• 14 Temmuz 2016, Perşembe 9:26
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

“Berlin Panteri” TURGAY ŞEREN”!
 Galatasaraylı olmama birinci sebep “Taçsız Kral” Metin Oktay'sa…
İkincisi de hiç şüphesiz “Berlin Panteri” Turgay Şeren'dir.
Metin Oktay, elim bir kaza sonucu çok erken ayrıldı aramızdan.
Şimdi de Turgay Şeren'i kaybettik.
Hey gidi günler hey! 
60'lı yıllardaki o dev 11'i hala şaşırmadan sayarım: 
Turgay Şeren, Candemir Berman, B.Ahmet Berkman, Suat Mamat, Ergun Ercins, Kadri Aytaç, İsfendiyar Açıksöz, Ayhan Elmastaşoğlu, Metin Oktay, Tarık Kutver, Uğur Köken. 
Tabi öncesinde ve sonrasında Turgay Şerenli bu 11'e giren Coşkun Özarı, Yılmaz Gökdel, Talat Özkarslı, Turan, Mustafa Yürür, K.Ahmet (Beratlı), Saim Tayşengil, İsmail Kurt, Bahri Altıntabak, yedek kaleci Bülent Gürbüz'ü de unutmayayım, bu arada.
  Mustafa Yürür ve Yılmaz Gökdel, Galatasaray'dan sonra tuttuğum ikinci takım olan (o zamanlar Giresunspor henüz kurulmadığından) Beykoz'dan transfer edilmişti.
Hangi yıldı, tam olarak anımsayamıyorum.
Turgay Şeren, el bileğinden çok kötü bir sakatlık geçirmiş, kırılan kemiğine ameliyatla platin çivi takılmıştı.
Dokuz aylık bir ayrılıktan sonra Mithatpaşa Stadı'nda Ankara Demirspor maçıyla yeşil sahalara muhteşem bir dönüş yapmıştı.
Galatasaray'ın 3-1 kazandığı o maçtan sonra, stadın futbolcu çıkış kapısında polis çemberini yararak bir imzasını aldığım o günü hayatım boyunca unutamam.
Yıllar yılları kovaladı.
Üniversiteyi bitirip, hayata atıldım.
Yıl 1981 veya 82 olmalı.
YURTKUR İstanbul Bölge Müdürlüğü'nde Muhasebe Şefiyim.
Aynı zamanda sporla da ilgileniyorum.
Bir taraftan futbol oynarken, diğer yandan da Beykoz Ortaçeşme Spor Kulübü'nde Genel Sekreter ve Basın Sözcüsüyüm.
O sıralarda, imtiyaz sahipliğini Trabzonspor Kulübü'nün efsanevi başkanlarından, eski milletvekili ve devlet bakanı Mehmet Ali Yılmaz'ın yaptığı yeni bir gazete kurulmuştu.
Babıali'nin kalbur üstü yazar ve muhabirlerini transfer eden bu gazetenin adı “GÜNEŞ” olup…
Bölge Müdürlüğümüz'e de 100 metre kadar mesafedeydi.
Bir gün sporcu kimliğimi göstererek, bu gazetenin spor servisinden içeri girdim.
Beni Turgay Şeren'in odasına yönlendirdiler.
Aman Yarabbi, rüya mı görüyordum?
Bir efsanenin karşısına çıkacaktım.
Ikına, sıkına odasına girdim.
Ayağa kalkıp elimi sıktıktan sonra, “kahveniz nasıl olsun” demez mi!
Ona olan hayranlığımdan girdim, Demirspor maçından sonra aldığım imza olayından çıktım.
O da bu diyalogdan çok mutlu olmuş, her zaman beklediğini ifade etmiş…
Sonuç olarak o günkü sohbet, bir dostluğun da temelinin atılmasına vesile olmuştu.
Bir süre sonra Milliyet'e geçince, orada da görüşmelerimiz devam etti.
“Hoş geldin Çiçek kardeşim” dedikten sonra:
-Ortaçeşme Spor Kulübü'nden yeni haberlerin var mı, diye sorardı.
Velhasılıkelam, dostluğumuz bu minval üzere bir süre daha devam etti.
Hayat bizi başka mecralara doğru sürükleyince, irtibatımız da koptu.
Ama ona olan sevgim ve hayranlığım hep devam etti, ölünceye kadar da devam edecek.
O, gerçek bir Galatasaraylı olduğu kadar, FB, BJK başta olmak üzere diğer kulüp taraftarlarının da hep sevgi ve saygı beslediği gerçek bir sporcu, gerçek bir İstanbul beyefendisi idi.
Aynı zamanda Galatasaray Lisesi futbol takımında santrfor, voleybol ve basketbol oynayacak kadar komple bir sporcuydu da.
51 defa A Milli Takım formasını giymiş olup, milli takımda en çok takım kaptanlığı yapma ünvanına da sahiptir.
Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık