. Fakat Çöçi bir gün gizlice ava çıkmış ve bir yaban eşeği sürüsünün peşine takılmıştı. Sürünün başında giden eşeği yaralamış ve eşek, aksamağa başlamıştı. Eşek bir çifte atarak, Çöçi'yi kalbinden yaralamış ve öldürmüştü. Çingiz Han, oğlunun dönmediğini  görünce şüphelenmiş ve kötü haber getirenin, kulağına kurşun dökülmesini emretmişti. Bunun üzerine bir akın (yani dombracı aşık), bir beste yapmış ve Çingiz Han'a oğlunun öldüğünü, ince bir duygu ile bildirmişti. Bu, sözsüz  bir saz eseridir. Çingiz Han, oğlunun öldüğünü, bu saz eserinden öğrenmiş ve dombranın içine kurşun dökülmesini emretmişti. Böylece, dombra da susmuştu.” 
Ögel daha sonra, “Gerçekten de Çöçi,  Kazak Bozkırlarında  ölmüştü: (notası için bk. Zataeviç, 307)” dedikten sonra, parçanın iki sesli olduğunu, bozkırda, atının üzerinde, atı ve doğanı ile birlikte ava giden bir avcının, sazda çeşitli seslerle anlatılmaya çalışıldığını sözlerine ekliyor.
 “Dombra” müziğinin günümüzdeki otantik sözleri ve Türkiye Türkçesi şöyledir:
Kara kıs avulumga kelgende (Kara kış köyüme gelende)
Kültüldegen kar yerge tüsgende (Lapa lapa kar yere düşende)
Dombıramdı alarman (Dombıramı alırım)
Yürek sazım çalarman (Yürek sazımı çalarım)
Kaygırgandı eş aytbam (Kaygılarımı hiç söylenmem)
Dombıra sazım estgen ataylar (Dombıra sazımı işiten babalar)
Manesine es bergen anaylar (Manasına kulak veren analar)
Estgenine oy berip (İşittiğini akıl yorarak)
Yüreklerge ses berip (Yürekleri titreyerek)
Köz yastı kızganmaslar (Gözyaşlarını esirgemezler)
Nogaydın kaygı sansız kününde (Nogayların derdi sayısız günlerde)
Batirler yuklamagan kününde (Yiğitlerin uyumadığı günlerde)
Yüreklerin kötergen (Yürekleri cesaretlendiren)
Sogıslarda küş bergen (Savaşlarda güç veren)
Köptü körgen Dombır (Görüp geçirmiş dombıra)
Dombrayı;  siyasi bir amaç için sözlerini değiştirerek değil de, ruhunda hissedip, manasına vakıf olarak ve Türk realitesini  göz ardı etmeyerek dinleyebilenlere ne mutlu!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık