• 24 Temmuz 2018, Salı 8:59
SedefErol

Sedef Erol

YAVRU VATAN KIBRIS
 Tarih 20 Temmuz 1974.
Yatılı okuldan yaz tatili için geldiğim evimde, sabahın erken saatlerinde telefon sesiyle uyanıyoruz.
“Kıbrıs'a çıktık !”
Hoplamalar, zıplamalar, sarılmalar, nicedir beklenen bu haberin Türk halkına yansın şekli işte böyle…
Peki, Barış Harekatı'na giden süreç nasıl gerçekleşti?
Öncesine bir bakalım:
“Türkiye Kıbrıs halkını özgürlük, barış ve refaha kavuşturmak amacıyla 44 yıl önce yaptığı Kıbrıs Barış Harekatı'na giden süreçte, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde garantör ülkeler ve adadaki liderler nezdinde diplomatik girişimlere öncelik verdi.
Diplomatik çabaların karşılıksız kalması üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 20 Temmuz 1974'de başlatılan hareket^, adaya barış getirdi.
Harekattan önce Kıbrıs ne durumdaydı?
Türkiye ve Yunanistan'ın 11 Şubat 1959'da kabul ettiği, İngiltere ve Kıbrıs'taki iki toplumun liderlerini de onay verdiği Zürih ve Londra antlaşmaları, bağımsızlık, iki toplumun ortaklığı, toplumsal alanda otonomi ve çözümün Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından etkin garantisi ilkelerine dayanıyordu.
Adanın iki halkı arasında ortaklık temelini esas alan uluslararası anlaşmalar uyarınca 1960'da “Kıbrıs Cumhuriyeti” kuruldu ve anayasada Adadaki Kıbrıslı Türk ve Rum halklarına eşit siyasi hak ve statü tanındı.
Buna karşın Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türklerini devlet kurumlarından dışlama, izole etme, Adadaki varlıklarını sona erdirme ve Yunanistan ile birleşme (Enonis) yolunu açmaya yönelik girişimlerde bulundu.
Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Rumların 1963'te tek taraflı güç kullanımıyla anayasayı feshetmelerinden sonra ortadan kalktı.
Enosis hedefine ulaşabilmek için silahlanan Rumlar, Yunanistan nezaretinde 1974'e kadar Kıbrıslı Türklere saldırı, baskı ve zulmü artırdı.
Kıbrıs Türklerinin 1960'da kurulan ortaklık devletinin yönetiminden uzaklaştırılması üzerine Kıbrıs Rumları arasında görüş ayrılıkları belirmeye başladı.
EOKA mensupları arasında ortaya çıkmaya başlayan görüş ayrılıkları, Türkiye'nin müdahalesinden çekinen ve Türkleri ekonomik yoldan alt etmeyi yeğleyen Rum lider Makarios ve süratte sonuç alınmasını arzulayan eski cuntacıları içeren EOKA-B mensuplarının karşı karşıya gelmesine yol açtı.
Yunan cuntasının desteğiyle 15 Temmuz 1974'te EOKA lideri Nikos Sampson, adayı Yunanistan'a bağlamak amacıyla Makarios'a karşı darbe yaparak iktidarı kısa süre ele geçirdi ve böylece Kıbrıs'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne kastedilmiş oldu. Türkiye, 1960 Garanti Anlaşması çerçevesinde öncelikle usule ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmek için girişimde bulundu.
Bu kapsamda 17-18 Temmuz 1974'te İngiltere ile Türkiye arasında darbe sonrası atılabilecek adımlara yönelik Londra'da istişareler yapıldı.
Söz konusu görüşmelere, garantör devlet sıfatıyla Yunanistan da davet edildi ancak Yunanistan'daki cunta yönetimi bu görüşmelere katılmadı.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile İngiltere Dışişleri Bakanı James Callaghan arasındaki görüşmelerde İngiltere'ye ortak müdahale teklifinde bulunuldu.
Türkiye, İngiltere'nin olumsuz cevap vermesi üzerine Garanti Antlaşması'na dayanarak ve adadaki Türklerin güvenliğini de dikkate alarak 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı başlattı.
Böylece Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakı önlenmiş oldu ve Kıbrıs Türk Halkının varlığı güvence altına alındı.
Türk Barış Harekatı, aynı zamanda Yunanistan'da cunta idaresinin de sonu oldu ve ülkeye demokrasi getirdi.
Türkiye 20 Temmuz 1974'te BM Güvenlik Konseyi'nin 353 sayılı kararı ile İngiltere ve Yunanistan'a “müzakerelere başlama” çağrısında bulundu.
30 Temmuz 1974'te Cenevre Deklarasyonu imzalandı.
Konferansı 9 Ağustos'ta başlayan 2. aşamasında Yunanistan, Adada yeni anayasal düzenin kurulmasına yönelik tüm teklifleri reddetti ve anayasaya ilişkin varılacak bir uzlaşma için Türk Birliklerinin geri çekilmesini ön koşul olarak ileri sürdü.
Konferans, 14 Ağustos'ta sonuçsuz kaldı ve Kıbrıs Barış Harekatı'nın ikinci aşaması başladı.
Harekatın başarıyla sonuçlanmasının ardından 13 Şubat 1975'de Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu.
Mecliste alınan kararla 15 Kasım 1983'te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu…”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluşu kısaca böyle.
Bu şirin ülke bugün, Türkiye'nin desteği ile varlığını sürdürmekte.
Her ne kadar dünyada tanınmış, resmen kabul edilmiş olmasa da insanları mutluluk ve huzur içinde yaşamını sürdürmekte.
Resmen diğer ülkelere tanınmış olmamasına karşın, yaptığım son ziyaretlerimde yavru vatanda çok sayıda turiste rastladığımı da belirtmeliyim.
Geçmişte Muratağa, Sandallar vs. toplu mezarları ve gördüğü zulüm nedeniyle çok acılar çeken Kıbrıs halkı bugün düzenini kurmuş ve mutlu mesut yaşamını sürdürmekte.
Son derece haklı nedenlere dayanan Kıbrıs Barış Harekatı'na gelinen süreci özetle anlatmaya çalıştım.
Bir gün uluslararası arenada da hak ettiği saygıyı görebilmesini umuyorum.
Barış Harekatı'nın yıldönümü nedeniyle verdiğim bu bilgiler umarım hafızalarınızı tazelemiştir.
Kıbrıs'sız bir Türkiye ve Türkiye'siz Kıbrıs ise düşünülemez, düşünülmemeli…
….
Bugünlük satırlarımı sonlarken, haftaya yeniden buluşabilmeyi diliyorum.
Şimdilik;
Esen kalın, hoşça kalın….

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık