• 12 Ocak 2016, Salı 9:02
SedefErol

Sedef Erol

YORUMSUZ
 2015'i devirdik, iyi dilek ve temennilerle 2016'ya girdik.
Ama ne yazık ki yıl değişse de, bazı durumlar değişmiyor.
Bizim dilek ve temenniler yeterli olsa memlekette hasta, yoksul, aç, açıkta kimse kalmayacak, huzur ve barış sağlanacak, herkes mutlu olacak…
Şimdilik henüz “dilek ve temenni” kısmındayız, bundan ötesini de umutla beklemek durumundayız.
Ancak gelecek için elbette umuttan fazlası gerek.
***
Şehit cenazeleri bu ülkenin kanayan yarası.
“Yetmedi mi bu acılar” diye düşünürken bir yenisi geliyor.
Gencecik bedenlerin tabutlar içinde omuzlar üzerinde taşınması yeterince acıyken, bir de yıkık-dökük harabe baba evi görüntüleri yüreğimizdeki hüznü binle çarpıyor.
Kendi yoksul, gönlü zengin, onurlu, gururlu ancak bekli de yaşamının en zorlu sınavını veren acılı yakınların görüntüleri…
Son örneği Ordulu şehit Uzman Çavuş Nuh Özdemir.
Vatanı için en değerli şeyini, canını feda eden kahraman.
Huzur içinde uyumasını dilerim.
***
Bazen kendi kendime düşünürüm; kandırılıp dağa kaçırılıp PKK'lı yapılan gençleri, IŞİD'e katılanları, canlı bomba yapılanları…
Nasıl ikna edilirler, nasıl kandırılırlar, ne vaat edilirse edilsin sonuçta öldürmek var, ölmek var, nasıl olur, bu kafalar nasıl değişir, bu insanlar nasıl birer otomatik öldürme makinası olur, bir türlü anlayamıyorum.
Kendime “Bölgenin yaşam koşulları buralardan daha farklı” desem de, ardından yine kendimi şöyle yanıtlıyorum: “Ama yine o bölgede, aynı şartlarda vatanına, milletine bağlı, teröre ve teröriste bulaşmamış milyonlarca insan yaşıyor ve en çok bu insanlar mağdur oluyor.”
Ölmek ve öldürmenin çözüm olmadığını, bu şekilde sonuca ulaşamayacağını elbette PKK'da biliyor ancak bu fitil sürekli bir yerlerden ateşleniyor…
Umarım 2016, “Savunma hakkı”nı kullanan ülkemizin terör belasını sonlandırdığı ve vatandaşları arasında barış ve kardeşlik olgusunu pekiştirdiği bir yıl olur…
Bu vesileyle bu toprakları korumak için canlarını feda eden şehitlerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
***
Bugün yazmak için seçtiğim konu taciz mağduru Rüya Duman ve onun acı sonu idi.
Ancak Ordulu şehit Nuh Özdemir'in dramı ve baba ocağı görüntüleri, şehitlerimiz için zaten her an aklımın, beynimin ve gönlümün bir yerlerinde olan sözcükleri satırlara dökmeme vesile oldu.
Gelelim bugün aramızda olmayan kısacık yaşamı acılarla dolu Rüya Duman'a…
Öyküsünü, basından izlemeyenler için yeniden yazıyorum.
Küçük yaşta anne-babası ayrılan Rüya Duman'ın velayeti babasına verilir. Daha sonra yetiştirme yurduna yerleştirilir. Muhtemelen annenin gelir durumu yetersiz olduğundan babaya verildi, baba da bakamadığından yetiştirme yurduna yerleştirdi. Bu, tamamen benim tahminim. İkinci evliliğini yapan anne, sekiz yaşına gelen kızı Rüya'yı yanına alır.
2014 yılının 23 Nisan günü olayların başlangıç tarihidir.
Gazetelerin haberine göre; 2014 yılının 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerine katıldıktan sonra metruk bir alana giden Rüya Duman'ı gören otuziki yaşındaki Cevher A.P., polis olduğunu iddia edip “Uyuşturucu şüphelisi olarak seni gözaltına alıyorum, karakola gideceğiz” diyerek küçük kızı bir sitenin zemin katındaki daireye götürür. Küçük kız, bir görgü şahidinin (durumdan şüphelenerek kendilerini takip eden bir kadın) ihbarıyla olay yerine gelen polise Cevher A.P.'nin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu anlatır. Tutuklanan Cevher A.P. geçen yıl Nisan ayında tahliye edilir. Tahliye kararı üzerine Rüya Duman eve kapanır. Mahkeme, talep üzerine küçük kızın ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti için Rüya Duman'ın Adli Tıp Altıncı İhtisas Kurulu'na gönderilmesine karar verir.
Geçen yıl 8 Temmuz'da Rüya Duman hakkında düzenlenen raporda, mağdurede stres bozukluğu tespit edildiği, bu tablonun ruh sağlığını etkilediğini ancak ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olmadığı sonucuna varılır.
Özetle, Adli Tıp Altıncı İhtisas Kurulu raporuna göre Rüya, bu olay sonucu stres bozukluğu yaşamış fakat ruh sağlığı bozulmamıştır!
İşte kendisine yapılan cinsel istismardan, ruh sağlığının bozulmadığı kanısına varılan Rüya, bu rapor açıklandıktan on gün sonra yaşamına son verir!
Ölümüyle ilgili başlatılan soruşturma da sonuçsuz kalır.
İşte Rüya'nın kısacık, acılarla dolu yaşam öyküsü.
Bu yaşam öyküsü kimbilir ne umutlarla başladı, evinin kapısına asılı olarak son buldu.
Tacizcinin tahliyesi ile rapor arasında şöyle bir bağlantı bulunmakta: 
Geçtiğimiz Nisan ayında tahliye olan Cevher A.P.'nin tekrar kendisini kaçırmasından endişe eden Rüya Duman eve kapanır. Ailenin talebi üzerine mahkeme küçük kızın ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti için Rüya Duman'ın Adli Tıp Altıncı İhtisas Kurulu'na gönderilmesine karar verir.
Rüya Duman'ın ruh sağlığının değerlendirilmesi, bunun sonucu açıklanan rapor ve genç kızın intiharı, birbirini takip eden olaylar zinciridir.
Kimse bu sonucu beklemese ve dilemese de, gelinen nokta bu.
***
Hiç kimse, gencecik bir yüreğin hissettiklerini tam olarak bilemez. 
Bu acıları yaşamamış birileri de “yaşanmışlıklar yeterince acıtmıyor” tespitinde bulunamaz, bulunmamalı…
Rüya Duman örneği ne yazık ki bana bunu anlatıyor…
Haftaya yeni konularda buluşuncaya dek;
Esen kalın, Hoşçakalın…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık