• 26 Temmuz 2016, Salı 9:15
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

BÜYÜK GEÇMİŞ OLSUN!
 Öncelikle ülkemize ve aziz milletlimize geçmiş olsun diyerek söze başlıyorum.
Her zaman söylüyoruz;
“En kötü demokrasi, en iyi askeri darbeden daha iyidir.”
15 Temmuz akşamı olanları çoğumuz endişe ile izledik.
Oysa ben ilk bir saatten sonra, olanların üzücü olmakla beraber, endişemin yersiz olduğunu anladım.  
Neden mi?
27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbelerini yaşamış bir pir-i fani olarak şöyle düşündüm.
Bir askeri darbe…
İnsanların uluorta öbek öbek sokaklarda olduğu, kiminin işten döndüğü, kiminin eğlence yerlerinin yolunu tuttuğu bir saatte değil…
İnsanların büyük bir çoğunluğunun uykuda olduğu sabah saatlerinde emir-komuta zinciri içinde yapılır.
Bir sineğin bile kafasını dışarıya uzatamayacağı şekilde tüm stratejik noktalar çoktan ele geçirilmiş olur.
İktidarı ile muhalefeti ile tüm parlamenterler tutuklanır, yargılanıncaya kadar geçici olarak güvenli bir yerde tutulur.
TRT'den duyuruyu bir zavallı spiker değil, darbe lideri yapar.
Oysa ki Cumhurbaşkanı ve Başbakan verdikleri demeçlerle, olaya hakim olduklarını çoktan açıklamışlardı bile.
    Hele hele darbe girişiminde bulunanların Feto'nun hempaları olduğu açıklanınca…
    Mesele tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmış oldu.
  Demek ki bu Feto denilen alçak herif ve ona kayıtsız şartsız biat eden beyinsizler iyice kafayı sıyırmışlar.
  E, vakti zamanında "her istediklerini verirseniz", olacağı da budur.
  “Besle kargayı…” misali.
    Ha, az kalsın unutuyordum.
  Hasan Mutlucan'sız darbe mi olur be akıllılar?!
  Adam öldü ise...
  Elinizde bir kaseti ya da CD'si de mi yoktu?
  Şaka bir yana... 
  Konuyu daha fazla dağıtmadan bağlayalım.  
İşte bu nedenlerden dolayı, gayet soğukkanlı bir şekilde her zamanki mutat uyku saatim olan 00.30'a kadar haberleri izledikten sonra yattım.
Arada bir kalkıp TV ekranlarından olayın seyrini izledim.
  Sabahleyin de kendimden emin bir şekilde kalkıp, televizyonumu açtığımda, hükümet  tarafından darbenin bastırıldığını öğrendim.
      Demek ki, yanılmamışım.
Ancak…
Darbeye karşı direnen asker, polis ve sivil vatandaşlarımızdan çok sayıda şehit ve yaralı vermemiz… 
Olayın vahametini anladıktan sonra teslim olan Mehmetçiklerimize bazı kendini bilmez İŞİD kılıklı yaratıklar tarafından vahşice saldırılması, bazılarının da katledilmesi bu sevinç ve mutluğumuzu gölgeledi.
Uzun sözün kısası…
  Demokrasiler kendi darbelerini sandıkta yapar.
  Zaten tüm mücadelemiz de muhalefetin güçlendirilmesi yönünde değil mi?
  Bunun ilk örneğini de MHP'li muhalifler veriyor.
    Ülkemize ve aziz milletimize bir kere daha geçmiş olsun diyorum.
  Yaşasın demokrasi!
  Yaşasın Türk Milleti!
    Yaşasın, hem de sonsuza kadar yaşasın; laik, sosyal, hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık