• 04 Haziran 2013, Salı 9:09
SedefErol

Sedef Erol

ZİHNİYET FARKI
 Gözler ve kulaklar “Taksim Gezi Parkı” protestoları ve devamında süregelen olaylarla doluyken diğer konulara entegre olabilmek gerçekten zor, kafamı toplayıp yazı yazmakta inanın zorlanıyorum.
Ancak bu konu ile ilgili yorumları da boş geçmeyeceğim, onun da sırası gelecek elbette, tek isteğim daha fazla kimsenin canının yanmaması.
**
Nedense hep ilginç örnekler Suudi Arabistan'dan çıkıyor. Bu seferle de , Abdullah Muhammed Davud adında kişisel gelişim kitapları yazan bir Suudi yazar, tam doksan yedibin takipçisine tweet atarak “kadın kasiyerleri taciz etmelerini ” öneriyor. Nedeni ise, Suudi Arabistan'da çalışan kadınların sayısının hızla artmaya başlaması. Bu şahsa göre, çalışan kadınlar namuslarını koruyamayıp, evde oturan kadınlar daha namuslu olurlarmış! Eğer bilcümle erkek kısmı çalışan kadını taciz ederse, kadınlar da eve kaçmak zorunda kalıp, namuslarını koruyabilirlermiş!
Be hey zeka özürlü adam, bir erkek bir kadını taciz ederse, namussuz olan erkek mi olur, kadın mı?
Namus yalnızca bedene indirgenmiş bir  şey midir?
Ve de yalnızca kadın bedenine indirgenmiş midir?
Erkek kısmı namus kavramından muaf mıdır?
Çalmak, çırpmak, iftira atmak, diğer cinsi aşağı görmek, namusu tek karşı cinste sorgulamak…
Bunlar senin hani hep o karşı cinste aradığın, sorguladığın “namus” anlayışına sığıyor mu…
Kendin bu vasıflara sahipsen, karşındakinden de bekle.
Adam bir de kişisel gelişim kitapları yazarı imiş. Bu kişisel gelişim olayı bu zata göre hatun kişileri kapsamıyor olsa gerek. Kadınlara:
“Eve kapan da kişiliğini geliştir, dünyaya açıl” öğütleri veremez herhalde.
Yazarın dünya görüşü hakkında bir ipicu vermek açısından daha önceki  harika önerisini aktarayım isterseniz:
“Cinsel tacize uğramamaları için kız bebeklerin kara çarşaf giymeleri gerektiği ” şeklinde bir açıklama. İnanın bazı kelimeleri yazmaya ben de utanıyorum ama bazı şeylere açıklık getirmek açısından belirtmek gerekiyor, nedense bu tarz insanların (kadınları ikinci sınıf gören diyelim) sürekli cinsellikle ilgili düşünme ve bu yönde görüş bildirme gibi bir alışkanlıkları var. Halbuki bu konular herkesin özelidir ve uluorta konuşulması toplumda hoş karşılanmaz.
Ancak bu tesbitimde haklı olduğumun da farkındayım.
Suudi Arabistanlı yazar Abdullah Muhammed Davud, yalnızca bir örnek.
Cinsiyet ayrımcılığının uyguladığı, bir kesimin yok sayıldığı bir toplumun örneği.
Ancak dünya böyle yürümüyor, insanlar aya çoktan ulaştı, Mars'a ve diğer gezegenlere inmenin hesabını yapıyor. 
Gelişimin gerisinde kalan toplumlar da, işte böyle cevherler çıkarıyor…
**
Ve gelelim bize…
Hem iyi bir gelişme, hem de yine aynı senaryo.
Belki okumuşsunuzdur. Yine bir töre olayı. Bitlis'li, İstanbul'a göç eden bir ailenin kızı, ki daha on yedi yaşında, İstanbul'da bir gençle tanışır, evlenme vaadi ile birlikte olur. Daha sonra ise bu genç tarafından terkedilir.
Kızın ailesi delikanlıya “cinsel istismar” davası açar, delikanlı tutuklansa da bir süre tahliye olur. Yani kızcağız ortada kaldığıyla kalır.
Bu süreç sonrası, kızın baba tarafının aile meclisi toplanarak törenin uygulanmasına karar verir ve genç kız için ölüm kararı çıkarır. (!) Bu kararı uygulaması için genç kızın babasına talimat verilir. Ancak töre olaylarında bir ilk diyelim, ya da basında yer alan bir ilk, baba aileye kızını öldüremeyeceğini bildirir.  Ancak aileden baskılar devam eder.
24 Mayıs akşam beş sıralarında, genç kız ailesiyle bahçede çay içmektedir, töre baskını gerçekleşir. Öfkeli amca, elinde silahı genç kıza hakaretler yağdırarak çay masasını birbirine katar, kardeşini yine infazı yapması için uyarır ve sonuç alamayınca silahını çekip ateşler.
Ateşler de, o sırada baba çoktan kızının önüne siper olmuştur bile!
Kurşunu yemiş, kanlar içinde yere yığılmıştır!
Sonuç: Baba komşuların yardımıyla Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevkedilerek ameliyat edilir ve yoğun bakıma alınır.
Amcanın ise bir akraba evine kaçtığı belirlenerek baskın düzenlenir ancak daha önce kaçtığından ele geçirilemez. Belki şu anda yakalanmıştır.
Daha da önemli sonuç:
Her zaman olduğu üzere aile meclisi karar veriyor, töre uygulanıyor ancak bu kez bir baba töreye karşı çıkıyor.
Hatta kızına vücudunu siper ediyor.
Daha önce basında ne olaylara şahit olduk. 
Birçok aile “töre” diyerek, evlatlarını kendisi katletti, anneler bile karıştı bu cinayetlere.
Bu töre nasıl bir güç ki, insana evladını öldürtebiliyor.
Yavrusunun önüne kendini atan bu babayı alnından öpmek, ona dünyanın tüm ödüllerini vermek geldi içimden .
Gelelim bu genç kızı istismar edip ortada bırakan, bu aileyi de perişan eden kişiye.
Bir ceza almadığından, cezasını buldu diyemiyorum.
Dilerim vicdanının iki eli ömür boyu yakasını bırakmasın!
Ve son nokta!
İlk bölümde bahsettiğim konu ile bunun arasında bir fark görebildiniz mi?
Dünyaya gelmiş iki insan,
Biri erkek biri kadın.
İkisi de böyle doğmayı kendi seçmemiş.
Biri erkek olduğu için, sorumsuzca yaptıkları ve yaşadıklarından hiçbir ceza almayacak, kendini “namuslu ” saymaya devam edecek, bu yaşadıklarını da unutup, gidecek.
Diğeri kadın olduğu için ve yaşadığı toplum nedeniyle ömür boyu acı çekmeye mahkum!
Kısacık bir mutluluğun, sevmenin ve inanmanın faturasını mutsuzlukla ödeyecek.
Daha fazla söze gerek yok sanırım.
**
Haftaya buluşmak üzere mutlu olun, esen kalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık