• 10 Nisan 2014, Perşembe 9:44
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

ARTIK BEN DE ÇALACAĞIM!
 Yok arkadaş yok, bu böyle olmayacak.
Artık ben de çalmaya karar verdim.
Yaşımız 64 oldu. 
Devlet hizmetinde 43 yıllık hizmetimiz süresince; binlerce evrak imzaladık, hatta “İhale Komisyonu Başkanlığı” bile yaptık..
Futbolcu olduk; yeşil sahalarda çılgınca koşup, voleler çaktık, rövaşatalar yaptık, goller attık...
Yazar olduk; yüzlerce  köşe yazısı kaleme aldık, 12 kitaba imza çaktık.
Şair olduk; meçhul sevgililerin gözlerine, kaşlarına, saçlarına, dudaklarına mısralar dizdik.
Dernekçi olduk; Giresun'u, Görele'yi, köyüm Kuşçulu'yu  muasır medeniyetler seviyesine 
çıkarmak için gece-gündüz mücadele ettik!
Yani anlayacağınız, koca adam olduk, saçlarımıza karlar yağdı, emekliliğimize şunun şurasında 
6 ayımız kaldı, lakin hala çalmasını öğrenemedik.
Gerçi bir ara denedik ama...
Yapamadık.
Heyecanlandık, ellerimiz titredi.
Yok, yok bu böyle olmayacak.
Bu defa kesin kararlıyım.
İtibarıma itibar katmak için...
En kısa zamanda çalmayı yeniden denemem lazım.
Hem sonra, emeklilikte de çok işime yarayacak.
Çünkü “yalnız kalan ruhumun acısı çok derindir”.
Ruhumun huzura erişmesi için...
Bugünden tezi yok çalmaya başlamalıyım.
Ancak bir sorun var.
Uzun süredir asker bavulu gibi makam odamdaki dolabın üzerinde bekleye bekleye...
Telleri kopan “ud”umu bir güzelce tamir ettirmeliyim!
Ha sahi, siz ne sanmıştınız?
NE ÇALIN-NE ÇALMAYIN!
Hazır hızımızı almışken...
“Çalma” konusuna  devam edelim.
Sevgili dostlar!
İster dama çıkıp keman çalın...
İster er meydanında davul-zurna çalın...
İster yaylaya çıkıp kemençe çalın...
İster sıra geceleri düzenleyip ud, cümbüş, bağlama, kanun, tambur, darbuka çalın...
İster koyun güderken kaval çalın...
İster bir orkestra kurup gitar, bateri, piyano, org, obua, flüt, saksafon, trompet, gambon, çello, 
kontrbas çalın...
Horan, halay, zeybek, karşılama, kolbastı, çiftetelli, roman havası çalın...
Sadettin Kaynak'tan, Dede Efendi'den, Münir Nurettin'den, Avni Anıl'dan, İsmet Nedim'den, Teoman Alpay'dan, Mozart'tan, Shopin'den, Orhan Baba'dan, Ferdi abiden, Neşet Ertaş'tan, Veysel'den çalın...
Sevdiklerinizin kalbini çalın...
Yetmezse, dudaklarından bir buse çalın...
Zangoç olup kilisede çan çalın...
Islık çalın...
Çene çalın...
Vakit çalın...
Umursamadığınız bir şey olursa, ........  kemane çalın...
Baltayı taşa çalın...
Göle maya çalın...
Çorbaya kaşık çalın...
Bakıra kalay çalın...
Kapı zili çalın...
Ensesi kaşınana tokat çalın...
Felek sizi taşa çalarsa, siz de altta kalmayıp felekten bir gece çalın...
Amma velakin...
Siz siz olun...
Asla ve kat'a...
Beyt'ül maldan (Devlet hazinesinden) çalmayın!
Kul hakkı çalmayın!
Yetim hakkı çalmayın!
Uzun sözün kısası...
Alnınıza kara çalmayın!..
Yukarıda “çalın” dediklerimin hiçbir günahı, vebali yok.
İstediğiniz kadar çalın.
Girse girse bazıları “mekruh” kategorisine girebilir, ki o da o kadar önemli değil.
Ancaaakkk...
“Çalmayın” dediklerim var ya...
Allah muhafaza...
“Günah işleme özgürlüğü” de kurtaramaz sizi!
Eğer bu yazdıklarımın altına aynen imzanızı atıyorsanız...
Dökün zülfünüzü meydane gelin...
Beraber çalalım, beraber oynayalım! 
Not: Bu yazılarımın hiçbir kişi, kurum ve kuruluşla ilgisi yoktur. Geçen akşam elimde kumanda zapping yaparken, TV kanallarının birinde güzel bir hatun şarkıcıyı “Dertli çal kemancı” şarkısını yorumlarken yakaladım. Sanatçının sesi bir yana da, özellikle kemanın insanı verem eden o içli sesi ruhumu allak-bullak etti. Birden bire ilham geldi, efkarımı ve feryadımı dile getiren bu yazı döküldü kalemimden-pardon- bilgisayarımın tuşlarından!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık