• 06 Nisan 2013, Cumartesi 11:00
SeyfullahÇiçek

Seyfullah Çiçek

“AKİL İNSANLAR”!
 Allem edildi, kallem edildi, ülkemizin yıllardır kanayan  “PKK Terörü Sorunu” en sonunda, olmayan bir “Kürt Sorunu”na yamanıverdi.
Oysa bin yıldır aynı coğrafyayı, dini, dili, bayrağı, askerde aynı kışlayı, savaşta aynı siperi  paylaştığımız; kaderde, tasada, kıvançta “aynı bedende can gibi”  olduğumuz, aynı şeylere güldüğümüz, ağladığımız, sevindiğimiz sevgili Kürt kardeşlerimizle bizim hiçbir sorunumuz olmadı, olamaz da…
Hangi birimizin Kürt arkadaşı, komşusu, akrabası, mahalle bakkalı, manavı yok ki.
Hangi biriyle bugüne kadar sen Kürtsün, ben Türküm tartışması yaptık.
Bırakın en küçük tartışmayı, bunu aklımızın ucundan bile geçirmedik.
Kendimden küçük bir örnek vereyim.
Halen lise 3.sınıf öğrencisi olan biricik torunumun (Hüma Güngör) babasının Ağrı-Doğubeyazıtlı olduğunu biliyor musunuz?
Bu durumda olan binlerce, on binlerce aile var, ülkemizde.
Bu “malum sorun”u çözebilmek  için son günlerde bir de “Akil İnsanlar” diye bir kavram atılmıştı, ortaya.
Şaka-maka derken, ülkemizin 7 bölgesine göre ayarlanan 63 kişilik “Akil İnsanlar (!)” listesi nihayet açıklandı.
Listenin de maşallahı var hani!
Neyse, onu geçelim.
Peki, “Akil adam” ne demektir?
TDK'nun sözlüğüne göre, “akıllı adam” anlamına geliyor.
Tabi ki, sadece “akıllı” olmak da yetmiyor.
Ayrıca; bilen, danışılan, sözü dinlenen, fikir üreten, yol  gösteren, çözen… olacak.
Listeye girenlerin tüm bu özellikleri taşıyıp, taşımadıkları tartışılır. 
Ki, hemen hemen hepsinin fikirlerine, görüşlerine katılmasak da saygı duyarız.
Bu malum sorunun çözümüne ne gibi katkıları olur, tabi ki onu da bilemeyiz.
Amma velakin, aşağıdaki fıkrayı da çoğumuz  bilir:
“Fizikçi, Matematikçi, Kimyacı, Jeolog ve Antropolog'dan oluşan bir bilim heyeti bir araştırma için araziye çıkmış.
 Bir süre sonra aniden bir yağmura yakalanmışlar, kendilerini küçük bir kulübeye zor atmışlar.
Ev sahibi, bu davetsiz misafirlere bir şeyler ikram edebilmek için mutfağa geçmiş.
Bunlar ev sahibini bekleye dursun, yerden bir metre yüksekte olan sobanın durumu dikkatlerini çekmiş.
Nedenini bulmak için aralarında tartışmaya başlamışlar.
Kimyacı:
-Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay 
yakmayı amaçlamış. 
Fizikçi:
-Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.
Jeolog:
-Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan, herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak, yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.
Matematikçi:
-Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir  şekilde ısınmasını sağlamış.
Antropolog:
-Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle, sobayı yukarıya kurmuş.
Bu sırada ev sahibi, elinde ikram tepsisiyle çıka gelmiş. 
Bilim adamları ev sahibine, sobanın yukarda olmasının nedenini sormuşlar. 
Adam cevap vermiş:
-Boru yetmedi de ondan!..”
Ne demiş atalarımız:
“Akıl akıldan üstündür”
Bizim cin gibi milletimiz pratik zekasıyla, kendini akıllı zanneden nice  “akil insanı (!)” tıpkı bu fıkradaki gibi, suya götürür, susuz geri getirir.
Bilmem bir şey anlatabildik mi?
Yorum sizlerin.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık