• 12 Eylül 2012, Çarşamba 9:36
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

BEYKOZ GİRESUNLULAR DERNEĞİ BAŞKANI HASAN KARAKAYA İLE AFYON'DAKİ GİRESUNLULAR ŞEHİTLİĞİ ÜZERİNE BİR HASBIHAL
 Afyonkarahisar'ın İscehisar ilçesine bağlı Doğanlar köyü sınırları içinde bulunan “Giresunlular Şehitliği”nin 1992 yılındaki muhteşem açılış töreninde bulunma onurunu taşıyanlardanız.
Hey gidi günler, hey kimler yoktu ki, açılışta?..
Birkaçını anımsayalım:
Giresun Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Dr.Burhan Kara, Afyon Valisi Aykut Ozan, Afyon Belediye Başkan Vekili Şevki Topçu, Afyon Garnizon Komutanı Tuğg.Ahmet Üğüllü, Afyon Milletvekilleri İsmet Atilla (Daha sonra Maliye Bakanı oldu), Dr.İbrahim Aksoy (Sonradan Sağlık Bakanı oldu) ve Gaffar Yakın, İscehisar Kaymakamı Recai Akyel (Şimdiki Sayıştay Başkanı), Giresun Dernekler Birliği Koordinatörü Dr.Adil Emecan (Sonradan Zeytinburnu Belediye Başkanı seçildi), çok sayıda Giresun Derneği'nin başkan ve yöneticileri, Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri'ne mensup merasim kıtaları ve altı general, amiral…
O günkü izlenimlerimizi, duygularımızı haber yaparak Giresun Dergisi'nin Eylül 1992 tarih ve 56.Sayısında okurlarımızla ve dolayısıyla hemşehrilerimizle paylaşmış, “Şehitlik”in tarihçesini de makale şeklinde köşemize taşımıştık.
Ayrıca, 2011 yılında kaleme aldığımız ve iki baskı yapan  “Kurtuluş Savaşı'nın Efsane Kahramanı TOPAL  OSMAN (OSMAN AĞA) adlı kitabımızda (Arı Sanat Yayınevi, D&R Dağıtım, İstanbul, 2011) “Afyon Giresunlular Şehitliği”nin tarihçesine ve açılış törenlerine fotoğraflarıyla birlikte oldukça geniş yer verdik.
1992'den bu yıla kadar 20 yıl içinde İstanbul'dan, Bursa'dan, Giresun'dan ve diğer yerlerden “Giresun Şehitliği”ne  yoğun bir katılım olduğunu biliyorum.
Ancak, bu katılımlar içinde Beykoz Giresunlular Derneği'nin daha organize olduğunu ve birkaç adım önde bulunduğunu hatırlatmama bilmem gerek var mı?
Bu vesileyle, Salih Kırtorun'dan başlayarak, rahmetli Ahmet Kuruderi,  Halil İbrahim Dalka, Salim Öztürk, Fuat Kuş ve Hasan Karakaya ile ismini anımsayamadığımız diğer tüm başkan ve yöneticileri sevgi ve saygıyla anıyor, ölenlere de rahmetler diliyorum.
Eski bir Beykozlu (1959-1980) olmamdan dolayı, Beykoz'daki Giresunlu hemşehrilerimin çalışmalarından her zaman gurur duyuyorum. 
Çocukluğumun ve gençliğimin en güzel çağları Beykoz Ortaçeşme'de geçti.
Hacı Numan İlk ve Beykoz Ortaokulu'ndan mezun olduk.
Beykoz çayırlarında 20 yıl “Çılgın Seyfi” lakabıyla krampon izleri bıraktık.
Kardeşlerim orada oturmaya devam ettiklerinden, Beykoz'la bağım her zaman devam etmiştir ve edecektir de…
Hatta, amansız hastalığın pençesinden kurtaramadığımız sevgili eşimi de ( Bulancak Burunucu köyünden idi. Ayrıca Nevzat Oral'la dayı-hala çocuklarıdır.)  18 Aralık 2004'de Şahinkaya Kabristanı'nda Yüce Yaradan'a emanet ettim.
Neyse,  dönelim yine “Şehitlik”e…
Zorunlu birkaç mazeretimizin dışında şehitlerimizi bu yıla kadar biz de yalnız bırakmadık.
Ancak bu defaki mazeretimiz, resmi görevimizle ilgili idi.
27-29 Ağustos 2012 tarihleri arasında Ankara Gölbaşı'nda yapılan “YURTKUR Yurt Müdürleri İstişare Toplantısı”na katıldığımız için, 29 Ağustos'taki Şehitlik ziyaretine iştirak edemedik.
İnternet sitelerindeki  ziyaretle ilgili haberlere bakınca, doğrusu sükutu hayale uğradım.
Gözlerim; geçen yıllardaki coşkulu kalabalıkları, bakanlarından milletvekillerine, valilerinden, belediye başkanlarına, üniversite rektörlerinden diğer resmi zevata kadar üst düzey yetkilileri, kahraman ordumuzun kara, hava, deniz birliklerinin merasim kıtalarını aradı.
Üzüldüm, hayıflandım, kahrettim…
Hani, “Kalp kalbe karşıdır” derler ya…
Birkaç gün sonra sevgili Hasan Karakaya telefonla aradı.
O da üzüntülerini dile getirdi.
Hararetli geçen oldukça uzun sohbetimiz süresince yeni projelerinden bahsetti.
Hem dinledik, hem not ettik; gelecekten ümitlendik.
İşte, bizi heyecanlandıran düşüncelerinden bazı satır başları:
-Değerli tarih araştırmacısı arkadaşım Ayhan Yüksel ile bendenizin katkılarıyla Giresun Şehitliği'nin tarihçesinin kaleme alınarak (ki, biz birkaç kez konuya ilişkin makale yazmıştık), TRT'ye belgesel  yaptırılması…
-Şehitlik'in öyküsünün Tiyatro haline getirilerek başta İstanbul ve Giresun olmak üzere Giresunlular'ın yoğun olduğu yerlerde sahnelenmesi…
-Giresun'da; Giresun milletvekilleri, Giresun Valisi ve Belediye Başkanı ile Giresun ilçelerinin kaymakamlarının ve belediye başkanlarını bir araya getirerek …
-İstanbul'da; İstanbul'daki Giresunlu belediye başkanlarının, üst düzey bürokratlarının, sivil toplum örgütleri önderlerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir toplantı yapılarak, Afyon'daki Giresunlular Şehitliği'nin öneminin dile getirilmesi…
-Beykoz'daki Giresunlular olarak gelecek yılki törenlere gerekirse 1000 (yazıyla bin) kişiyle katılımın sağlanması… 
-Şehitlik'in mülkiyetinin Afyon'daki Giresun Şehitleri Derneği'ne devredilmesi…
-Şehitlik'in bulunduğu Sivritepe'de; siperleriyle, tabyalarıyla, dikenli telleriyle, abazıpkalı Giresun uşaklarının maketleriyle 29 Ağustos 1922 tarihini anımsatacak şekilde bir çevre düzenlemesi yapılması… (Sevgili Hasan bu arada bir de küçük Çanakkale benzetmesi  yapıyor, ki bizce de yerinde bir tanımlama)
-Doğanlar köyü konağının bir müze gibi düzenlenerek, daha ilgi çekici hale getirilmesi…
-Sadece 29 Ağustos'larda değil, arada bir hafta sonlarına denk gelecek şekilde de ziyaretler düzenlenmesi ve dönüşte de Atatürk, Edebalı ve  Akşemseddin başta olmak üzere adlarını şanlı tarihimize altın harflerle yazdırmış atalarımızın kabirlerinin ziyaret edilmesi…
Ve daha neler neler…
Ancak bu kadarını not alabildik.
Yukarıda yazılanlara katkıda bulunmaya biz şahsen hazırız, siz de hazır mısınız, Osman Ağa'nın has torunları sevgili Giresunlular?
“Hazırız” diyorsanız, şimdiden kolları sıvamanın tam zamanı.
Bizlere de bu yakışır.
Yazımı; vatan, millet, bayrak ve Giresunlular üzerine yazılmış, söylenmiş bazı alıntılarla bitirmek istiyorum:
Önce; Kurtuluş Savaşımız'ın Muzaffer Başkomutanı, Cumhuriyetimizin Kurucusu, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'den başlayalım:
“Ne mutlu Türk'üm diyene!” 
“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” “Onlar (Giresun Uşakları)benim muhafızlarımdır; ben onlarla gurur duyuyorum.” 
“Çarşı içinde bir yere Osman Ağa'nın altından bir heykeli dikilse azdır.” 
Bunlar da, diğerleri:
“Vatan sevgisi imandandır.” (Hz.Muhammed (SAV))
“Ben bu millet uğrunda bacağımı zayi ettim. Düşmanı denize dökünceye kadar icap ederse sedye ile muharebe edeceğim.” (Osman Ağa)
“Eğer geri çekilirken veya yara alır da yürüyemezsem beni düşmana sağ teslim etmeyin. Beni vurun ondan sonra çekilin” (Osman Ağa)
“Karadere başında da mezarımı kazsalar
Köyüne aşık diye taşına hat yazsalar
Yapsalar çelengimi de doruk taflan dalından
Çağırırdım köyüm köyüm diye gürgenlerin altından” (Ahmet Halis Asal)
“Sahipsiz Vatanın Batması Haktır/Sen Sahip Çıkarsan Bu Vatan Batmayacaktır.” (Mehmet Akif)
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” (Mithat Cemal Kuntay)
“Dört nala gelip Uzak Asya'dan/Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu vatan bizim.” (Nazım Hikmet)
“Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya/Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!” (Necip Fazıl Kısakürek)
“Türk Oguz begleri, budun eşid: Üze tengri basmasar asra yir telinmeser Türk budun ilingin törügün kim artatı udaçı erti? Türk budun ertin, ökün!” (Bilge Kağan, M.S.735)
Bugünkü Türkçesi: “Türk Oğuz Beyleri, Milleti işit: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese ilini, töreni kim bozabilecekti? Türk Milleti titre, kendine dön!”

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık