• 23 Mayıs 2017, Salı 8:49
SedefErol

Sedef Erol

YAVRU VATAN (2)
 Sevgili okurlar, birkaç günlük Kıbrıs ziyaretimizi anlatmaya başlamıştım geçen hafta.
Kuzey Kıbrıs'ı, kaleme alışımın nedenini ise şöyle açıklamıştım:
“Olanağı ve fırsatı olanların yavru vatanımızı da ziyaret edebileceklerini hatırlatmak ve onların turiste, bizim de Kuzey Kıbrıs'a ihtiyacımız olduğunu unutmamak…..”
Bu ziyareti kolay kılan en önemli etken ise Ordu - Giresun havaalanından haftada üç gün karşılıklı olarak yapılan uçak seferleri…
Bir de vize-pasaport formalitesi olmayışı…
Konaklama merkezimiz Girne.
Ulaşımın bir gün sonrası Lefkoşa ziyaretimizi yapıp Girne'ye dönüyoruz.
Çarşı - Pazar gezdikten sonra turistik ve tarihi yerleri saptayabilmek için yardım alıyoruz.
Ziyaret etmek istediğimiz ilk yer Girne tepelerinde bulan Mavi Köşk.
Bir diğeri ise Mavi Köşk'e yakın bir Rum Köyü.
İkisinin de öyküsü ilginç, görülmeye ve anlatılmaya değer.
Mavi Köşk'e ulaşmak için farklı bir sokaktan dolmuşa biniyoruz.
Kırkbeş – elli dakika sonra asker denetimindeki Mavi Köşk'e ulaşıyoruz.
Bu arada dolmuşsun sürücüsünden Köşk'le ilgili bilgiler topluyoruz.
Kıbrıs'ta herkes çok yardımsever demiştim ya, işte şoförümüz de bize Mavi Köşk'ü anlatmak için çabalayıp duruyor.
Köşk, 1957 yılında Cumhurbaşkanı Makarios tarafından bir İtalyan mimara yaptırılmış.
Makarios burayı, çok sevdiği ve muhtemelen sıkı ticari ilişkiler içinde olduğu Avukat Paulo Paulides için yaptırmış. Rum asıllı bir İtalyan olan avukatın başka şöyle bir özelliği daha var- Ortadoğu'nun en büyük silah kaçakçısıymış.
Köşkün yapılış amacı ise Ortadoğu'dan gelecek silah ve mühimmatı adaya sevk etmek, aynı zamanda ticaretini yapmak…
Sohbet ede ede binaya ulaşıyoruz.
Gruplar belli bir düzen içinde içeriye alınıyor ve sivil giyimli bir asker hem gezdiriyor, hem de Köşk'ün tarihini anlatıyor.
1974 Barış Harekatı sırasında kaçan, köşkün sahibi Avukat ve silah kaçakçısı Paulo Paulides 1986'da İtalya'daki bir mafya toplantısında zehirlenerek öldürülmüş…
“Su testisi su yolunda kırılır” derler ya işte o hesap.
Üstten bakıldığında silah şeklinde tasarlanmış olan köşk, ağaçlar arasına kamufle edildiğinden görülmüyor.
Öyle ki, altından yol geçtiği halde orada bir bina olduğunu farkedemiyorsunuz.
Mavi Köşk'ün bir diğer özelliği, 1957 yılında yapılmış olmasına rağmen spot ışıklandırma ve klima sistemi barındırıyor olması.
Her birisi ayrı renkte ve anlamda olan odaları gezmeye başlıyoruz.
Oturma odası görünümünde olan Kırmızı odada büyük bir timsah derisi masa bulunmakta.
Duvarın birinde, Yunan Savaş kahramanı Aşil'in ayağından yaralandığı sahneyi gösteren bir tablo yer alıyor. Aşil tendonu ise, işte bu Aşil'den geliyormuş.
Diğer duvarda ise Meryem Ana tablosu yer alıyor.
Özelliği nereden bakarsanız bakın, Meryem Ana da size bakıyor.
Rehberin ikazı ile oda içinde yer değiştirerek, Meryem Ana'ya bakıyoruz, gerçekten de nereye dönersek dönelim gözleri bizi takip ediyor.
Gerçek bir sanatçı ustalığı olmalı…
Mavi oda ise misafir yatak odası.
İçinde Hristiyan geleneklerine göre ibadet için ayrı bir köşe yapılmış.
Yeşil oda dinlenme odası.
Birçok eşyanın orijinal olarak saklanabildiği bu oda da televizyonda bulunmakta.
Özelliği, Kıbrıs'a gelen ilk siyah-beyaz TV olması.
Paulides'in yatak odasında Venedik-Cenova manzaralı tablolar bulunmakta.
Bu arada bütün odalarda havalandırma sistemi bulunduğunu da belirtelim.
Sıra sarı odaya geldi.
Özelliği, deprem odası olması.
Yani hem binayla bağlantılı, hem de arada bir kaç santim boşluk bulunmaktaymış.
Deprem sırasında sığınılacak yer olarak tasarlanan bu odanın kapısının önündeki dresuarın üzerinde tunçtan bir heykel duruyor, deprem olunca yatar vaziyetteki heykel sağa sola sallanıp ses çıkaracak, insanlar depremin durumunu, bitip bitmediğini anlayacak.
Yani, bu amaç için yapılmış.
Harika bir avizeye sahip olan salona geçiyoruz. Özel bir döşeme üzerine konuşlanmış İran halıları çekiyor dikkatimizi.
İçinde ceviz ağacı masa ve sandalye bulunan yemek odası ise ayrı bir dünya.
Yerde İran halıları, Fildişi işlemeli zigonlar, kabartmaları bukalemun derisinden bir içki dolabı, elektriksiz termos sistemiyle çalışan bir minibar.
O dönemde bu konforu düşünün…
Giriş katında havuz bar, mermerden Amerikan servis sehpası bulunmakta.
Odanın içindeki bu havuz süt banyosu içinmiş.
Rivayet odur ki, ünlü İtalyan yıldız Sophia Loren bu havuzda süt banyosu yapmış.
Duvarlarda ise burçları temsil eden figürler bulunmakta.
Sıra geldi taverna kısmına.
Bu bölüm ise Rumlar'ın porselen tabak kırarak sirtaki yapacağı şekilde tasarlanmış.
Okuduğunuz gibi, o dönemin şartlarına göre son derece lüks koşullarda yapılmış bina.
Evli olmayan ve çocuğu bulunmaya Paulides'in çok kötü bir ünü daha var:
Çocuk istismarcısı olduğunu belirtiyor asker rehberimiz.
Kendisi bir gün Köşk'üne geri döneceğinin hayalini kursa da bu hayal hiç gerçekleşememiş.
İyi ki de öyle olmuş.
Çocuk istismarcısı ve silah tüccarı birisinin bu kartal yuvası bugün müze olarak kullanılıyor.
Ve bu detaylar, ibret olsun diye anlatılıyor.
Sevgili okurlar haftaya da devam ederek Kıbrıs'ın tarihini ve gezdiğimiz Rum köyünü aktarmayı planlıyorum.
Bizden ayrılmayın…
Serinin son bölümünde bulaşabilmek dileğiyle…
Esen kalın, hoşça kalın sevgi okurlar…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık